Yazan: Z.E.Deniz OĞUZ
 
 
daha ne yapsındı ki
        yağdı işte
o biçilmiş gökekin
Her gün binlerce kitap basılıyor. Kısa zamanda baskısı tamamlanan bilgi veya duygu yüklü, antik ya da modern, kimine göre bir yaşam tarzı bazısına göre “adam olmaya yarayan” bu analog tabletlerin oluşturulma safhasında nasıl imbikten geçtiklerini bir düşünsenize! Atiq Rahimi’ye “Seng-i sabur!” dedirttiği kadar çılgın bir mesainin ürünü.
…………
çünkü, “sadece aşk bağışlar
bütün hallerini insanın”
Yazarın iç dünyası, ilkin yaşadığı çevreye göre serpilir. Tam kemikleşmeye başladığında edip, şair hatta sanatçı oturup düşünmeye başlar. Ezberini bozmak ister. Başka yolu yok mu acep? Kalıplaşmaya başlayan yazma eylemi, bittabi biçem ve bir önceki yazıyı çağıran benzeşik ifadeler, karaya oturan bir geminin kumanda odasından yükselen ikaz seslerinden başka bir şey değildir de nedir? Karaya oturan gemi bir daha eskisi gibi olur mu? Omurgayı sağlam tutmazsanız usturmaçalar işe yarar mı?
sözcükler ağrıyordu
        eliptik yollarını bekliyordu yıldızlar
uzayın küllüğünde…
Ezberbozan yeni arayışlar, bir de bakmışsınız sisler arasından beliren yepyeni bir akımın ayak seslerini müjdeliyor. Böylelikle yazar, daha önce hiç denenmemişleri, kendi üslubunu oluşturarak kucağınıza koyar. Tıpkı şair Gazanfer ERYÜKSEL’in, kitaplarında ince ince dokuduğu sözcük aileleri gibi.
ters bir kuyuydu bulut
kuşların düştüğü
dün gece gökten geçtim
-kendimden-
 
                 ……......
   kaç kişi geçer ki
                  bir sözcükten…
 
“Bâtıni İlahiler” ve öncesinde yayımlanan şiirler bence bambaşka bir akımın ayrık bir kolu. İlhan BERK, Sevim BURAK gibi yeni arayışlara yönelen yazar ve şairlerimiz oldukça, Gazanfer ERYÜKSEL’in engin hayal gücü, usta üslubuyla birleştikçe umutlanıyorum.
 
Su, tanrının yüzünü görmüştür,
                              dedi şaman,
nevruz ırmaklar ki
döl çiçeğini yazların
hazana büyütenler…
Şiir, tehlikeli sularda yüzmektir. Açıkta bekler canavar. İlkin santral kesiciler ve o saat ufalanmaya başlayan kelimeler… Azı dişlere varmadan tetikte bekleyen yan kesiciler…
rahmi alınmış göktü
o yağmursuz bulut
dün gece tenden geçtim
-kendimden-
Eskimeyen şair, canavarla dalga geçebilendir. Temkinli olduğu kadar titizdir. Canavarın bıçak sırtından usta bir kaydırakçı gibi zıplayarak öte tarafa emniyetle geçendir.
 
kara göründü, dedi şair
kara göründü… zifir karası lakin
yakılmış kentlerin…
 
kendinden soyunurken mi mavileşir bulut
dün gece yarından geçtim
-kendimden-
 
Bâtıni İlahiler de böyle bir manzume.
Usta sağ salim öbür tarafa geçmiş.
Karakalem rubailerile…
 
Geçerken bir uzay dolusu kelimeyi, İlahi Gemisi’ne alıp sonsuzluğa taşımış.
        Var olun Gazanfer Bey!