Bazı insanlar emekli olur, bazıları ise hatıralara emanet edilir. Baki Çek, benim için ikinci gruba giren insanlardan biridir.
2001 yılında tanıdığım Baki Bey'i, 44 yıllık memuriyet hayatının ardından yaş haddinden emekliye uğurlarken, aslında yalnızca bir çalışma arkadaşımızı değil, kurumumuzun güzel bir dönemine şahitlik etmiş kıymetli bir insanı uğurluyoruz.
Yıllar içinde kendisini daha yakından tanıdıkça, ilk günkü kanaatim daha da güçlendi: Baki Bey işinde mahirdi, bilgiliydi, tecrübeliydi, onun lügatinde ‘olmaz’ yoktu; fakat onu asıl değerli kılan bunların ötesinde sahip olduğu güzel insanlığıydı. Sakinliği, beyefendiliği, iletişimi ve çözüm üretme gayretiyle her zaman farklı bir yerde durdu. Müdürlüğümüz ve okullarımızın tamamıyla ilişkili, yoğun ve zaman zaman stresli bir birimde çalışmasına rağmen onu insanlara karşı sesini yükseltirken, surat asarken veya kırıcı bir tavır sergilerken görmek mümkün değildi. Yıllarca birlikte çalıştığımız Baki Bey hakkında farklı kesimlerden insanlardan hep güzel sözler duydum. Herkesin takdirini kazanmak kolay değildir. İşte bu yüzden Baki Çek olmak kolay değildir.
Baki Bey'le ilgili hafızamda kalan pek çok güzel hatıra var. İl Millî Eğitim Müdürlüğüne yeni atandığım dönemde Valilik binasında görev yapıyorduk. Odamda internet yoktu. Sorduğumda “Orada internet çekmez.” denildi ve aylarca bu durumu kabullendim. Sonra Baki Bey'e söyledim. Çok geçmeden internet bağlandı. Meğer çekiyormuş! Fakat onunla ilgili asıl unutamadığım olay, yıllardır biriktirdiğim makalelerimin ve fotoğraflarımın bilgisayardaki bir güncelleme sırasında kaybolmasıdır. Benim için bu, birkaç dosyanın silinmesinden çok daha fazlasıydı; yılların emeği makaleler ve hatıralarım bir anda yok olmuştu. Baki Bey de benim kadar üzüldü. Dairede uzun süre uğraştı, sonuç alamayınca bilgisayarı evine götürdü. Hafta sonu boyunca çalışarak dosyalarımın yaklaşık yüzde 90'ını kurtardı. Oysa kolayca “Tedbirini kendin alsaydın.” diyebilirdi. Demedi. Çünkü o, görev tanımının ötesinde insanı önemseyen bir anlayışa sahipti. Bir insanın yıllarını kurtarmak, bazen bir bilgisayar sorununu çözmekten çok daha büyük bir iştir.
Baki Bey'in bir başka özelliği de güvenilirliğiydi. Bilgi İşlem biriminde görev yaptığı için kurumun en hassas ve gizli bilgilerine ulaşabilen personellerden biriydi. Gördükleri, duydukları, bildikleri vardı. Fakat bunları taşımayı değil, korumayı bildi. Gereksiz bir sözünü, kimsenin özelini konuştuğunu veya kendisine emanet edilen bir bilgiyi taşıdığını görmedim. Bir de sosyal yönü vardı Baki Bey'in. Arkadaşlarının düğünlerinde de cenazelerinde de onu en önde görmek mümkündü. İyi günde de kötü günde de insanların yanında olmayı bilenlerdendi. Bugün giderek kaybettiğimiz komşuluk, dostluk ve vefa duygusunu hâlâ yaşatan insanlardan biriydi.
44 yıl... Bir insan ömrünün önemli bir bölümünü devlet hizmetine adamak kolay değildir. Fakat bence bir memurun gerçek karnesi, emekli olduğu gün ortaya çıkar. Çünkü makamlar, odalar ve unvanlar geride kalır; insanın ardından söylenen sözler kalır. Baki Bey'in ardından söylenecek sözlerin güzel olacağına inanıyorum. Çünkü o, arkasında yalnızca yaptığı işleri değil; çözdüğü sorunları, yardım ettiği insanları, güzel dostlukları ve iyi bir insan olarak bıraktığı hatıraları da bırakıyor. Kendisine bundan sonraki hayatında sevdikleriyle birlikte sağlık, sıhhat, huzur ve afiyet diliyorum. Rabbim işini gücünü rast getirsin. Yıllarca başkaları için koşturan Baki Bey, bundan sonra hayatın güzelliklerini sevdikleriyle birlikte doyasıya yaşasın.
Geride kalanların yeni Baki Çek olması temennisiyle…
Yolun açık olsun Baki Bey.
Bazı insanlar görevden emekli olur; fakat gönüllerdeki yerlerinden asla emekli olmazlar.
Baki Çek olmak kolay değildi.
Ama iyi ki Baki Çek gibi bir insanı tanıdık.
NOT: Bir Ömrün Sessiz Notları kitabımı okumanızı tavsiye ederim.