Kömürden sentetik petrol üretimi haberleri de son yıllarda pek sevildi!

Kuzey Avrupa hariç Avrupa’da ekonomik anlamda ham petrol ve doğal gaz yatakları önemli bir miktarda bulunmamaktadır. Ayrıca, bitümü şeyl yatakları da pek yoktur.

Diğer taraftan, 1800’li yıllarda Birleşik Krallık, Almanya ve Avusturya-Macaristan olmak üzere birçok Avrupa kıtasında bulunan ülkelerde kaliteli ve büyük rezervlere sahip “kömür” yatakları mevcuttu.

18.y.y.’da Sanayi Devrimi ile Avrupa’daki birçok ülkede, bitümlü şeyl gibi piroliz ile kömüre dayalı hava gazı ve petrol sıvısı (sentetik petrol) üretim tesisleri kurulmuştur.

Bu tür tesislerin adına Gazometre (Gazhane) adı verilmektedir.

Gazhanelerde üretilen havagazı ve petrol sıvısı (CTL), başta saraylar olmak üzere şehir sokaklarının aydınlatılması için kullanılmıştır.

Kömürden petrol sıvısı ve havagazı üretim sürecinin nasıl gerçekleştiğine kısa bir göz atalım.

Bu tür bir tesise gelen kömür, belirli boyutlara düşürüldükten sonra bir fırında havasız ortamda ısıtılır.

Kömürün içerisinde bulunan büyük organik moleküller, gazlı, yağlı, katranlı fazlarda oluşan organik birleşikler bir yoğunlaştırıcı işlemi yapan damıtıcıdan ayrı ayrı alınır.

Geriye “Havagazı” olarak adlandırılan arıtılmış bu gaz, gaz şebekelerinden dağıtıma hazır olarak “Gazometre”ler de saklanır.

Gazhane tesislerinde bulunan gazometre yapıları, atmosferik basınçta hava gazlarını depolamak için kullanılan silindirik yapılardır.

1800 yıllarda başlamak üzere Almanya’dan Finlandiya’ya, Avusturya’dan Danimarka’ya kadar Avrupa’da kurulmuş olan gazhanelerin hepsi ekonomik nedenler ile 1950’li yıllarından sonra kapatılmıştır.

Kapatılan gazhanelerin bir kısmı, Doğu Berlin’de 1873-1981 yılları arasın çalışan gazhane ve gazometresi (Gasometer) tamamen yıkılıp, konut projelerine dönüştürülmüştür.

Bugün Avusturya’nın Leoben Teknik Üniversitesine ait ve oğlumun da görev yaptığı binanın bulunduğu bölgede, 1884-1961 yılları arasında gazhane fabrikası çalışmıştır.

Batı Berlin’deki 160 bin m3’lük gaz hacmi ile 1910-1995 yılları arasında çalışan Schöneberg Gasometer ise; 2012 yılından bu yana Berlin Teknik Üniversitesinin EUREF kampüsüne ev sahipliği yapmaktadır.

Benimde gidip gördüğüm Almanya’nın Leipzig ve Dresden şehirleri ile Avusturya’nın Viyana şehirlerindekiler başta olmak üzere Avrupa’daki birçok şehirdeki gazhaneler, 1980 ile 2011 yılları arasında restore edilerek bugün birer etkinlik merkezine veya müzeye dönüştürülmüştür.

Leipzig deki Gasometer’nin adı “Panometer Leipzig” adı ile 360 derece panoramik sergi ve gösteri etkinlikleri yapılan bir alan haline getirilmiştir.

Bugün dahi, gazometre üzerinde gaz hacmini gösteren (56 bin m3’lük) kadran ve Leipzig şehrine dağıtım yapan yeşil renkli demir boru hattı da korunmuştur.

Aslında, Osmanlı İmparatorluğunun son döneminde de bitümlü şeyl yerine kömürden damıtılmış petrol ürünleri (sentetik petrol) ve daha çok da hava gazı üretimi yapılmıştır.

Özellikle, I. Dünya savaşı öncesi hem Osmanlı Saraylarının hem de Beyoğlu gibi bazı önemli caddelerin ışıklandırması için kömürden petrol sıvısı (CTL) ve havagazı üretimi gerçekleştirilmiştir.

Başta İstanbul olmak üzere İzmir, Ankara ve Bursa gibi şehirlerde “Gazhane” adında kömürden hava gazı üretimi yapacak tesisler kurulmuştur.

Dolmabahçe Sarayı’nın aydınlatılması için 1855 yılında kurulan “Dolmabahçe Gazhanesi” Osmanlı döneminde ilk kurulan havagazı tesisi olma özelliği taşır.

Daha sonra, 1862 yılında Anadolu Yakasında Kuzguncuk ve 1881 yılında Avrupa yakasında Yedikule gazhaneleri kurulmuştur.

1892 yılından Anadolu yakasında Kadıköy’de kurulan “Hasanpaşa Gazhanesi”, halkın kullanıma yönelik olarak kurulmuş en önemli gazhanelerden biridir.

Tabi ki, ilki 1913 yılında İstanbul Silahtarağa’da suya dayalı bir barajın kurulması ile bu açılan gazhanelerin durumu değişmeye başlamıştır.

Cumhuriyet kurulduktan sonra, 1935 yılında Elektrik İşleri Etüt İdaresi (EİEİ) kurulması ile barajların sayısı ve gücü artırılarak elektrik üretimi de artmıştır.

