Ne zaman bir olumsuzluk olsa hemen Burası Türkiye yorumunu yapar ve normal bir şeymiş gibi davranırız. Bir yerlerde bir şeyler ters gitse, olmaması gereken bir şey olsa yorum hazır “Burası Türkiye” Cahillik üzerine yine cahilce bir yaklaşım Cehaletle dalga geçmenin adı konulmuş. Cahilliğimizi, aymazlığımızı ve vurdumduymazlığımızı böbürlenerek anlatmak kolay. Kurallara karşı direnişin şiddetle cezalandırdığı bir dünyada sanki biz çok zekiymişiz ve mükemmelmişiz gibi değerlendirmemiz ise alay konusu olmamıza yol açıyor. Yolsuzluk ve arsızlık haberlerine, eğitimsizliğe, cehalete verilecek cevabımız malum “Burası Türkiye”…
Sarıkamışlılar Derneği doksanbin şehidi halay çekerek andı. Otobüs şoförü 'yandaki kazaya bakarken' otobüsü devirdi; 6 ölü. Kurbanlık tosun beşinci kattan aşağı düştü. Samsun'da kurusıkıya gerçek mermi koyan 2 kişi birbirini yaraladı. Giresun'da cami avlusunda iskambil oynayan kardeşleri uyaran müezzin öldüresiye dayak yedi. Adana'da döner ustası dürümün içindeki eti az bulan müşterisince öldürüldü. İnsan hayatının ucuzluğu, cehaletin diz boyunu aşması, yüz kızartıcı suçların bile artık yüzümüzü kızartamaması almış başını gidiyor. “Burası Türkiye” Üç kafadarın, 370 metrelik elektrik kablosuyla yaptıkları ışıklı uçurtmayı halk UFO sandı. BBG üçüncü dönem birincisi Kaan'ın annesi İstanbul ikinci bölgeden bağımsız milletvekili adayı oldu; Oğlunun fotoğrafıyla dolaşıp "Bu çocuğu ben yetiştirdim" diyerek oy istedi.“Burası Türkiye”
Tembelliğimizin, arsızlığımızın, adam sendeciliğimizin, aymazlığımızın, bencilliğimizin, aklımız sıra uyanıklığımızın ve gelecek nesillere olan saygısızlığımızın adını koymuşuz. ”Burası Türkiye” Buna hiç birimizin hakkı yok. Aslında hepimiz bu ülkeyi çok seviyoruz. Ondan da şüphem yok. Çünkü burası Türkiye ve başka Türkiye yok. Lütfen……
FACEBOOK SEVDASI
Türkiye’de Facebook kullanıcılarının sayısı 22 milyonu aşmış. Kullanıcıların içerisinde 13 yaş altı 350 bin çocuk varmış. Türk halkı ayda toplam 700 milyar dakikasını Facebook’ta geçiriyormuş. Facebook başkanı Bret Taylor 22 milyon üye sayısı ile dünyada 4. sıraya yükselen Türkiye için oldukça sosyal bir ülke demiş. Tüh be cahil kalmışız. Demek ki Facebook’a üye olunca sosyal olunuyormuş. Doğru sosyal olunuyor. Nasıl mı? Üyelerin önemli bir kısmı sahte profillerden oluşuyor. Facebook; üyelerinin bilgilerini kullanarak Türk insanının ilgi alanlarını, boyunu, kilosunu, adresini, işini, gücünü, kardeşini, fotoğrafını, burcunu, borcunu, harcını, kökünü, arkadaşını, gelmişini geçmişini tespit edip genetiğini çıkararak gelecekte başta Türkiye’nin ve sonra bireysel olarak üyelerin aleyhine kullanmak için hazırlık yapıyor.
Facebook; okumayı, araştırmayı, sosyal ve kültürel etkinliklerde rol almayı, öğrenmeyi, ülke sorunları ile ilgilenmeyi engelliyor. Her dört Türk’ten ikisi Facebook’a üye olmuş desinler diye üye oluyor. Sanki mevcut dost ve arkadaşlar yetmezmiş gibi pek çok insan farkında olmadan abuk subuk kişilerle arkadaş oluyor. Mahrem olması gereken pek çok bilgi ve belge ortalıkta dolaşıyor. Facebook sevdası insanları işinden gücünden dostundan, arkadaşından alıkoyuyor. İnsanlar sahte sevgiler ve sahte dostluklardan oluşan sanal bir ortama sürükleniyor. Kültürel olgunluğa erişememiş pek çok Türk Facebook’un esiri oluyor. İnsanlar gününün bir bölümünü bu sanal ortamda heba ediyor. Facebook, çocuklar arasında da sanal bir tehlike olarak geleceğimizi tehdit ediy or. Hatta bu sanal ortam şantaj, tehdit, fidye, satanizm gibi abuk subuk sapıklık vb. suç örgütlerinin de buluşma ve haberleşme noktası olarak karşımıza çıkıyor.
