Bir yönetici ile bir lider arasında fark var mı?
Bu soru hepimiz tarafından çok bildiğimiz bir soru olsa da, cevapların farklı olduğunu da belirtmek gerekir.
Fakat bu soruyu sormaya değerdir.
Çünkü günümüzde başta ülkeleri yönetenler olmak üzere maalesef bir “Lider” davranışı göstermeyip, daha çok “Yönetici” davranışı sergiliyorlar.
Bu durumda, o ülkede yaşayan halk fakirleşiyor, huzur bulamıyor ve savaşlar ile birlikte gelecek korkusu yaşamaya mahkûm oluyorlar.
Bugün ABD-İsrail ve İran arasında ortaya çıkan savaşın ülke yöneticilerine bir bakalım!
İsrail hükümeti, Ortadoğu’da etrafı çevrili Müslüman ağırlıklı vatandaşların olduğu Filistin, Irak, Suriye, Lübnan ve özellikle onu doğrudan tehdit eden İran gibi ülkelere karşı parçala-yönet yaklaşımı ile sürekli savaş çıkarmaktadır.
Yani! Genişletilmiş Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) uygulamalarını yavaş yavaş hayata geçirmektedir.
ABD ise hem İsrail lobisinin etkisi hem de küresel Çin tehdidi nedeniyle Çin’e doğrudan savaşı göze alamadığı için gözdağı vermek için Çin’e ticari destek olan daha güçsüz müttefik ülkelere savaş açabilmektedir.
Çin’li yöneticiler ise doğrudan ABD ile savaşa girip zarar görmek yerine, ABD’ye meydan okumaya gönüllü olan İran gibi ülkelere silah ve teknoloji desteği vermektedir.
Çin’in bu desteği tabi ki ülkesine petrol tedariki sağlamaları karşılığındadır.
Çin’in İran’a verdiği teknoloji yardımıyla hem ABD’yi savaşta güçsüz duruma düşürmekte hem de petrol ihtiyacını ucuza temin edebilmektedir.
Zaten, İran’da ki rejimin yöneticileri de kendi gücünü hesaba katmadan halkının zarar görmesi pahasına ABD’ye meydan okuyabilmektedir.
Sonuçta başta İran halkı olmak üzere birçok İslam ülkesi vatandaşı yaşamını yitirmekte, ülkelerini terk etmekte ve gelecek için huzurlu bir barış ortamında yaşayamaz hale gelmektedir.
ABD-İsrail ve İran arasında devam eden düşük şiddetli savaşta Avrupa ülkelerinin yöneticileri I. ve II. Dünya savaşlarında en çok zarar gören ülkelerin halkları olma sebepleri ile savaşa dâhil olmamayı seçtiler.
ABD başkanının savaşa müttefik olarak destek olmaları için Avrupalı liderleri tehdit etmesine rağmen tarafsız kalmaya çalışıyorlar.
Birçok Avrupa ülkesi yöneticisi bu savaşa tarafsız kalarak, hem ülkesinin asker kaybına izin vermemiş hem de savaşın neden olduğu ekonomik zarardan vatandaşlarının en az etkilenmesini sağlamıştır.
Avrupa ülkelerinin yöneticileri savaşa tamamen ülkesi ve vatandaşlarının çıkarları doğrultusunda tarafsız davranış sergileyerek “Lider” statüsü konumuna geçmiş görünmektedirler.
Avrupa ülkelerinin yöneticilerinde Büyük Önder Mustafa Kemal ATATÜRK’ün “Yurtta barış, Dünyada barış” motto’su hâkim olmuş gözükmektedir.
İspanya başbakanı ABD’yi bu savaşı başlatması nedeniyle kınar iken, Türkiye dâhil 12 Müslüman halka sahip ülkeler saldırılar nedeniyle İran’ı kınıyorlar.
Diğer taraftan, bu ülkeler ABD’yi kınamayı akıllarına bile getirmiyorlar!

Tabi ki! Ülke yönetimlerinde olduğu gibi daha aşağı katmanlarda yöneticiler de mevcuttur.
Bunlar, Vali, Kaymakam, Belediye Başkanı, Rektör, İl Müdürleri ve benzeri kurum yöneticilerinden oluşur.
Ayrıca, kamu dışında sivil toplum kuruluşlarında ve özel sektörde de birçok yönetici bulunmaktadır.
Lakin onlar bir Lider mi?
Tüm yukarıda saydığım “Yönetici” sıfatı olanların çoğu maalesef “Lider” statüsüne bir türlü geçemediklerine şahit olmaktayız.
