Çoğu kişi duşun serinletici etkisiyle birlikte rahatlamayı beklerken, vücut tam tersi şekilde bir uyarılma durumuna giriyor. Çünkü duş sonrası vücut yüzeyinde kalan nem, ısı dengesini geçici olarak değiştiriyor. Kurulanma tamamlanmadan yapılan hareketler ya da nemli ortamda giyinme gibi alışkanlıklar da bu etkiyi artırıyor.
Sıcak ortamdan banyoya, banyodan tekrar sıcağa: Vücut üçlü şoka giriyor
Yaz aylarında duş alırken banyodaki nem ve sıcaklık zaten yüksektir. Vücut bu esnada yüzey sıcaklığını dengelemek için gözenekleri açar. Duş bitip vücut sabit sıcaklıktaki suyla temasını kesince, dışarı çıkıldığında çevredeki sıcaklık vücuda çok daha yoğun hissedilir hale gelir.

Uzmanlara göre bu durum, “terleme artışı” değil, terlemenin hızlanmasıdır. Yani kişi duştan sonra daha fazla terlemez, ama vücut sıvıyı çok daha hızlı ve geniş yüzeyden dışarı çıkarır. Bunun nedeni, duşla birlikte açılan gözeneklerin henüz tam kapanmamış olması ve vücudun hâlâ nemli kalmasıdır.
Kurulanma süresi atlanırsa vücut buharlaşma ile soğumak ister, bu da terleme gibi algılanır
Yüzeydeki su, buharlaşmak için vücut ısısını kullanır. Bu da deride ani ısı düşüşüne yol açar. Vücut, bu ani soğumayı telafi etmek için iç sıcaklığını artırır ve bu da yeniden terlemeyi tetikler. Üstelik kişi bu esnada tamamen kuru olmadığından, çıkan ter doğrudan su gibi hissedilir.
Bu durumun önüne geçmek için uzmanlar özellikle yaz aylarında duş sonrası iyice kurulandıktan sonra, serin ama kuru bir ortama geçilmesini öneriyor. Ayrıca saçların ıslak kalması, ense ve sırt bölgesinde uzun süreli nem oluşturduğu için terleme dengesini bozabiliyor. Banyodan çıkmadan önce birkaç saniyelik serin suyla yapılan son durulama ise gözenekleri yavaş kapatmaya yardımcı olabilir.




