Yaşam, sayısız renkten oluşan büyük bir tablo gibidir. Bu tablonun en canlı, en umut dolu renklerinden biri de kız çocuklarıdır.

Onlar, dünyanın her köşesinde geleceği şekillendiren sessiz ama güçlü birer ışık gibidir. Bir kız çocuğunun gülümsemesi, gri bir günü maviye; bir kız çocuğunun hayali, umutsuz bir dünyayı yeniden renklendirebilir.

Ne yazık ki, dünyanın birçok yerinde hâlâ kız çocukları hak ettikleri değeri göremiyor. Eğitim, özgürlük ve fırsatlar açısından eşitliğe ulaşamayan milyonlarca kız çocuğu var. Oysa bir kız çocuğuna eğitim vermek, sadece bir bireyin değil, bir toplumun geleceğini değiştirmek demektir. Çünkü eğitimli bir kız çocuğu, bilinçli bir anne, güçlü bir birey, üretken bir yurttaş olur.

Kız çocuklarının varlığı, toplumun vicdanını ve rengini belirler. Onlar yaşama duyarlılık, zarafet ve direnç katar. Her biri kendi renginde parlar: kimisi sanatla, kimisi bilimle, kimisi sporla… Her biri, kendi potansiyelini keşfettiğinde yaşamın paletine yeni bir ton ekler. Bu yüzden her kız çocuğuna, hayal kurabileceği ve o hayali gerçekleştirebileceği bir alan tanımak gerekir.

Kız çocuklarının özgürce yaşayabildiği, seslerini yükseltebildiği bir dünya; adaletin, barışın ve sevginin rengini taşır. Çünkü onların yaşam enerjisi, sadece kendilerine değil, çevrelerindeki herkese umut olur. Bir kız çocuğunun gözlerindeki ışığı söndürmek, bir toplumun geleceğini karartmak demektir.

Yaşamın gerçek rengi, kız çocuklarının umut dolu gülüşlerinde saklıdır. Onlara inanmak, onların yanında durmak, aslında yaşamın kendisine sahip çıkmaktır. Her kız çocuğu, dünyanın renklerini çoğaltan bir fırça darbesidir; yeter ki o renkleri görmeyi bilelim.