Hepimizi, olağanüstü sorunlarımızın çözülmesi için bizi son yıllarda raylarda tutan veya raylardan çıkaran liyakatsiz yöneticilerin başka birini yani “Lider” gerektireceğini düşündürüyor.
Çünkü yöneticilerin sözleri, kararları ve eylemleri mevcut koşulları iyi ele aldıklarında başarılı oluyorlar ve bu durumda “Lider” sıfatını alıyorlar.
Lider; sözlük anlamı olarak, yönetimde gücü ve etkisi olan kimse, önder, şef, bir partinin veya bir kuruluşun en üst düzeyde yönetimiyle görevli kişi olarak tanımlanabilir.
Yönetim sürecinde liderlik iki şekilde karşımıza çıkmaktadır.
Resmi liderlik; bir üst makamın bu göreve kişiyi atanmasıyla gerçekleşir ve bu durumdaki kişi daha çok yönetici olarak adlandırılır.
Bu durumda, yönetici kendi inandığı doğrularla değil, onu atayan makama karşı gösterdiği bağlılığı ön plana çıkmakta ve sonuçta kurumun gelişmesini engellemektedir.
Gayri resmi liderlik; bir üst makamın atamasıyla değil, daha çok bir yetenek, bir başarı ve göstermiş olduğu bazı önemli özelliklerden dolayı güç sahibi olan kimsedir.
Belli bir çalışma süresi ile elde edilen tecrübe, çeşitli sınav başarıları veya benzeri konumda olan diğerlerine göre üstün performans özelliklere sahip olması sebebiyle bir makama gelen yöneticidir.
Bu tür bir yönetici, gerektiğinde o makama atayana olan bağlılığından daha çok kuruma olan bağlılığı öne planda olur ve artık bir “Lider” statüsü kazanmış olur.
Yöneticiler, hep onu atayan makamın isteklerini yerine getirerek daha üst makamlara terfi etmeyi düşünürken, lider bulunduğu ortamda iz bırakır.
Lider bir kişi gerektiğinde onu atayan makamların kurumun yararına olmayan karalarına karşı dik durabilmekte veya ona rağmen yanlış karalar alınıyorsa da istifa ederek tepki koyabilmektedir.
Liderlik; altında bulunanları (astlar) ve başkalarını kurum vizyonunu takip etmeleri için motive edebilme ve insanların ne yapabileceklerini görme, süreç boyunca düzeltmeler yapabilme ve karar verme yeteneğidir.
Yönetim; günlük işleri yürütmek, rutin sorunlarla ilgilenmek ve nihai hedefe ulaşmaktır.
Liderler esnek ve değişime açıkken, yöneticiler genellikle katıdır ve var olan durumu korurlar.
Liderlik daha çok ilham vermek, rehberlik etmek, iletişim kurmak ve ekip içinde güven oluşturmakla ilgilidir.
Yönetim ise bir organizasyonun günlük işleyişidir. Yani, organize etmek ve yönetmekle ilgilidir.
Liderlik, saygı kazanmak, yönlendirme yapabilmek ve sonuç almak için işi tamamlayabilmekle ilgilidir.
Yönetim ise para, müşteri memnuniyeti, kaynaklar, nakit akışı ve diğer günlük rutin işler gibi şeylerle ilgilidir.
Lider, astların veya üçüncü tarafların saygı duyduğu bir kişiliktir. Aynı zamanda iyi bir yöneticidir.
Ancak yöneticiler her zaman iyi bir lider değildir ve altında olanlar yöneticiden rehberlik değil, emir ve talimat beklerler.
Bir şirketi veya bir organizasyonu yönetmek, belirli yönetim becerilerine sahip olmayı gerektirir.
Ancak lider olabilmek bundan daha fazlasıdır.
Profesyonel liderlik belirli yönetim becerilerine de sahip olmayı gerektirir.
Aksi takdirde altında çalışanlar liderin aldığı karaları doğru olduğuna ikna olmazlar.
Liderlik, olumlu bir kültür ve akıcı bir çalışma ortamı geliştirir.
Öte yandan, sadece yönetim işlerin izlenmesi ve takip edilmesi gereken işlevsel bir kültüre önem verir.
Yalnızca yönetimle çalışma kültürünü elde edemezsiniz.
Bunu liderlikle elde edersiniz.
Çalışma kültürü bir kez oluştuğunda, yönetmek daha kolay olur.
