Sen misin, İstanbul’da 46 milyar dolarlık havalimanı ihalesini yapan,
Sen misin, Japonya ile 22 milyar liralık nükleer anlaşma yapan,
Sen misin, Merkez Bankası dolar rezervini 136 milyar dolara çıkaran,
Sen misin, faiz oranlarını tarihin en düşük seviyelerine çeken,
Sen misin, IMF’ye borcunu sıfırlayan,
Sen misin, Rusya ile ticarette yeni rekorlar kıran…
Son günlerde ülkemiz yine büyük bir sınavdan geçiyor. Borsa çakıldı, altın, euro-dolar fırladı. Faiz aldı başını gidiyor. Yerli ve yabancı yatırımcı tedirgin. 
Peki ne olacak böyle giderse?
Mayıs 2013’e dönelim.
Mayıs ayında dolar 1.76, euro 2.32, Borsa 93116, faiz 4.61 seviyelerindeydi. Bugün ise dolar 2.17’ye, euro 3.01’ e yükselmiş durumda. Borsa 61620 seviyelerine kadar düşmüş. Faiz yeniden çift haneli rakamları görmüş ve 10.06’ya kadar yükselmiş. Bunun faturası kime çıkacak diye sormaya gerek yok sanırım.
Haziran ayında “faiz lobisi dediğimiz şey” başlığı altında bir yazı yazmıştım. O yazımda bir paragrafta aynen şunları yazmıştım. 
“Faiz lobisi paradan parayı nasıl kazanıyor. Bu konuyu şöyle açıklamaya çalışayım. Dedik ki Türkiye’de faiz oranları %4 - 6 bandında seyreder. Dünyanın gelişmiş ülkelerinde bu oran en yüksek %1 seviyelerindedir. Bu oranın üzerine çıktığını o ülkelerde çok fazla göremezsiniz. Atıyorum, bu ülkelerden birinde yaşayan bir vatandaşın 1 milyon eurosu olsun. Bu parayı alsın ve Türkiye’deki bir bankaya yatırsın. O gün için Türkiye’deki yıllık faiz oranını %5 olarak kabul edelim. 1 milyon euroyu TL’ye çevirdiğimizde 2.5 milyon TL tutmuş olsun. Bu paranın bir yılsonundaki faiz geliri 125.000 TL olacaktır.  Euro olarak 50.000 euro. Peki bu parayı kendi ülkesinde bir bankaya yatırsa ne kadar kazanacaktı? Beşte birini yani 10.000 euro. Bakın hiç zahmet etmeden, ülkesinden bile çıkmadan oturduğu yerden bir yılda 40.000 euro kazanıyor. Bu da en kötü ihtimalle. Bu faiz oranının %1 değil de %01 olduğunu varsayalım o zaman da bu rakam 80.000 euroya yaklaşır. 
Tabi bu bir yıl içerisinde kazancı sadece de faizle de sınırlı olmayacak. Euro da TL karşısında değer kazanmaya devam edeceği için bir yıl sonra kur artışından kaynaklı da bir gelir elde etmiş olacak ki bunu da bonusu kabul edebilirsiniz.” (10.Haziran2013 Tarihli köşe yazımdan)
Bakınız o gün yüzde 4-6 bandındaki faiz oranlarından şikâyetçiyken bugün faiz oranları yüzde 10 bandına gelmiş durumda. 
Bu durum kimin işine yarıyor diye ayrıca açıklamaya gerek yoktur sanırım. Tabiî ki faiz lobisinin işine yarıyor. 
Bizden ne mi istiyor bu lobiler?
Çok basit.
Cebimizdeki parayı elbette… 
Dolar-euro kurunun fırlamış olması döviz üzerinden borçlanmış özel sektöre ve devlete ciddi anlamda sıkıntı vermiş durumda. Son artışlardaki kur farkıyla birlikte özel sektörün borcunun kağıt üzerinde 51 milyar lira kadar arttığından bahsediliyor. Eğer kur aşağı çekilemezse bunun özel sektöre faturası çok yüksek olacaktır.
Devlet sektörüne gelince; Hazine Müsteşarlığı verilerine göre Türkiye’nin toplam 367 milyar dolarlık dış borcu bulunuyor. Bu borcun 125 milyar doları kısa, 241 milyar doları ise 1 yıldan daha uzun vadeli borç. Dolardaki yükseliş bu borçları şimdiden, yüzde 7 arttırmış durumda. Borç miktarı 742 milyar liradan 793 milyar TL’ye çıkmış. Sadece 1 haftada Türkiye’yi 51.4 milyar liralık bir fark oluşmuş durumda. Ekonomistler, devletin 1 yıl içinde ödenmesi zorunlu olan 125 milyar liralık kısa vadeli borcu olduğundan bahsediyor. Süreç böyle giderse önümüzde zor günler bizleri bekliyor.
Bugün çok uzattım biliyorum ama yazmadan geçemeyeceğim.
Bir söylentiye göre, Türkiye üzerinden dünya pazarına sevk edilecek olan Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'nin petrol paraları, Irak Kalkındırma Fonu adına Birleşmiş Milletler tarafından 2003 yılında Amerika Birleşik Devletleri'nde açılan hesaba yatırılacakmış. Söz konusu hesap numarası, ABD finans devleri arasında yer alan JP Morgan Bankası da bulunuyormuş. 
Şu son süreç yaşanmasaydı, o para hangi bankaya yatacaktı?
Artık gözümüzü açalım ve büyük resmi görmeye çalışalım.
Tekrar görüşünceye dek hepinize saygılar…