Her memlekette olduğu gibi bizim memlekette de “Çalışan Gazeteciler Günü” geçtiğimiz Perşembe günü kutlandı.
Gazetecilerin günü nedeni ile basın mensuplarının gönülleri  renkli sözlerle okşandı. 
Gazeteciler toplumun aynasıdır, Basının güçlü olduğu memleketlerde demokraside güçlü olur… Vb. sözler söylendi.
Gazetelere demeç vermenin beleş olduğu memlekette bol bol demeç verip fotoğraf karelerinde yer alanlar oldu.
Hatta kendisini siyasi otorite yerine koyup memlekette hizmet getirmeye kalkışan gazeteciler bile oldu.
Esas anlaşılması gereken “Çalışan Gazeteciler Günü” olsa bile hemen herkes  bu konuda fikir üretti ve ahkam kesti.
Ama bu önemli günde sipariş haber yapanlar ve sipariş yazı  yazan gazetecilerden hiç bahsedilmedi.
Her iktidar döneminde işini kitabına uyduran ve nabza göre şerbet veren gazetelerin durumları ele alınmadı.
Güçlü olandan yana olan gazetecilerin durumları irdelenmedi.
Meslektaşlarına tafra yapan ve o varsa ben yokum diyen üstelik kaprisleri ile bıktıran gazetecilerin mesleki etik durumu görüşülmedi.
Hayatı boyunca hiçbir haber yapmamış ve tencere, tava sattığı halde gazeteci sayılan gazeteciler hiç konuşulmadı.
Gazetecilerin ekonomik durumları, kredi kartı borçları ve çocuğunun okul harçları dile getirilmedi.
Memlekette her konuya hakim olduğunu sanan ve kendisini adeta seçilmişlerden sayan ve her fotoğraf karesine sokulan gazetecilerin trajıkomik durumları değerlendirilmedi.  
Haber diye diye masa başında göç edemeyen topal leyleklerin ulaşım sorunlarını  haber yapan gazetelerin halleri gündeme alınmadı.
Hiçbir analizi ve araştırması olmadan, hiçbir köşe yazısı yazmadan ve hiçbir yorum yapmadan kendisini gazeteci olarak tanımlayan gazetecilerin hali ile ilgili bir değerlendirme yapılmadı.
Gazetecilik mesleği ile ilgili kuruluşlar bir araya gelemedi ve hemen herkes kendi programını uygulamaya çalıştı.
Gazetelere omuz veren entelektüel insanlar olan köşe yazarları meslekten sayılmadı ve kuru bir teşekkür bile edilmedi.
Araştırmacı yazar, aydın kesim kaale alınmadı. Memleket için araştırma yapanlar ve somut sonuçlar ortaya koyanlar, memleketin dağı, taşı ve toprağı ile ilgili eser meydana getirenler ve bu manada basına omuz verenler hiç hesaba katılmadı.
Gazetecilik mesleği ve gazetecilerin sorunları ile ilgili hiçbir bilimsel toplantı, seminer ve konferans verilmesine ihtiyaç duyulmadı.
Memlekette meslek ile ilgili kaç çalışan var? Kim ne  yapıyor ve ne üretiyor araştırması yapılmadı. Kimler gazeteci ve kimler gazeteci değil tanımlamasına ihtiyaç duyulmadı.
Mesleğin sorunları ile ilgili üniversite ile işbirliğine gidilmedi ve bilimsel bir çalışmaya ihtiyaç duyulmadı. Bilimselliğe ve liyakata önem verilmedi.
Memlekette gazeteciliğin dünü bu günü ve yarını irdelenmedi. Dün ve bu gün tiraj ve nüfus istatistikleri ele alınmadı ve tartışılmadı.
Günün anlam ve önemine binaen gazeteciler arası şiir, haber fotoğrafı vb. yarışmalar yapılmadı.
Mesleğin sorunlarına ışık tutacak elle tutulur ve gözle görülür akademik bir çalışma yapılmadı. Bir rapor, bildiri, tebliğ vb. doküman hazırlanmadı.
Demokrasinin temel unsuru olan gazetecilik mesleği ile ilgili gündem oluşturacak, sorunları kamuoyu ile paylaşacak etki yaratacak hiçbir eylem ve etkinliğe imza atılamadı.
Peki “Çalışan Gazeteciler Günü”nde neler oldu?
Gazeteciler bir araya gelerek Vali beyle birlikte kahvaltı yaptı.
Afiyet olsun….