Küresel Gazeteciler Konseyi üyeleri olarak gerçekleştirdiğimiz Azerbaycan ziyareti, mesleki bir programdan çok daha fazlasıydı. Bu yolculuk, yüreklerde açılmış yaraların tanıklığına, tarihin suskun çığlıklarına ve kardeşliğin özünü arayan bir vicdan arayışına dönüştü. 50’ye yakın farklı coğrafyadan gelen gazeteciyle birlikte, sadece bir ülkeyi değil; onun hatıralarını, acılarını ve umutlarını birlikte yaşadık. Bu yazıda ise sadece bir kalemin değil, aynı zamanda bir kardeşin kalbinin sesi var. Çünkü Karabağ, yalnızca bir coğrafya değil, aynı zamanda bir vicdan meselesidir.

Hocalı: Sessizlikte Yankılanan Feryatlar
İlk durağımız Hocalı’ydı. O topraklara ayak bastığımız anda, kelimeler anlamını yitirdi. 1992 yılının o karanlık Şubat gecesinde yaşananlar, hâlâ taşlara sinmiş, ağaçların yapraklarına fısıldanmış, insanların gözlerine kazınmıştı. Hocalı Katliamı sadece Azerbaycan'ın değil, insanlığın hafızasına kazınmış bir acıydı.
Ama bugün orada sadece yas yoktu. Aynı zamanda direnişin ve yeniden doğuşun izlerini taşıyan bir şehir yükseliyordu. Devlet eliyle başlatılan imar ve iskan çalışmaları, hayatı yeniden kurmanın sembolüne dönüşmüş. Konut projeleri, altyapı yatırımları, modern sağlık merkezleri ve sosyal alanlarla Hocalı, küllerinden doğan bir anka gibi ayağa kalkıyor. Görüştüğümüz yerel yetkililer, Hocalı’nın Karabağ'ın kalkınma üssü olacağına gönülden inanıyor.

Şuşa: Direnişin Kalbi, Kültürün Sesi
Hocalı’nın ardından vardığımız Şuşa, bir şehrin ötesinde, bir milletin hafızasıydı. Azerbaycan'ın kültürel başkenti, her taşında bir şiir, her duvarında bir destan barındırıyordu. Türkülerin yurdu, destanların kaynağı bu şehir; aynı zamanda direnişin de adıydı.
Restorasyonlar, aslına sadık kalınarak yürütülüyor. Her detayda büyük bir hassasiyet var. Şuşa Havalimanı’nın açılmasıyla birlikte bölgeye olan ulaşım daha da kolaylaşmış. Eğitim kurumları, sanat merkezleri, müzeler ve kültürel yapılar yeniden hayata kazandırılıyor. Şuşa artık yalnızca geçmişe dönüp ağlayan değil, geleceğe umutla yürüyen bir şehir.

50 Gazeteci, Tek Yürek
Küresel Gazeteciler Konseyi çatısı altında buluşan ve dünyanın dört bir yanından gelen yaklaşık 50 gazeteci olarak bu ziyaret boyunca tek bir yürek olduk. Her birimiz farklı ülkelerden, farklı kültürlerden gelmiş olsak da; acının dili birdi, umut aynıydı, kardeşlik ise ortak değerimizdi. Yapılan her görüşme, her göz teması ve her paylaşım; gönüller arasında örülen yeni bir köprüye dönüştü.
Görüşmelerimizde karşılaştığımız samimiyet, devlet yetkililerinden halkın her kesimine yansıyan misafirperverlik ve kardeşlik vurgusu, bu yolculuğu unutulmaz kıldı. Karabağ’da atılan her adımda, yalnızca Azerbaycan’ın değil, tüm Türk dünyasının kalbinin attığını hissettik.

Karabağ Bir Vicdan Meselesidir
Bu topraklar bize bir miras değil, bir emanet. Her taşın altında bir dua, her yolun ucunda bir umut saklı. Hocalı’da yaşananları unutmak mümkün değil. Ama bugün orada yükselen hayatı görmek, yeniden doğuşa tanıklık etmek; insanı hem hüzünle hem umutla dolduruyor.
Bugün Karabağ’da atılan her temel, sadece bir inşaat değil; aynı zamanda kalplerdeki yıkımı onaran bir temeldir. Türkiye ile Azerbaycan arasında kurulan bu güçlü kardeşlik köprüsü, yalnızca geçmişin değil, geleceğin de garantisidir.
Özellikle bu ziyaretin fikir mimarı, meslektaşlar arasında yalnızca bir başkan değil; aynı zamanda bir yol arkadaşı, bir gönül insanı olan Küresel Gazeteciler Konseyi Genel Başkanı Mehmet Ali Dim’e; tüm detayları titizlikle planlayan, misafirperverliği ve vizyoner yaklaşımıyla programın her anını anlamlı kılan Küresel Gazeteciler Konseyi Dış Medya Başkanı Elşad Eyvazlı’ya ve enerjisiyle her adımda yanımızda olan, güler yüzü ve özverili çalışmalarıyla hepimize moral veren Başkan Dim’in asistanı Meryem Kanberoğlu’na en derin duygularımla teşekkür ederim.
Bu yolculuk, sadece coğrafyalar arasında değil, kalpler arasında da kurulan köprülerin izini taşıyor. Ve biz gazeteciler, o köprünün hem tanıkları, hem de anlatıcılarıyız.
Dönüş yolunda aklımda bir cümle yankılandı:
“Karabağ sadece bir toprak değil, bir vicdan meselesidir.” Ve biz, o vicdanın sesi olmaya devam edeceğiz.