Akdeniz’in Üçüncü Büyük Adasından…
Bu hafta Arkın Group firması tarafından Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne davet edildim. Sektöre 25 yılını vermiş değerli arkadaşım Murat Yıldırım, Kuzey Kıbrıs’da bulunan ARKIN GROUP bünyesinde yer alan The Colony Hotel, Arkın Palm Beach Hotel ve Arkın Messe Seyahat Acentasının Türkiye Satış Müdürü olarak göreve başladı.
Kıbrıs Akdeniz’in üçüncü büyük adası. 12 yıl boyunca sürekli gidip geldiğim bir ülkedir. En son 7 yıl önce adaya ayak basmıştım. Bu seferki gelişim daha da anlamlı oldu. Çok da özlemişim havasını, kokusunu, dostlarımı…
Havaalanında arkadaşım Murat ile buluştuk ve otele doğru yola çıktık. Sımsıcak yavru vatan’da biraz hüzünlenmedim dersem yalan olur. Rahmetli babamın çok sevdiği bir yerdi. Yıllar önce onunla gelmiştik. Zaman su gibi akıp gidiyor….
Girne’ye hotel’e geldiğimizde Kıbrıs’ın sıcak insanları, The Colony Hotel Genel Müdürü Tunç Şirintuna bey, Hotel Müdürü Halil Bardak bey, The Clonoy Hotel Satış Müdürü İrez Allıhoroz Hanım bizi karşıladılar. Biraz sohbet edip yorgunluğumuzu attıktan sonra hep birlikte hotel’in terasında harika Girne manzarasına karşı öğlen yemeğimizi yedik. Hotel’in Satış Müdürü İrez Hanım şirin mi şirin güler yüzlü, işiniz çok severek yapan bir Kıbrıs’lı. Yakın zamanda grubun Magusa’da yer alan diğer oteli Arkın Palm Beach’ de görevine devam edeceğini söyledi.
Dört gün boyunca Kıbrıs’ta olacağız. Hemen programlarımızı yaptık. İki gün Girne’de The Colony Hotel’de diğer iki günümüzü de Magusa’da grubun diğer oteli Arkın Plam Beach’de geçireceğiz. Kıbrıs’ta İngiliz ve Alman turist çok. Sohbetimiz esnasında tabi ki Kıbrıs’ta ki tüm turizm konularını konuşma imkanımız oldu. Biz de dedik ki bir Kültür Turu gerçekleştirelim. Gün içersinde kalan zamanımızda iyi değerlendirelim dedik. İlk önce Karaoğlan Şehit Mezarlığı'na gidip dualarımızı yaptık. Duygulanmamak elde değil. Ben ilk kez Kıbrıs’a 1974 yılındaki çıkartmanın ardından gitmiştim. O zamanlar ki manzarayı dün gibi hatırlarım. Lefkoşa’da Saray Oteli'ne çıktığımda her yer delik deşik, yıkıntı bir şehir gibiydi.
Şehitlikten sonra The Colony Otelin Beach’ine uğradık. “Escape Beach” oldukça yeşillik içersinde uzun bir kumsalı olan çok şirin bir yer. Akşam üzerine doğru Girne’ye döndük. Güneş Girne’de denizden batıyor. Nasıl güzel bir manzara. Kıbrıs yoğun şehir temposundan çok uzak ta bir yer. Akşamın huzurunu limanda ki sohbetimizle yaşadık.
Murat arkadaşımla ertesi günü neler yapacağız? planlara başladık. Gidip, gezilecek yerimiz çok. 2. gün sabah erkenden kalktık. Kahvaltımızı yaptıktan sonra önce ömrünü Kıbrıs davasına ve Kıbrıs Türklerinin devlet sahibi olmasına adayan merhum Cumhurbaşkanımız Rauf Denktaş Bey’in mezarını ziyaret ettik. Oradan Girne Güzelyurt’a doğru yola çıkarak Türk Askerimizin elinde bir ibret müzesi olan Mavi Köşk’ü gezmeye gittik. Mavi Köşk, Orta Doğu'nun en büyük silah tüccarı İtalyan asıllı Rum olan Pablo Pavilides'in Evi. Oldukça ilginç bir yer.
