Vasviye teyzeyi izleyen herkes bu sözü bilir “ne çektin bee…” Geçtiğimiz Cuma sabahı televizyonda eski adıyla İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB), yeni adıyla Borsa İstanbul’un (BİST) gong törenini izliyordum. 1986 yılında kurulan İMKB olarak adlandırılan İstanbul Menkul Kıymetler Borsası’nın ismi 27 yıl sonra tarih olmuş, Borsa İstanbul (BİST) adıyla işlem yapmaya başlamıştı. O gün borsadaki işlemler Sayın Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın ilk gongu çalmasıyla başlıyordu.
Sayın Başbakan ilk gongun ardından açılış konuşması yapmaya başladı. Konuşmasında şöyle diyordu; “Bugünkü tarihi adım İstanbul'u finans merkezi yapma projesini güçlendirecektir. Türkiye'de büyüme 2012'de ABD ve AB'nin çok üzerinde gerçekleşti. Faizi yüzde 63’ten yüzde 6'ya indirdik. Yüzde 6'lık faizi fazla görüyorum. Yüzde 6'lık faizin bir baskı olduğunu ifade etmek istiyorum. Kısa zamanda bunu daha da düşürmek suretiyle faiz baskısını tüketiciler üzerinden kaldırmış oluruz. IMF'ye 400 milyon doları da önümüzdeki ay ödeyip borçları kapatıyoruz.” Sayın Başbakan bunları anlatırken aklıma, Türkiye Ekonomi Kurumunun hazırladığı “Krizden Krize Türkiye, 2000 Kasım ve 2001 Şubat Krizleri” isimli rapor geldi. Raporu hazırlayanın kim olduğunu ilk başta hatırlayamadım ama önemli değildi çünkü sağ olsun google hemen imdadıma yetişti. Başlığı yazınca rapora ulaştım. Rapor 07 Nisan 2001’ de Ercan Uygur tarafından hazırlanmış.
Raporda, 2000 Kasım krizi ve sonrası şu şekilde anlatılıyordu;
“Türkiye, 22 Kasım 2000’de patlayan bir finansal kriz yaşamaya başladı. Bu tarihte bankalar arası piyasada gecelik borçlanma basit faizi yaklaşık üç kat artarak ortalama %110.8’e, en yüksek %210’a fırladı. Burada iki noktanın altını çizmek gerekir. Birincisi, bankalar arası piyasada ortalama faiz 13 Kasımdan itibaren önceki aylara göre yükselmekteydi. Örneğin 15 Kasım tarihinde ortalama gecelik faiz %81.45 olmuştu. Faiz sonraki günlerde düşmüş ve sıçrama kamu kesimi maaş ödemesine bağlanmıştı ama daha önceki aylarda böyle bir sıçrama yoktu. Ağustos, Eylül ve Ekim aylarının 15’inde gecelik faiz sırasıyla %37.3, 44.5 ve 38.5 idi. İkincisi, 2000 başından itibaren program uygulaması ile birlikte gecelik faizde zaten artan dalgalanma-volatilite (Volaliteden kastedilen belirsizlik halidir), Ağustos ve Eylül’de önemli ölçüde yükseldi. Faizde volatilite yükselmesi ile gelen artış, finansal piyasalarda bir baskı ve gerginlik olduğu anlamına geliyordu ve 22 Kasımdaki kriz öyle bir günde patlamamıştı. 22 Kasımda ve izleyen günlerde TCMB’nin döviz rezervinde de önemli bir azalma gözlendi. TCMB, 17–24 Kasım haftasında yaklaşık 3 milyar dolar, 24 Kasım-1 Aralık haftasında da 2.5 milyar dolar olmak üzere döviz rezervinin 5.5 milyar dolarını kaybetti. İki haftada brüt döviz rezervi 24.4 milyar dolardan 18.9 milyar dolara indi. Böylece enflasyonu düşürme programının net döviz rezervi üzerine koyduğu alt sınıra inilmişti.” (http://www.tek.org.tr/dosyalar/KRIZ-2000-20013.pdf)
Kıymetli okurlar, 1999-2003 yılları arasında üniversite öğrencisiydim. 2001 yılında kardeşim de üniversiteyi kazanmıştı. Tek maaşla ailesinin geçimini sağlamak durumunda olan kıymetli babam iki çocuğunu okutmak için türlü sıkıntılar çekiyordu. Bir ara iki kardeşten birinin kaydını dondurup diğerinin okulunu tamamlamasını beklemeyi bile düşündüğünü biliyorum. Öğrencilik yıllarımda Ramazan ayında yağsız, tuzsuz, sadece haşlanmış patatesle oruç tuttuğumuz günleri bilirim. Tek çeşit tarhana çorbasıyla oruç açtığımız zamanlar oldu. Bunları ne zaman düşünsem gözlerim dolar ağlamaklı olurum. Çok şükür o günler artık geçmişte kaldı. Bugün artık çok daha güçlü bir Türkiye var. Sene 2000’ de gecelik faiz %81,45’ler seviyesindeyken bugün bu oran %4,5. O yıllarda IMF’e borcumuz 23,5 Milyar dolardı. Bugün geldiğimiz noktada merkez bankasının döviz rezervi 29 Mart itibariyle 126.687 milyar dolara ulaşmış durumda. IMF Türkiye’den borç ister duruma gelmiş. 5 Milyar dolar gibi bir miktarda borç verme durumumuz söz konusu.
Biz ülke olarak geçmişte çok sıkıntılar çok zorluklar yaşadık. Bütün bu sıkıntıları ve zorlukları atlattık, her geçen daha da güçlenen bir ülke haline geldik. Artık üniversite öğrencileri beş yıldızlı otel konforunda yurtlarda kalıyor. Hemen hemen hepsinin elinde akıllı telefonlardan var. Burslar ve krediler ciddi anlamda iyileştirilmiş. Bizim zamanımızda hesabımıza üç ayda bir yatan komik rakamlı burs ve krediler vardı. Şimdilerde düzenli ve aylık şekilde yatan, ciddi rakamlı burs ve krediler var.
Beşerin hafızası bazen şaşabilir. Tarih tekerrürden ibarettir diye bir söz var. Hayır… Tarih tekerrür etmez, hatalar tekerrür eder. Bu sebeple geçmişte krizlerden çektiklerimizi hatırlatmak için bu yazıyı yazdım.
Türkiye’m krizlerden çok acı çektin ALLAH C.C. bir daha çektirmesin. Tekrar görüşünceye dek hepinize saygılar…