Önce barajların ve sonrada 1948 yılında kömüre dayalı enerji santrallerin sayısının artması ile gazhaneler ekonomik olmaktan çıkmıştır.

İstanbul’daki gazhanelerin ilki 1950 yıllında olmak üzere, sonuncusu 1992 yılında tamamen kapatılmıştır.

Bugün bu gazhanelerin çoğu çürümeye terk edilmiş veya İstanbul’daki Hasanpaşa Gazhanesinin 2022 yılından İBB tarafından “Gazhane İstanbul” adı ile muhteşem bir müze haline dönüştürülmüştür.

Kuzguncuk ve Yedikule de bulunan gazhaneler de müzeye dönüştürülme süreci ise son birkaç yıldır devam etmektedir.

Kömürün gazhanelerde petrol sıvısına (CTL) dönüştürülmesi, petrole alternatif olarak kullanılmasını da sağlar.

1955’ten bu güne, Güney Afrika benzin ve dizel ihtiyacının yaklaşık %30’unu kömürden elde edilen sentetik yakıtlardan üretmektedir.

Gelelim son 15 yıldır ülkemizde “ilk kez kömürden petrol veya gaz elde ediliyor…” haberlerine!

İlk haberi 2012 yılında buldum ve Türkiye’de ilk defa Tübitak tarafından Soma’da kömürden sentetik petrol ve gaz üretilecek bir pilot tesis kurulacağı yazıyordu.

Sonra, 2015’de dönemin Enerji Bakanı tarafında Soma’da bir pilot tesisin kurulacağı haberi tekrar yapılmıştır.

2016 yılında ise dönemin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı tarafından Tübitak bütçesi ile Trijen projesi olarak adı geçen pilot tesisin açılışı yapılmıştır.

Tübitak’ın Soma’da ki pilot tesisi kurmaktaki amacı, ekonomik olarak kömürden sentetik petrol üretimi gerçekleştirmekti.

Eğer, pilot tesiste ekonomik bir üretim söz konusu olursa endüstriyel bir tesiste kurulacağı yetkililer tarafından söylendi.

Pilot tesis kurulalı 10 yıl geçti, hala bir endüstriyel tesis niye kurulmadı acaba?

Ayrıca, 2018 yılında kömüre dayalı bir gaz üretim tesisinin (Gazhane) Tübitak bütçesi ile Tunçbilek bölgesine kurulacağını dönemin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanının söylediği haberleri de hep beraber okuduk!

Şu an, bu pilot tesisin akıbetinin ne olduğunu bir bilen var mı?

2016 yılındaki Akşam gazetesindeki ilgili haberinin içeriğinde, Soma’da kurulan pilot tesiste, 7 milyon ton kömürden 1.4 milyon litre akaryakıt (sentetik petrol ve gaz) elde edileceği de belirtilmişti.

Gelin birlikte basit bir hesap yapalım!

Bugün benzin ve mazot üzerinden ortalama fiyatı 60 TL olduğu varsayacak olursak, yılda yaklaşık 85 milyon TL’lik bir akaryakıt üretmiş oluruz.

Aslında, 60 TL’lik benzin ve mazot fiyatının yarısı vergi olduğu düşünüldüğünde, elde edilecek yıllık gelir yaklaşık 45 milyon TL yapar!

Diğer taraftan, bir ton kömürün ocaktaki fiyatı 4 bin TL ile 8 bin TL arasındadır.

Soma bölgesi kömürleri bildiğiniz üzere en yüksek fiyatı olan bir kömür türüdür.

Biz yine de, kömürün ortalama fiyatını 4 bin TL olarak kabul edersek, yılda 28 milyar TL’lik kömür kullanılacak demektir.

Yani, en az 28 Milyar TL değerindeki kömür gelirinden feragat ediyoruz anlamına gelir!

Yaklaşık 28 Milyar TL’lik kömür gelirimizi, 90 milyon TL’lik (aslında 45 milyon TL) sıvı yakıt geliri elde etmek için kullanılması sizce ekonomik olabilir mi?

Minimum 300 kat fazla gelir kaybı anlamına gelmektedir!

Bu arada, kurulan pilot tesisin ilk yatırım maliyeti ne olacak?

Pilot tesis kendini kaç yılda amorti edecek?

Kömürden suni petrol ve gaz üretmek için harcayacağımız, başta enerji maliyeti olmak üzere hesaba katılmayan toplam işletme maliyeti ne olacak?

Bu soruların cevabı var mı?

Peki! Son iki yıldır “kömürden petrol ve gaz üreteceğiz…” şeklindeki benzer haberlerin tekrar tekrar çıkmasına ne demeli!

2012’den günümüze kadar çıkan haberlerde kömürden sentetik petrol ve gaz üretimi “Türkiye’de İlk Defa Yapılacak” ifadeleri sizce doğru mu?

Yukarda bahsetmiş oluğum gibi, Osmanlı’nın son dönemlerinde kurulmaya başlayan ve 1992 yılına kadar çalışan gazhanelere ne diyeceğiz o zaman?

1992 yılında ekonomik olmadığı için kapatılan kömüre dayalı tesisleri tekrar açmak yenilik mi?

Ayrıca, aynı şeyleri farklı zamanlarda tekrar tekrar yaparak farklı sonuç almak mümkün mü?

Sanayi devriminden (1800’li yıllar) bu yana, teknolojisi bilinen ve geçmişte yüzlercesi kurulmuş olan tesisler düşünüldüğünde, hepimizin vergileri ile oluşan Tübitak bütçesini bu tür işlere ayırmak ne kadar mantıklı? (devam edecek…).