Güzelyurt’tan sonra Bellapais Manastırına gittik. Bellapais Girne’de 1158 ve 1205 yılları arasında inşa edilmiş, kuzey sahillerinin tümüne hükmedebilen görüşü ve güzel dağ manzarası ile Kıbrıs’ta gotik mimarî tarzının görülmesi gereken en önemli yer. Manastır’da bugün konser salonu olarak kullanılan bir de salon mevcut, Beşparmak dağlarının eteğinde bir kayalık üzerinde kurulmuş olan manastırın bugünkü adı Franızca “Abbaye de la Paix” (Barış Manastırı) Ada Osmanlıların eline geçtikten sonra bina Yunan Ortodoks Kilisesi’ne verilmiş. Biraz gezdikten sonra Manastır’ın bahçesindeki restaurant’ta soğuk bir şeyler içip, şahane manzara ya karşı dinlenebildik. Tarihle iç içe yaşamak çok güzel bir duygu.
Gezimizin üçüncü Gününde Magusa’ya grubun diğer oteline geçeceğiz. Orada The Colony Hotel Genel Müdürü Tunç Şirintuna bey ile söyleşimizi gerçekleştireceğiz. Arkın Group Yönetim Kurulu Başkanı Erbil Arkın bey ile yoğunluğundan dolayı söyleşimizi yapamadık ama tanışma imkanımız oldu. Tunç bey’de o yoğunluğuna karşın beni kırmadı.
Magusa’da yer alan Arkın Palm Beach Hotel’e geldiğimizde bizi Hotel’in Genel Müdürü Cevdet Özalp bey karşıladı. Odalarımıza yerleştikten sonra öğlen yemeğini The Colony Hotel Genel Müdürü Tunç bey, Arkın Palm Beach Hotel Genel Müdürü Cevdet Bey ve Arkın Messe Seyahat Acentası Türkiye Müdürü Murat bey ile birlikte Akdeniz’in mavisine karşı sohbet ederek yedik. Daha sonra Tunç bey ile güzel bir söyleşimizi de gerçekleştirdik.
Palm Beach Hotel “Hayalet Şehir” Maraş’ın hemen yanında… Tunç bey, “Magosa’da denizin yanında inanılmaz bir şekilde denize sıfır olan ama denize bu kadar uzak olan başka bir şehir yoktur. Deniz kıyıları ağırlıkta olup zamanında, savaş sonrası askeriye tarafından alındığı için güvenlikten dolayı tamamen duvarlarla bölünmüştü. Magosa halkının denizle buluştuğu tek yer Palm Beach Hotel. Bu yüzden yerli halk düğünleri olsun, özel günleri olsun ağırlık olarak hep Palm Beach’ı tercih ediyorlar” diyor.
Hotel Ercan havalimanına 30 dakikalık mesafede. Akdeniz’in turkuazını, altın kumun görkemini, yeşilin doğadaki en güzel tonlarını ve gün batımının en güzel zamanını odanızdan izleyebilirsiniz. Denize sıfır konumda olmasından dolayı gece dalga seslerini dinleyerek uykuya dalabilirisiniz. Bu keyfi en güzel yaşayanlardan birisi de ben oldum galiba. Personel bir o kadar sıcak kanlı. Bir yandan teras da oturup laptop’umda çalışırken diğer yandan bir hizmet var ki sormayın!!!
Bir de ufaklığımız bizi ziyarete gelmiş. Gelmiş genel müdürümüzü Cevdet bey’in dünyalar güzeli kızı Ela… daha minicik. İçimdeki ses çekirdekten bir turizmci daha yetişiyor diyor. Hotel’in personeli yine otele yıllarını vermiş bir ekip. Arkın Grup’un felsefesi bu. Elemanları kendileri yetiştiriyor ve uzun süreli istihdam sağlıyor. Personel çok memnun işini severek yapıyor. Artık tam bir aile olmuşlar.
