Okul öncesi eğitimin önemini geçte olsa kavrayan Türkiye bu konuda önemli mesafe kat etti.
Okul öncesi eğitimde gerek istatistiki ve gerekse alt yapı açısından Avrupa’nın oldukça gerisinde olduğumuz bir gerçek.
Cumhuriyetin ilk seksen yılında bir arpa boyu yol alamayan okul öncesi eğitim sistemi son on yılda baş döndürücü bir gelişme gösterse de daha yapılacak çok iş var.
Alınan radikal kararlar sonucunda, geçen seksen yılda yapılanların en az on katı oranında kazanımlar elde edilse de yeterli değil.
Daha radikal kararlar alınması ve yasal düzenlemelerin gerekli olduğunu düşünüyorum.
Her şeyden önce okul öncesi eğitimi ile ilgili ön yargıyı yıkmak ve velileri aydınlatmak gerekiyor.
Yasal düzenleme yapmadan okul öncesi zorunludur, çocuğunuzu okula gönderin demekle olmuyor.
Öncelikle okul öncesinin eğitimin önemli parçası olduğu ve sistemin olmazsa olmazı olduğu vatandaşa etkin bir şekilde anlatılmaldır.
Okul öncesi sistemi, sanki çalışan annelerin çocuklarını bakmak üzere bıraktıkları ve çocukların gözetlenip bakımının yapıldığı bir yermiş gibi görülmesi önyargısından kurtarılmalıdır.
Zorunlu temel eğitim yaşı ve yılı konusunda yasal düzenleme ile işe başlamak gerek.
Zorunlu eğitim okul öncesi ile başlar ve 5- 14 yaş arası toplam 9 yıldan oluşur ibaresinin yasaya girmesi gerekiyor.
Zorunlu eğitimin okul öncesini ilgilendiren ilk yılında dernek, vakıf ya da diğer tüzel kişiliklere özel anasınıfı açma imkanı da getirilebilmelidir.
Yani müfredatı devlet belirleyecek ve sonra kontrol ve takip edecek. Vatandaşta çocuğuna ister devlet okulunda isterse de vakıf okulunda okul öncesi eğitimini aldıracak ve sonrasında ilköğretim.
Çocuklar ülkenin geleceği olduğu gibi doğal olarak anne ve babanın da geleceğidir.
Dolayısı ile geleceğimiz olan çocukların öz bakım ,sosyal, bilişsel ve duygusal ve psiko motor gelişiminin yanında isteğe bağlı olarak temel dini inançların da çocuğa kazandırılması bir insan hakkıdır.
Bu bağlamda okul öncesi eğitimde dernek ya da vakıfların hizmet üretmesi kaçınılmazdır. Bu bir ihtiyaç olup ivedilikle yasal düzenleme yapılmalıdır.
Bir yandan okul öncesi eğitimi zorunlu olmadığı halde zorunludur diyerek arama tarama yapılmasına rağmen istenilen orana ulaşılamamıştır.
Çocukların nerede olduğu bellidir. Hülasası vatandaş cin gibidir. Dini adap ve terbiyenin gerektiği bir yaşta çocuğunun bu terbiyeyi almasından yanadır.
Okul öncesinde vatandaşa tercih hakkı sunmak devletin asli görevi olmalıdır.
Çözüm ise yasal düzenlemelere gidilmesi okul öncesinde devlet kontrollü özelleştirmeye imkan verilmesi, mevcut okul öncesi eğitim sistemine kısmen de olsa temel dini eğitimin konulmasındadır.
Burada ana ilke bütün inançlara eşit mesafede olabilmek ve ortak çözüm üretebilmek olmalıdır.
Sistemle ilgili hiçbir fikir ve proje üretemeyen ve konuya Fransız kaldıkları alenen bilinen sendikaların yüksek sesli düşünmeleri ve proje ve çözüm üretmelerinin zamanı gelmiştir.
Okul öncesinde bir başka sorun ise sistemin pahalı olmasıdır ki ekonomik şartlar gereği önemli bir oran sistem dışında kalmaktadır.
Okul öncesi eğitimi özel kırtasiye üretim ve pazarlama şirketlerinin rant kapısı olmaktan çıkarılmalıdır.
Yine yasal düzenleme içerisinde ilköğretim ve orta öğretimde olduğu gibi ücretsiz set ve malzeme desteği sağlanmalıdır. Yasal düzenleme çerçevesinde beslenme desteği sağlanmalı sınıfların standartları yükseltilmelidir. 
Sınıf öğrenci mevcudu standartları yirmili rakamların altına çekilmeli ya da her anasınıfı için öğretmenin yanında bir yardımcı personel norm kadrosu verilmeli ve sektörde yeni istihdam alanları açılmalıdır.
Okul öncesinde geçici, öğretmen, usta öğretici ya da ücretli öğretmen uygulamasına son verilmelidir.
İlk etapta yapılacak milli eğitim şurası okul öncesi eğitime yönelik olmalı ve radikal kararlar üretilerek uygulamaya konulmalıdır.
Sistemde tanıtıma ve reklama yoğun bir şekilde yer verilmeli, panel, sempozyum, aile eğitimi, konferans ve hizmetiçi eğitime ağırlık verilmelidir.
Kırsal kesimde sisteme dahil edilemeyen okul öncesi çağı için gezici okulöncesi sistemi geliştirilmeli ya da çağ nüfusu taşımalı eğitim kapsamına alınmalıdır.
Okul öncesi öğretmenlerinin özlük haklarında iyileştirmeye gidilmeli genelgelerle 50 dakika olarak belirlenen ders saatleri 40 dakika olarak belirlenmeli ve teneffüs hakkı sağlanmalıdır.
İlköğretim okullarındaki okul öncesi öğretmenlerinin haftalık ek ders ücreti saati işin gereği 18 saate çıkarılmalıdır.
Sendikalar okul öncesi eğitime Fransız kalmamalı, okul öncesi eğitimin yaygınlaştırılması ve geliştirilmesi için projeler üretmeli, öneriler ortaya koyarak sisteme omuz vermelidir.