Artan yaşam maliyetleri karşısında geliri eriyen milyonlarca vatandaş, mutfak ve kira giderlerini karşılayabilmek için borçlanmaya yöneliyor. Ancak borçlanma eğilimi hızlanırken, borç ödeme kapasitesi aynı oranda artmıyor; aksine giderek zayıflıyor. Son veriler, bireysel borçların hem kişi sayısı hem de tutar olarak kritik seviyelere ulaştığını gösteriyor.
Borçlarını ödeyemeyenlerin sayısı 2 milyona yaklaştı
Ocak–Kasım 2025 döneminde bireysel kredi ve kredi kartı borcunu ödeyemeyen kişi sayısı, bir önceki yılın aynı dönemine göre 282 bin 715 artarak 1 milyon 946 bini geçti. Bu tablo, hanehalkı finansmanında kırılganlığın hızla derinleştiğine işaret ediyor.
Takipteki kredi tutarı da aynı dönemde ciddi bir artış gösterdi. 9 Ocak 2026 itibarıyla bankacılık sisteminde takipte bulunan kredi miktarı 603 milyar liraya ulaştı. Bu rakam, hem bankalar hem de tüketiciler açısından riskin sistematik hale geldiğini ortaya koyuyor.
Asgari ödeme en pahalı borçlanma biçimi
Borç baskısı altındaki birçok vatandaş, kredi kartı dönem borcunun tamamını ödeyemediği için asgari ödeme tutarına yöneliyor. Ancak uzmanlara göre bu yöntem, kredi kartı kullanımının en pahalı yolu olarak tanımlanıyor. Çünkü ödenmeyen ana para her ay birikiyor ve borç kısa sürede katlanıyor.
Sadece asgari tutarı ödemek, borcu fiilen azaltmak yerine görünmez biçimde büyütüyor. Birkaç ay içinde borç yükü ağırlaşırken, kişi farkında olmadan yüksek faizli bir borç döngüsünün içine giriyor.
Faizden kaçış yok, borç katlanıyor
Kredi kartında yalnızca asgari tutar ödendiğinde, kalan borç için akdi faiz uygulanmaya devam ediyor. Bu oran, borç tutarına göre yüzde 3.25, yüzde 3.75 veya yüzde 4.25 seviyelerinde değişiyor. Buna ek olarak, gecikme faiziyle birlikte aylık toplam maliyet daha da yükseliyor.
Örneğin 500 bin TL kredi kartı borcunun yalnızca asgarisini ödediğinizde, kalan tutar üzerinden aylık yüzde 4.80’e varan azami gecikme faizi işliyor. Bu döngüden çıkılmadığı takdirde, bir yılın sonunda bankaya yaklaşık 350 bin TL yalnızca faiz ve vergi ödenirken, 500 bin TL’lik ana borç büyük ölçüde yerinde kalıyor.
Kart kapatma ve yasal takip riski
Mevzuata göre kredi kartı borcunda üst üste iki kez asgari ödeme yapılmaması halinde kart geçici olarak kapatılabiliyor. Üç ay boyunca ödeme yapılmaması durumunda ise yasal takip süreci başlıyor. Bu süreç, yalnızca kart kullanımını değil, kişinin tüm finansal itibarını etkiliyor.
Uzmanlar, yasal takip aşamasına giren borçların kredi sicilinde uzun yıllar kalıcı hasar bıraktığını ve gelecekte krediye erişimi ciddi biçimde zorlaştırdığını vurguluyor.
Maaşın yüzde 25’ine kadar haciz mümkün
Asgari ödeme tutarının da ödenmemesi halinde bankalar, yasal yollarla tahsilata yöneliyor. Bu aşamada, borçlunun maaşının yüzde 25’ine kadar haciz uygulanabiliyor. Bu durum, hane gelirini daha da daraltarak borç sarmalını derinleştiriyor.
Kredi kartı limitine göre asgari ödeme oranı da değişiyor. Limiti 50 bin TL’nin altında olan kartlarda asgari ödeme oranı yüzde 20, 50 bin TL’nin üzerindeki kartlarda ise yüzde 40 olarak uygulanıyor. Örneğin 10 bin TL limitli bir kartta 5 bin TL dönem borcu bulunan bir kişinin ödemesi gereken asgari tutar 1.000 TL olarak hesaplanıyor.
Finansal kırılganlık artıyor
Uzmanlara göre mevcut tablo, yalnızca bireysel borç sorununu değil, geniş ölçekte bir geçim krizini yansıtıyor. Gelir–gider dengesinin bozulması, kredi kartlarının “geçim aracı” haline gelmesine yol açarken, bu durum uzun vadede hem vatandaş hem de finans sistemi açısından ciddi riskler barındırıyor.





