Türkiye’de ilk kez görülen Uzak Doğu kökenli bir kene türü tespit edildi. Uzmanlara göre bu gelişme, zoonotik hastalıklar açısından ciddi bir risk oluşturuyor. Peki Türkiye’de kaç farklı kene türü var? Yeni tür neden tehlikeli ve vatandaşlar kene ısırıklarına karşı ne yapmalı?
Yeni kene türü nerede ortaya çıktı?
İstanbul’da bir vatandaşın üzerinde bulunan ve bilim insanlarına ulaştırılan örnek, “Haemaphysalis longicornis” adlı Çin kökenli kene türünün Türkiye’deki ilk resmi kaydı oldu. Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Adem Keskin ve Japonya’daki Yaban Hayatı Ekolojisi uzmanı Dr. Kandai Doi tarafından yapılan ortak çalışma, bu türün ülkemize yerleştiğini doğruladı.

Keskin, elde edilen bulguların "Experimental and Applied Acarology" adlı saygın bir uluslararası bilimsel dergide yayımlandığını belirterek, bu keneyle ilgili endişelerin bilimsel zemine oturduğunu vurguladı.
Türkiye’de toplam kaç kene türü var?
Prof. Dr. Keskin’in daha önce yaptığı açıklamalara göre, 2012 yılında Türkiye’de 48 kene türü bulunuyordu. Yıllar içinde artan araştırmalarla birlikte bu sayı 2022’de 55’e yükseldi. Son keşifle birlikte Türkiye’de tespit edilen kene türü sayısı şu anda 56 oldu. Özellikle göçmen kuşlar ve yaban hayatı üzerine yapılan saha çalışmaları, bu artışta önemli rol oynadı.
Bu yeni kene türü neden riskli?
Haemaphysalis longicornis türü, dünyada özellikle Asya-Pasifik bölgesinde tarımsal hayvanlara zarar veren ve insanlara da ciddi hastalıklar bulaştırabilen bir tür olarak biliniyor. Bu türün taşıyabileceği patojenler arasında viral ensefalitler, kan parazitleri ve bazı bakteriyel enfeksiyonlar yer alıyor.
Keskin, bu türün Türkiye’deki faunaya yerleşmiş olabileceğini düşündüklerini belirtti. Bu da yerel ekosistemler, hayvan sağlığı ve halk sağlığı açısından yeni ve izlenmesi gereken bir durumu ortaya koyuyor.

Keneler hangi hastalıkları taşıyor?
Türkiye’de en sık görülen kene kaynaklı hastalık, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) olarak biliniyor. Ancak Prof. Dr. Keskin, kenelerin toplamda 200’den fazla hastalık etkenini taşıyabileceğini ve yalnızca KKKA ile sınırlı kalmayan çok daha geniş bir risk alanı oluşturduklarını söylüyor. Özellikle bağışıklık sistemi zayıf bireylerde, kene yoluyla bulaşan hastalıklar çok daha ciddi seyrediyor.
Kene ısırıklarında ne yapılmalı?
Bir kişinin vücuduna kene tutunduğunu fark etmesi halinde, en kısa sürede bir sağlık kuruluşuna başvurması gerekiyor. Çünkü kenenin uygun olmayan şekilde çıkarılması durumunda, vücut içinde parçalanması ya da taşıdığı mikroorganizmaların kana karışması gibi ciddi riskler oluşabilir.
En güvenli yöntem, kenenin sağlık personeli tarafından profesyonel şekilde çıkarılmasıdır. Bu işlemin ardından kişiye kan testleri uygulanarak olası enfeksiyonlar erken dönemde saptanır. Özellikle KKKA gibi hastalıkların tedavisinde erken teşhis hayati önem taşır.
Kenelerden nasıl korunabilirsiniz?
Uzmanlar, özellikle yaz aylarında ve kırsal alanlarda bulunan vatandaşlara bazı önlemler öneriyor. Açık alanlarda uzun kollu ve açık renkli kıyafetler tercih edilmeli, pantolon paçaları çorap içine sokulmalı, doğa gezilerinden sonra vücut detaylı şekilde kontrol edilmeli. Ayrıca evcil hayvanların da düzenli kene taramasından geçirilmesi tavsiye ediliyor.
Sonuç: Biyolojik sınırlarımız tehdit altında mı?
Yeni kene türünün tespiti, yalnızca biyolojik çeşitliliğin değil, halk sağlığının da sınandığı bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Küresel iklim değişikliği, artan hayvan ve insan hareketliliği gibi etkenler bu türlerin sınır aşmasını kolaylaştırıyor. Türkiye, coğrafi konumu nedeniyle bu risklerin merkezinde yer alıyor.
Bilim insanlarına göre, yapılacak olan şey net: Gözlem, erken teşhis ve bilinçli toplum davranışı. Çünkü keneler sadece doğada değil, artık hayatımızın tam ortasında.




