Her sabah kalktığımda aynı sorunlar, aynı sıkıntılar, aynı hisler… Gazeteleri aç, televizyona bak, internette dolaş, aynı aynı aynı…
Bugün farklı bir konu üzerine güzel bir yazı yazayım diye oturdum ama olmuyor. Klavyenin tuşlarına basmaya başladığımda, aklıma yaşadığımız sıkıcı gündemin dışında başka şey gelmiyor. Gelmemesi de normal. Başka şey göstermiyorlar ki bizlere. Aynadan ne izletirseler onu görüyoruz.
Eylemlerden, gösterilerden, protesto haberlerinden sıkılmış bir vatandaş olarak artık yeter diyorum. Akşam eve gittiğimde sıradan normal haberler izlemek istiyorum. Sosyal medyada yalan ve iftiralarla dolu yazılar ve fotoğraflar görmek istemiyorum. Her sabah bilgisayarı açtığımda, o gece göstericilerle polisler arasında geçen olayları okumak istemiyorum. Çapulcu muhabbetinden sıkıldım. O kelimeyi duymak bile istemiyorum.  Mezuniyet törenlerinde öğrenci eylemlerini izlemekten bıktım usandım. Mezuniyet heyecanlarının eylemlerin gölgesinde kalmasını istemiyorum.
Hoş son günlerde bunlara bir de hocaları eklendi ya haydi hayırlısı. O hocalar ki, bir eğitimci olarak, insanın bilerek düşünce üretmesine ve yaratıcılığa yönelmesine imkan vermekle, öğrencilerinin kafasındaki kalıpları kırmakla ve dünyaya daha esnek ve geniş açıdan bakmalarına imkan vermekle görevliler. Eğitim yoluyla insanların bireysel farklılıkları anlamasını, hoşgörüyü ve hayata farklı açılardan zengin bakmayı öğretmekle görevliler ama nedense bu ifadeler eğitim bilimcilerin kitaplarında yazdıklarından kalmaktan öte gitmiyor.
Daraldım yeter… Mübarek Ramazan ayının tadını alarak yaşamak istiyorum. Artık gülelim eğlenelim istiyorum. Cep telefonuma gelen mesajlarda, facebook ve twitterda okuduğum dostluk ve muhabbet üzerine sözler gerçekten yaşansın istiyorum. Aynı görüşü ve düşünceyi paylaşmasalar bile bazı insanların hiç ağızlarından düşürmedikleri o uzlaşı kültürünü gerçekten yaşanmasını istiyorum. Kimsenin kimseyi kırmadığı, yalan ve riyanın olmadığı bir dünya istiyorum. Kaos değil huzur istiyorum…
Tekrar görüşünceye dek saygılarımla…