Bu nedenle, işi ve kültürü yönetmek için daha fazla liderliğe ihtiyacınız vardır.
Kültür oluştuğunda, artık liderlikten çok yönetim söz konusu olmaya başlar.
Liderlik, ulaşılması gereken hedeflere dair net bir vizyonu olan uzun vadeli bir şeydir.
Yönetim ise daha çok işlevselliğe odaklıdır; kısa vadelidir ve bir hedef belirleyip ona ulaşmayı içerir.
Bir organizasyonun başında olmak için hem liderlik hem de yönetim gereklidir.
Bir lider bir şey söylediğinde, insanlar dinler.
Örneğin, bir mühendislik ekibinde, hem altında olanlar (astlar) hem de üçünü taraflarla ilgilenilmesi gerekir.
Liderlik, kendi ekibiyle olduğu kadar üçüncü taraflarla de ilişki kurabilmek anlamına gelir.
Ayrıca, organizasyona başarı getirmeli ve bu çok yönlü başarıya ulaşıldığında lider olarak saygı kazanılır.
Çoğu yönetici kendisini lider olarak görür; bu gerçek olabilir veya olmayabilir.
Bunun kanıtı, otorite kurmadan hedeflerini gerçekleştirebilecekler mi sorusudur.
Eğer bir işi başarmak için çalışanlarınıza gerekliliği dayatmanız gerekiyorsa, bu yönetimdir.
Eğer çalışanlarınız, görevi tamamlamanın ardındaki felsefeyi anladıkları için bunu kendi istekleriyle yapıyorlarsa, o zaman bu bir liderliktir.
Çünkü bir şekilde onlara, yönetmeye gerek kalmadan hedeflere ulaşma duygusu aşılamışsınız demektir.
Bir lider, altında olanları harekete geçirir ve kriz durumunda sorumlu bir rol oynaması şarttır.
Kaotik ve art arda gelen sorunların çıktığı bir ortamda sakin kalabilen kişi liderdir.
Bunları yapabilmek için liderin hem altında bulunan (astlar) kişilerle hem de üçüncü taraflarla iletişim konusunda iyi olmalı ve eylemlerinde tutarlılık göstermelidir.

Gerçek liderler, tutumlarını ve eylemlerini değerlendirerek, altında bulunan kişiler üzerinde “kötü kararlar almamayı nasıl sağlayabilirim?” diye sorarlar.
Başarılı olmak için liderler:
Kendi hatalarının sorumluluğunu üstlenir.
Büyük resmi anlamak için gereken bilgiyi herkese sorarak arar.
Karşılaştıkları zorluklarda hangi rolü oynadıklarını inceler.
Aldığı karaların doğru ve yanlış olup olmadığını sorgular.
Başarısızlığı altında bulunanlara (astlarına) yöneltmez, kendisini için öğrenme ve büyüme fırsatı olarak görürler.
Lider olanlar kendi performanslarını sık sık gözden geçirir.
Kendi görüşlerinden farklı olan fikirleri ciddiye alır ve iyi fikirleri uygulamaya geçirir.
Başkalarından öğrenirken onlarla açık ve dürüst bir şekilde konuşur.
Liderler, altında olanların ve topluluğun refahını dengelemek için adalet, saygı ve iyilik gibi ilkeleri uygularlar.
Sadece kanunlara uymak için değil, daha büyük iyiliğe hizmet etmek için etik davranış sergiler.
Altında olanların da etik dışı olarak gördükleri eylemleri açıkça sorgular ve onların etik davranış içerisinde kalmaya yöneltir.
Altında olanların da sosyal sorumluluk sahibi olmasını ve bu şekilde davranmaya teşvik eder.
Altında olanların siyasete göre değil, liyakate göre tanır ve ödüllendirir.
Altında olanların kendisi üzerinde olumsuz eleştirileri ve etkisi olsa bile adil olan kararları alır.
Sadece kendisi için değil, başkalarının yararına hareket eder.
Çevresel zararı azaltmak için adımlar atar. Astlarının da çevreye karşı benzer hassasiyette olmalarını ister.

Liderler altında bulunanların yaş, cinsiyet, etnik köken ve inançlar gibi temel farklılıklara saygı duyar ve bunlardan kurumun yararına faydalanır.
Farklı kültürleri temsil eden müşterilerin de ihtiyaçlarını karşılamaya çalışır.
Farklı gruplardan insanlar arasında iyi iş birliği yapar ve iş birliğini herkes için teşvik eder.
