Türkiye’de inşaat sektöründeki istihdam hacmi, Eylül 2025 itibarıyla tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaşarak önemli bir eşiğin daha üzerine çıktı. TÜİK verilerine göre sektörde ücretli çalışan sayısı 2 milyon 24 bin 401 kişiye çıkarak sadece bir rekor kırmakla kalmadı, üst üste üçüncü ayda da zirveyi yeniledi. Ülke genelinde yatırım iştahı, yeniden inşa süreçleri ve büyük ölçekli projelerin devam etmesiyle birlikte sektör, istihdamdaki en güçlü lokomotif hâline gelmiş durumda.
Bu tablo, ekonominin üçüncü çeyrek performansında inşaatın oynadığı rolü daha görünür hâle getirirken, önümüzdeki döneme ilişkin beklentileri de belirgin biçimde yukarı taşıyor.
Toplam Ücretli Çalışan Sayısında Sınırlı Artış, En Güçlü Katkı İnşaattan
Sanayi, inşaat ve ticaret-hizmet sektörlerinde toplam ücretli çalışan sayısı 16 milyon 169 bin 476 kişiye yükseldi. Geçen yılın aynı dönemine göre bu artış yüzde 1,1 olarak ölçüldü. Sanayi sektöründe daralma sürerken, ticaret-hizmet sektöründeki genişleme istihdamı ayakta tuttu.
Ancak asıl ivme inşaatta yaşandı. Bir önceki yılın eylül dönemine kıyasla yüzde 7,4’lük artışla çalışan sayısı 139 bin 745 kişi yükseldi. Böylece 2009’dan bu yana yayımlanan 201 aylık veri setinde en yüksek istihdam rakamına ulaşıldı.
Temmuz ayında 2 milyon sınırının aşılmasıyla başlayan rekor serisi, ağustos ve eylül aylarında da devam ederek sektörün üç ay üst üste tarihi seviye kaydetmesini sağladı.
Alt Gruplarda Da Güçlü Artış: En Büyük Pay Bina İnşaatında
Eylül ayı itibarıyla istihdam dağılımı sektördeki yönelimi net bir şekilde gösteriyor:
Bina inşaatı: 1 milyon 327 bin 750 kişi
Bina dışı yapılar: 260 bin 592 kişi
Özel inşaat faaliyetleri: 436 bin 59 kişi
Bu alt gruplarda yıllık artış sırasıyla yüzde 9, yüzde 4,7 ve yüzde 4,4 olarak gerçekleşti. Özellikle konut ve karma projelerin hız kazanması, bina inşaatı istihdamını diğer alanların üzerine taşıdı.
“İnşaat Ekonominin Üçüncü Çeyrekteki Temel Taşıyıcısı”
İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sefer Şener, yılın üçüncü çeyreğinde kaydedilen büyüme performansında inşaat sektörünün belirleyici rol oynadığını vurguladı. Artan maliyetlere rağmen yatırımların kesintiye uğramadığını belirten Şener, özellikle deprem bölgesindeki hızlı yeniden inşa faaliyetlerinin istihdamı güçlü şekilde yukarı taşıdığını ifade etti.
Şener’e göre yalnızca bölgesel projeler değil, ülke genelindeki sosyal konut programları, kentsel dönüşüm adımları ve özel sektör yatırımları da büyümeyi destekleyen ana kanallar arasında yer alıyor.
2026’da Talep ve Arz Aynı Anda Artabilir
Dezenflasyon programı kapsamında yıl boyunca sıkılaşan finansmana erişimin sektörü sınırladığını hatırlatan Şener, 2026 yılında daha düşük faiz ortamıyla hem konut talebinin hem de arzın hızlanacağını öngörüyor:
“2026’da finansman koşullarının gevşemesiyle inşaat sektöründeki büyümenin ivme kazanacağını, çalışan sayısının bugünkü seviyelerin de üzerine çıkacağını düşünüyorum.”
Bu değerlendirme, önümüzdeki yıl istihdam artışının yalnızca deprem bölgesiyle sınırlı kalmayacağına, büyükşehirlerdeki konut ve altyapı yatırımlarının da güçlü bir işgücü ihtiyacı yaratacağına işaret ediyor.
Deprem Bölgesinde Ruhsat Patlaması: Bir Yılda Yüzde 95 Artış
Gayrimenkul iktisatçısı Ahmet Büyükduman ise istihdamdaki artışı deprem bölgesindeki olağanüstü hareketlilikle ilişkilendiriyor. Ruhsat verilerindeki artışın ölçeği dikkat çekici:
2023 Ocak–Eylül ruhsat sayısı: 117.534
2024 aynı dönem: 229.641
Artış oranı: yüzde 95,4
Bu artış, sektördeki istihdam ihtiyacını katlayan bir etki yarattı. Büyükduman, deprem bölgesinin yanı sıra kentsel dönüşüm ve sosyal konut projelerinin de istihdamı desteklemeye devam edeceğini belirtiyor.
İnşaat sektörünün hem istihdam hem de ekonomik büyüme üzerindeki rolü güçlenirken, mevcut veriler sektörün 2026’ya daha büyük bir işgücü talebiyle ilerleyeceğini gösteriyor. Bu eğilimin, genişleyen yatırım alanlarıyla birlikte önümüzdeki dönemde daha da belirginleşmesi bekleniyor.




