Suizan; Türkçe karşılığı ön yargı neticesinde insan beyninde oluşan olumsuz düşünce olarak tanımlanabilir. Suizan; elde somut bir belge olmadan bir kimse hakkında kötü düşünmektir.
Buna göre, kötü zan ve tahmin haramdır. Bir başka ifade ile suizan kalben yapılan bir gıybettir. Eğer bu kalp ile yapılan gıybet, bir başkasına anlatılırsa iki katlı bir günah söz konusu olması mantık gereğidir.
Bir Hadis-i Şerif’te “Eğer söylediğin onda varsa gıybetini yapmış oldun; eğer yoksa bir de iftirada bulundun.” (Ebu Davud) şeklindeki ifadeler suizanın iftira boyutuna varabileceğini belirtmektedir. Suizan hem kalp ve dil ile günah işlenmiş hem de iftira edilmiş anlamına gelir.
Bu nedenle öncelikle kötü tahmin ve zandan sakınılmalı ki, bütün bu günahlara girmekten sakınmış olalım. Zehrin bedene girmesine izin vermemek nasıl önemli ise, kötü zannın ruhunuza girmesine izin vermemek da o kadar önemlidir. Çünkü zehrin bedene girdikten sonra yapacağı tahribat büyük olacaktır.
Diğer taraftan, haksız zan ve tahminden kul hakkı da doğar. Bu durum temelde insanlara karşı işlenen bir suçtur ve affedilme yetkisi, kötü zan ve tahmininde bulunulan insanlardadır.
Bu yüzden masumun ahlâkı, onuru hakkında delil olmaksızın kötü zanda bulunur da içimizdeki kötü zannı doğru kabul ederseniz, yarın Huzur-u Mahşer’de ağır bir bedel ödersiniz. Bu zan ve tahmini başkalarıyla paylaşmak, günahın büyüklüğünü artırdığı gibi sorumluluğun ağırlığını da o oranda artıracaktır.
Suizannın en önemli zararlarından birisi, kötü kanaat ve tahminin içeriğini oluşturan olumsuz ruhsal enerjinin muhatabını araması ve sonunda haksız olan ruhun bu ruhsal enerji ile tahrip olmasıdır.
Muhammed Bozdağ bu konuda “Gıybetin alenî veya gizli olması değil, taşıdığı duygu yükü önemlidir.” der.
Kur-an’ı Kerim’de Suizan “Üç düşük Davranış” tan birisi olarak ifade edilir. Bunlar suizan, tecessüs ve gıybettir. Diğer taraftan, Müslümanlar arasında suizan, dedikodu ve gıybetin yaygınlaşması sonucunda fitne-fesadın yaygınlaşması, toplumsal bir felâket olarak kabul edilmelidir.
Suizan insanı hep olumsuz düşünceye sevk ettiği için insandaki iyimserlik halini öldürür. Olumsuz görünen ya da eksik iletişim ya da algılama sonucu meydana gelen yanlış anlaşılmaların neticesi hayra yorulmaz.
Böylece suizan hastalığı artıkça sahibini tenkit hastalığına sevk eder. Her şeyi ve herkesi tenkite başlar. Onların bütün iş ve hareketlerini kötü zanla yorumlayıp onları tenkit eder. Hatta tenkitte ileri giderek onları eleştirme ve gıybete kadar götürür. Belki bir zaman sonra ise kalpte yapılan gıybetler dile çıkacak, iftirayla süslenir ve sahibinin amelini yakar.
Birbirlerine suizan besleyen Müslümanlar, acilen ilgiliden helallik almalı ve hem kendileri hem kendi günahlarına tövbe etmelidir. Hem de suizan ettikleri kişiler için duada bulunmalarında fayda vardır.
Bütün bu bilgiler ışığında son bir not; Dünya da bu gün çarşıda, pazarda, evde, kırda ya da bayırda, tarlada tapanda, mektepte, sokakta, orada ya da burada hakkımda suzian da bulunanların helallik almaları için kapım açıktır. Bu çağrı şahsımla ilgili olarak suizan balçığında boğulanlar için altın bir fırsattır. Akıllı olan ve yüksek imana sahip olan kişiler altın fırsatları değerlendirmesini bilirler. Ben ilgili konuda rahat ve huzurluyum.
Evet, Suizan haramdır, Benden hatırlatması, gerisini suizanda bulunanlar düşünsün. Dünyanın tapusu elimizde olmadığına ve vaktin ne zaman geleceğini de kestiremediğimize göre yarın çok geç olabilir.
Suizandan uzak kalmanız; fesatlığa bulaşmamanız dileği ile hoşça ve dostça kalın.