Executive Şefim Gökhan bey bir güzel yemekler yapıyor ki sormayın? Tarifleri hemen aldım. Sağ olsun benim için bir de tatlı yaptı. Tadına doyamadım. Bir hafta daha kalsaydım aşırı hizmetten ve güzel yemeklerden dolayı kiloları alıp dönebilirdim. ,
Hotel’in Halkla ilişkiler Müdürü sevgili Yeşim hanım bana oteli adım adım gezdirdi. Kendisi Kıbrıslı… Nasıl güzel tarihiyle, hikayeleri ile anlatıyor dinlemelisiniz kendisini. Özellikle hayalet şehri anlatırken yaşıyor o günleri…
Üçüncü günümüzü öğlene doğru Karpaz gezisine ve zafer burnuna ayırdık. O gün, gün boyunca 250 km yol yapmışız. Karpaz’a doğru giderken yine şehitliklerimizi ziyaret ettik. Yolumuzu çok ilerlemiştik ki Karpaz’a yaklaştığımızda yeşil mavi turkuaz içersinde New Karpaz Gate Marina’yı gördüm henüz açılmamış. Tüm tanıtımları ile bol bol resim çekebildim. Şu an da yayınlamasını yetkililer arzu etmiyor. Açılıştan sonra habere alabilirim sanırım. Doğa harikası ve turkuazın içersinde kaliteyi simgeliyor. (Çok isterdim sizlerle şimdi paylaşabilmeyi ama kesin izin yok)
Zafer burnuna doğru giderken küçük küçük bungolowlarla yapılmış bir sahil şeridine geldik. Livana Otel olarak geçiyor. Mekanın sahibi Adana Kozan’dan gelen Murteza. Henüz tamamlanmamış. 1975'den beri Karpaz’da kalıyormuş Mustafa bey. Burada 20 oda var bungolow olarak yukarıdaki otelinde de 13 oda var. Toplam 33 adet. Yarım pansiyon 2 kişi 160 TL, Kişi başı 80 Tl. Adana usulü yemekler kendilerine has yapıyorlar. 1975 de buraya geldiğinde o zamanlar kapalı bölge olarak askeriyede bulunuyormuş. Burası açılınca “seçerek geldik” diyor. Adana da restaurant işletiyormuş Mustafa abimiz. O sırada eşi bir güzel salatalar yapmış. Fırında pideler… Biz de nasıl acıkmışız etraf da başka bir şey yok. Resimlerimizi çekip sohbetimizi yaptık. Bizi bırakmadılar. Yiyecek lokmamız varmış. Pide arası sıcak sıcak patlıcan salatası nasıl da güzle geldi. Manzara zaten bir harika…
Onlarla da vedalaştıktan sonra zafer burnuna doğru yol aldık. Zafer burnu adanın en uç noktası. Burada bir kilise ve rahibeler var. Ayrıca eski Rum evlerinden küçük küçük bungolowlar. 5-6 sene öncesine kadar burada şebeke yokmuş. İnsanlar hafta sonu tatil amaçlı geliyorlarmış.
Magusa’ya dönerken son olarak Magusa kalesine uğradık. Namık Kemal Zindanları burada. Oldukça kalabalık turist kafilesi ile karşılaştık. Bütün gün o kadar yorulmuşuz ki! Hotel’e kendimizi zor attık. Hava sıcaklığı bütün gün bizi etkilemiş farkında olmadan. Bu arada yeni açılan otellerimize de şöyle bir uğradık. Yakın zamanda açılan Nuh’un gemisi ilginç mimarisiyle karşımıza çıktı. Kaya Artemis’e de uğradıktan sonra gezimizi sonlandırdık.
Hayalet şehir mi…?
O da şimdilik paylaşamayacağım konulardan… İnşallah bir gün anlatma imkanına sahip olabilirim.
Dört gün boyunca ARKIN GROUP’un davetiyle gerçekleştirdiğimiz Kıbrıs gezimiz, Yöneticilerimizin de gülen yüzlü katkılarıyla da birleşince, unutulmayacak bir hatıra oldu.
Bu güzel gezi için öncelikle bıkmadan benimle yol alan; The Colony Hotel, Arkın Palm Beach Hotel ve Arkın Messe Seyahat Acenta’sının Türkiye Satış Müdürü olarak göreve başlayan Murat Yıldırım arkadaşıma, tekrar hayırlı olsun diyorum. Arkın Group Yönetim Kurulu Başkanı Erbil Arkın Bey’e, The Colony Hotel Genel Müdürü Tunç Şirintuna Bey’e, Hotel Müdürü Halil Bardak Bey’e, The Colony Hotel Satış Müdürü Eliz Allıhoroz Hanım’a, Colony Hotel Personeline, Arkın Palm Beach Hotel Genel Müdürü Cevdet Özalp Bey’e, Satış Müdürü Najan Hanım’a, Halkla İlişkiler Müdürü Yeşim Hanım’a ve tüm Arkın Plam Beach Personeli’ne sonsuz teşekkürler ediyorum.
Kıbrıs kesinlikle gezilip görülecek bir ada. Özellikle Kültür Turları için... Ada şimdilerde ne kadar Gazino ve kumar ile anılsa da tarihinden hiç bir değer kaybetmeyecek. Herkesin mutlaka görmesi gerekiyor. Yerli ve yabancı turistler için istenildiği gibi tatil yapılacak imkanlara sahip.
İsteyen gazino eğlencesine, isteyen sakin sessiz ve huzurlu bir ortamda tatil yapabilir.
Ön yargı ile hareket edip gelmemek büyük kayıp.
Yavru Vatan herkesi bekliyor…