Türkiye’de Facebook’un fotoğrafı bu şekilde. Evet; Facebook sevdası Türkiye’nin üzerine bir karabasan gibi çöküyor. Elin gavurunu bilmem ama bu Facebook bana biraz değil çok ters geliyor. Facebook başkanı Sayın Bret Taylor sizden gelecek sosyallik gelmesin bana. Boş verin bir Facebook’u bile yok cahilin desinler. Bırakın ben cahil kalayım.
ÇOCUKLARI TAŞIRKEN
Taşımalı eğitim yaşamın bir parçası. Her gün binlerce çocuk evlerinden alınarak eğitim gördüğü okullara taşınıyor. Devlet büyük bir fedakarlıkla öğrenci taşımaya önemli bir pay aktarıyor. Dolayısıyla taşımalı işi taşıyan, taşınan, öğretmen derken ülkemizde yediden yetmiş yediye herkesi ilgilendiriyor. Bu bağlamda taşımalı eğitim ekonomiye can veriyor.
Hülasa konu eğitim olunca başta devlet olmak üzere yediden yetmiş yediye insanımız seferber olmuş durumda. Taşıma işini yapanlar öğretim yılı başında ihaleye girerek iş alıyor. Taşıma işinde araca öğrenci haricinde yolcu alınmaması, öğrencilerin saatinde taşıma merkezinde olması gibi kriterler var. Bir başka deyiş ile ihaleyi alan yükleniciler ihale hükümlerine göre taşıma işini gerçekleştirmekle yükümlüler.
İşini dürüst ve düzgün yapanlara sözümüz yok. Ancak son günlerde bazı uyanıkların öğrenci içerisine yolcu aldıkları ve çocukların ayakta yolculuk yapmaya zorladıkları gibi pis kokular can sıkıyor. Hani derler ya üç kuruşa beş köfte ya da bir taşla iki kuş oh ne ala. Peki kul ve tüyü bitmedik yetimin hakkı ne olacak.
KERKÜK TÜRKÜLERİ ÖKSÜZ KALDI
Çocukluğumuzda “Altın hızma mülayim” "Evlerinin Önü Boyalı Direk", "Dağlar Başın Alaydım" ve "Aynaya Baktım Saç Beyaz Olmuş" gibi türküleriyle tanıdık O’nu.
Ortaokul yıllarında siyah beyaz fotoğraflarımızı kesip Kerkük haritasına yapıştırır ve üzerine de “Aman Kerkük can Kerkük” yazar O’nun hoyratlarıyla coşardık. Sayesinde Kerkük’ün Türk yurdu yani vatan olduğunu öğrendik. Adı Kerkük’le özdeşleşen ve Kerkük'ün kültürünü, acılarını, yalnızlığını sesiyle Anadolu’ya taşıyan Abdurrahman Kızılay bu sebepledir ki sadece bir ozan değil bir dava fikir ve gönül adamı olarak yer etti yüreklerde.
Evet; yüreğimizden bir parça daha koptu ve Abdurrahman Kızılay hayata veda etti. Adı bir şehirle birlikte anılan ender sanatçılardandı. O’nun adı anılınca Kerkük, Kerkük anılınca O gelirdi akla. Birbirini tamamlayan iki isim. Türk dünyasının hep acılarla, hüzünlerle hatırlanan şehri Kerkük, bu acısını ve hüznünü en dokunaklı söyleyebilen sesi Abdurrahman Kızılay’ı yitirdi ve Kerkük türküleri öksüz kaldı. Ruhu Şad ve mekanı cennet olsun.
YÜKSEK OKULDA KIŞ TADİLADI
Osmancık Meslek Yüksek Okulu’nda kurban bayramı sonrası bakım-onarım yapıldığını öğrendim. Eğitim ve öğretim de etkin verimliliği sağlamak için okullarda her üç beş yılda bir tadilat yapılabilir. Hele daha önce huzurevi olarak inşaa edilen yüksek okul binası için tadilat doğal olarak kaçınılmazdır. Ancak, okul tadilatlarının yaz aylarlında yapılması gerekir.
Öğrenciler hocam iş bir hayli uzadı, inşaat sesleri arasında eğitim öğretim yapmak zorunda kalıyoruz diye veryansın ediyorlar.
Osmancık Meslek Yüksek Okulu Hitit Üniversitesinin Karadeniz’e açılan kapısıdır. Bu anlamda Üniversitenin olmazsa olmazlarındandır.
Sevgili rektör hocam bu açıdan Osmancık Meslek Yüksek Okulu ilgi ister. Bakım ve onarımda zamanlama ister. Akademik kadrosuna takviye ister. Bu bağlamda bölgesinde bilimsel anlamda da etkin bir yüksek okul ister.