Anadolu'nun bir köy kahvesinde yaşlı bir amca şöyle demişti:

"Kamış, ses verince ney olduğunu sanır."

Ne kadar derin bir söz...

Çünkü ses çıkarmak başka, söz söylemek başkadır.

Bugün etrafımıza bakıyoruz.

Eline mikrofon geçen kendini bilge sanıyor.

Sosyal medyada birkaç takipçi bulan kendini kanaat önderi görüyor.

Bir makamın kapısından giren, o makamın sahibi olduğunu düşünüyor.

Bir koltuğa oturan, devlet olduğunu zannediyor.

Oysa kamışla ney arasında büyük bir fark vardır.

Kamış, doğada kendiliğinden yetişir.

Ney ise emek ister.

Terbiye ister.

Sabır ister.

Ustalık ister.

İçi boşaltılmadan, ateşten geçmeden, ustanın elinde şekillenmeden ney olunmaz.

Tıpkı insan gibi...

Yalan da böyledir.

Ağızdan çıkan her cümle söz değildir.

Yalanın süslenmiş hâli hakikat olmaz.

Bağırmak bilgi değildir.

Konuşmak fikir sahibi olunduğunu göstermez.

Çünkü sözün değeri, sahibinin karakteri kadardır.

Atalar boşuna dememiş:

"Boş teneke çok ses çıkarır."

Bugün herkes konuşuyor.

Ama dinleyen az.

Herkes hüküm veriyor.

Ama araştıran az.

Herkes eleştiriyor.

Ama sorumluluk alan az.

Bir de makam meselesi var.

APTAL ata binince bey olduğunu sanır, derler.

Aslında mesele at değildir.

Mesele insanın kendisidir.

Çünkü gerçek bey, ata binince değil; attan inince belli olur.

Yetki eline geçtiğinde değil, yetki elinden çıktığında belli olur.

Makamla büyüyenler, makam gidince küçülür.

Karakterle büyüyenler ise her yerde aynı kalır.

Anadolu insanı buna "haddini bilmek" der.

Ne güzel sözdür.

Kendini bilmek...

Haddini bilmek...

Neyi bilmediğini bilmek...

İşte gerçek olgunluk burada başlar.

Çünkü bilmediği konuda konuşmak, öğrenmeye çalışmak yerine ahkâm kesmek, yalnızca sahibini küçük düşürür.

Bilgelik, her konuda konuşmak değildir.

Gerektiğinde susabilmektir.

Bilgelik, herkese akıl vermek değildir.

Önce kendine bakabilmektir.

Sonuçta hayatın değişmeyen bir terazisi vardır.

Kamış ne kadar ses çıkarırsa çıkarsın, ney olamaz.

Yalan ne kadar dolaşırsa dolaşsın, hakikat olamaz.

Makam ne kadar yüksek olursa olsun, karakterin yerini tutamaz.

Ve insan...

Kendini bildiği kadar insandır.

Haddini bildiği kadar değerlidir.