Çok çeşitli insanlardan oluşan grupları etkili bir şekilde yönetir.
Kültürel sınırların ötesinde yönetimde hassasiyet gösterir.
Diğer kültürlerin iş uygulamaları hakkında bilgi edinir.
Liderler pratik fikirler sunar, uygular ve altında olanların da aynısını yapmasına yardımcı olur. Böylece yeniliğin gelişebileceği bir ortam yaratırlar.
Başkalarının değişikliklere hızlı bir şekilde uyum sağlamasına yardımcı olur.
Olumlu bir geleceğe dair ortak bir geniş görüşlülük (vizyon) geliştirmelerine yardımcı olur.
Açıkça düşünerek ve başkalarını da dâhil ederek gerçek dünya sorunlarını çözer.
Başkalarını stratejik hedeflere doğru motive etmek için hikâyeler anlatır.
Yeniliğin gelişebileceği bir çalışma ortamı yaratır.
Hızı, esnekliği ve yeniliği teşvik etmenin yollarını arar ve bulur.
Liderler, bağlılık kazanmak, çabayı teşvik etmek ve iletişimi geliştirmek için herkesin paylaştığı insani düzeyde başkalarıyla bağlantı kurarlar.
Astlarında oluşan çeşitli duyguları okuyabilir ve uygun şekilde yanıt verir.
Astlarının iş-yaşam dengesi sorunlarını çözmelerine yardımcı olur.
Müşterilerin ve meslektaşların güvenini kazanmak için çaba gösterir ve iyi iletişim kurar.
Kararlarının ve eylemlerinin olumsuz insani etkisini en aza indirirler.

Liderler stratejiler geliştirir, planlar ve kararlar alır ve uygular.
Altında bulunanların çalışmalarını organize eder ve çabaları öngörülen iyi sonuçlara doğru yönlendirir.
Değişen piyasa ve yaşam koşullarına hızla uyum sağlar.
İşletme maliyetlerini yönetir.
İşletmeyi rekabetçi hale getirmenin yeni yollarını öğrenir.
Etkili iş planları geliştirir ve uygular.
İş sonuçlarını iyileştirmek için somut verileri analiz eder ve kullanır.
Müşteri edinimi, müşteri sadakati ve ömür boyu değerini yönetir.
Özde liderlik ana küme olup, yönetim liderliğin bir alt kümesidir.
Bir “yönetici” sadece bir bölgede yetkindir. Lider ise birçok konuda yetkindir.
Sadece iş zekâsı, günümüzün karmaşık zorluklarını karşılamak için yeterli değildir.
Daha karmaşık sorunlar daha fazla düşünme gerektirir.
Sürdürülebilir uzun vadeli stratejinin toplum üzerinde olumlu bir etkisi olmalıdır.
Büyük ölçekli çabalar, her biçimde çeşitliliği kullanmalıdır.
Yaratıcılık, yeniliği yönlendirir ve bu da rekabet avantajını keskinleştirir.
İnsanları motive etmek için verilen sözlerin mantıklarının yanı sıra duygularını da içermelidir.
Bu tanımlara göre, etkili bir 21. yüzyıl lideri, koşullar gerektirdikçe farklı şartlarda sorunsuz bir şekilde hareket eder.
Ayrıca, her ortamın güçlü yönlerinden yararlanarak eksiklikleri giderir ve sonuçta tüm alanlarda başarılı olur.
Bulunduğumuz yüzyıl, insan beceri düzeyi her kuruluşun ve liderin başarısını belirleyecektir.
Özel kuruluşların ve liderlerinin bu yüzyılda karşılaştığı ve aşağıda vermiş olduğum güçlü rekabetin geldiği durumu anlaması gerekir.
• Maliyet baskıları,
• Rakiplerin agresif tutumları,
• Teknoloji zorluklar,
• Satış büyümesinin sağlanması,
• Çalışanların çok çalışması yerine verimliliğin artırılması,
• Ürün veya hizmetlerin yenilikçiliğine (inovasyonu) yoğunlaşma,
• Müşteri memnuniyetinin iyileştirilme çabası.
Günümüzde bir liderin becerilerini geliştirme konusunda sadece teknolojik yeniliklerle yapamayacağını anlaması gerekir.
Liderin başarısı, teknolojinin erişemeyeceği zorlukların üstesinden gelebilecek becerilere ve bilgiye sahip insanlarla çalışmasına bağlıdır.
Bilgiyle ve sağlıkla kalın…