Her yeni gerçekten yeni midir?
Eskilerin deyişiyle tevellüdü bir başkasına göre yeni olan gerçekten genç midir?
“Tevellütten mütevellit” genç ya da yaşlı olunursa bunun ölçütü nedir?
Muazzez İlmiye Çığ ile Hayrettin Karaca mı gençtir, yoksa AB muhibbi, ABD’de talim görmüş, SOROSÇU ve /veya TESEV’Cİ 25 yaşında çiçeği burnunda birisi mi?
Reklam bandını yayına sokan televizyonun sesi birden bire yükseliyor.
“Ben leblebici, muhallebici, ayakkabıcı, terlikçi, dondurmacı, yorgancı, macuncu ayırmam… Bence önemli olan ABD’ci, NATO’cu AB’ci, F tipi muhibbi, PKK ile empati yapan, Barzani ile Talabani’ye mavi boncuk verenler önemlidir…”
Git kör şeytan, git…
Demokrasi, insan hakları, bireyin özgürlüğü laflarını ağzından düşürmeyenlerin 1912 Balkan Savaşı’nda o illerden sürülüp çıkarılan, kesilip atılan insanlar için o göçü yaptıranların özür dilemelerini istedikleri (!) görülmüş ve duyulmuş mudur?
Dönemin emperyalist jandarması İngiltere’nin teşvikiyle İzmir’den başlayarak Anadolu’yu işgal eden ve her türlü zulmü, işkenceyi, katliamı, tecavüzü yapan Yunanlılardan özür dilemelerini isteyen insan hakları sevdalısı, demokrasi muhibbi gördünüz mü hiç?
Git kör şeytan, git…
Annemin babası Hüseyin Hüsnü Dedem aslen Dedeağaç'lıydı. Bulgar çetecileri ev baskınlarıyla oralardaki Türklere kırım yaptığı yıllar… Dedemlerin evi de çeteciler tarafından basılır ve iki kardeş Hüsnü ile Sıdıka yüklüğe saklanırlar. Gelenler anne ve babayı öldürüp giderler.
Battı batacak Osmanlı diğer öksüz ve yetimler gibi bu iki çocuğu da alıp İstanbul’a getirirler.
Dedem H. Hüsnü bey idadi (lise) mezunuydu. Mustafa Kemal dediniz mi binlerce Mustafa Kemal daha dökülürdü yüreğinden.
Bacısı Sıdıka ise beyin cerrahı Prof. Dr. Gazi Yaşargil’in annesidir.
“Yurtta barış, dünyada barış” diye yetiştirilen bizim kuşak, dedemin ailesini öldürenlerden özür dilemelerini hiç beklemedik.
Reklam bandı yayına giren televizyonun sesi birden bire odayı dolduruyor.
“Ben Kuzey, Güney, Doğu, batı diye ayırmam. TSK ve PKK silah bırakmalı, genel af çıkarılmalı, Öcalan’a ev hapsi tartışılmalı, Mehmetçik Haçlı Ordularıyla birlikte Libya’ya gönderilmeli, Dersim’deki soykırımın hesabı sorulmalı, NATO Suriye’ye müdahale etmelidir.”
Her değişimin yönü yeniye, ileriye dönük müdür?
Büyüme ile şişme aynı anlama mı gelir?
Büyüme sağlıklı bir gelişim ve değişim, şişme ise iç ve/veya dış sebeplerden dolayı bir yerin gözle görünür şekilde genişlemesidir. Uzun lafın kısası şişme, büyümenin aksine sağlıksız bir halin sonucudur. Eski şişme, yeni şişme fark etmez…
Sizi kör şeytanın şişme bebek yenileri sizi…
Meraklısı için not:
Yazıyı hazırlarken internette yeni bir rapor bilgisi paylaşıma girdi.
“Amerikan-İsveç merkezli Silkroad Enstitüsü'nün, Ekim 2008'de yayımladığı bir rapor, CHP'deki liderlik değişimiyle ilgili şaşırtıcı bilgiler içeriyor. Enstitü, Türkiye ile ilgili hazırladığı senaryoda tam iki yıl önce Baykal'ın yerine Kılıçdaroğlu'nun geleceğini ve CHP'nin politikalarının değişeceğini öngörmüş. Enstitü, 2008'deki raporda "Yeni CHP"yi "Avrupa tarzı sosyal demokrat bir parti" olarak tanımlıyor.”
Kaynak: http://www.ulusalkanal.com.tr?option=com_content&view=article&id=20359:johns-hopknsn-2008-raporu-denz-baykalin-yerne-kemal-kilicdarolugececek&catid=56:tuerkiye4&Itemid=168
Düşündüm de bu yeniler bana hiç mi hiç uymuyor. Şimdi diyeceksiniz ki "Eskiye rağbet olsaydı, bitpazarına rahmet yağardı"
Birileri tarafından formatlanıp, biçilip dikilen neo-gömleği giymektense, kumaşı 1919'da dokunmaya başlayan, 1923'de dikilen gömleğimi giymeye devam ederim.
Git, kör şeytan git...