İşsizlik, üretimsizlik, ithalata tutsak ve sıcak paranın denetiminde bir ekonomi, ihracatın %74’ünün ithalata bağlı olması, eğitim, sağlık, terör…
Hukuk kurumlarının; Anayasa Mahkemesi, Danıştay, Yargıtay, HSYK, yürütmenin emrine girerek kuvvetler ayrılığı ilkesinin çökertilmesi…
Ve en önemlisi üniter ulus devletin yeni bir anayasa ile dönüştürülerek federal bir yönetime geçilmesi bir diğer deyişle bölünme sürecinin hızlandırılması… Türkiye’nin “olmak ya da olmamak” durumu…
Bunca yaşamsal sorun varken siyaset meydanında konuşulup tartışılanlar ise “cambaza bak” benzetmesinden öteye geçemeyen kayıkçı kavgalarıdır.
Mevcut iktidarın başı ve BOP Eş Başkanı Erdoğan, siyasetin gündemiyle fareyle oynayan kedi gibi oynamaktadır. Bir Afrika atasözü vardır, “Leoparın kuyruğunu tutma, tuttuysan bırakma”… Siyaset bu sözdeki leopara benzer… Siyasetin kuyruğunu tutan eğer bırakırsa sonu leopara yem olmaktır.
İşbirlikçi medya ise adeta sirk gösterisine dönen siyasetin çadırı halindedir.
Federasyona giden yolun taşları işte bu şartlarda döşenmektedir. Adalet Bakanı, bir günlüğüne ABD’ye üst düzey bürokratlarla birlikte giderek eyalet sistemini incelemiştir.
35 vali yardımcısı ve kaymakam yine ABD’de eyalet sistemi üzerine eğitim görmüştür.
Üniversite öğrencilerinden bir grup ABD’de eyalet eğitimi gezisine gönderilmiştir.
ABD’de eyalet eğitimi için sırada gümrükçülerin olduğu basına yansımışken Arizona’ya başlayıp Colorado ve Meksika sınırında devam eden federasyon stajına AKP’li vekiller de katılmış, Mississippi’de meclis çalışmalarını incelemişler, Adalet, Hazine ve Sigorta bakanlarıyla ayrı, ayrı görüşüp bilgi alınmıştır.
Yargıtay’ın eyalet hukukuna göre dönüştürülmesi için 9 bölgeye ayrılan Türkiye’de İstinat Mahkemeleri için Adalet Bakanı sabah emir buyurmuş akşama kalmadan HSYK Bölge Hukuk Mahkemelerinin savcılarını atamıştır.
İlk Bölge Hukuk Mahkemesi Diyarbakır’da açılacakmış… Hani şu binasını AB’nin yaptığı İstinat Mahkemesi…
12 Haziran seçimleri sonrasında millete dayatılacak Anayasa ABD’nin himmeti, AB’nin velayetiyle sırasını beklemektedir.
Hasta kangren olmuş, ötesi gazlı kangren… Ne gam… Danıştay ve Yargıtay başkanlarının düet yaparcasına istinat mahkemelerinden yana görüş bildirmeleri ise sıfat bulmakta zorlandığımız bir ifadedir. Bu iki hukuk insanı bilmezler mi istinat mahkemelerinin sadece federal ülkelerde olduğunu? Yürütmenin ağır saldırısı ve psikolojik savaşın kuşatmasında akıl sürçmesi midir acaba bu söyledikleri?
Bizim siyaset hekimleri ise millete aspirin mi verelim, sırtına şişe mi çekelim diyerek, Bizans düşerken meleklerin kanatlarını tartışan papazlara dönmüşlerdir.
Olanlar bu merkezdeyken millete olacakları anlatacak parti veya partilere olan ihtiyaç ülkenin aradığı taze kandır.
Ülkenin bağımsızlığı ayaklar altına alınmıştır… Üniter ulus devlet adım, adım federasyon yoluyla bölünmeye götürülmektedir…
Ama siyaset “attan düştün, yürüyen merdivene ters bindin” teraneleriyle sirkin palyaço gösterisine dönmüştür.