Teknoloji geliştikçe insanlar biraz daha rahat birbirlerini tanıma olanağı bulmaya başladı. Geçmişe bir göz atacak olursak büyüklerimiz bayram yada yılbaşı tebriklerini günler öncesinden hazırlar, sayıları bir düzineden fazla oluncada ya bir lastik yada bir iple zarflar bağlanır postaya verilecek günü beklerdi. Haberleşme merkezleri olan ptt anılan günler arefesinde dolar taşardı.
Son birkaç yıldan bu yana sayıları yada firma adları sıralanamayacak kadar çok olan üretme merkezlerinde üretilen çok değişik modellerle cep telefonları, alnız konuşmak için değil fotoğrafçılık da yapmaya elverişli duruma getirilince çekiciliği biraz daha dikkat çeker oldu.
Şehir içersinde ki taşıt araçlarında yolculuk yaparken çoğu kez ellerden birinin direksiyonda meşgul iken diğeri telefonla haberleşmeye yardımcı oluyor.
Çoğu kez uyarılara rağmen araçlarda hareket halinde iken telefonla görüşme bir türlü son bulmuyor. Yasalar can kaybını önlemek için yapılıyor ancak çok az sürücü duyarlı oluyor. Bu sorunun giderilmesi için yasak yasalarından ziyade üretici firmalar yenilikler getirmeli belli bir orandaki kapalı yerlerde görüşme kısıtlanmalı ancak o zaman hareket halinde görüşmenin önüne geçilebilir.Teknoloji uzmanlarına,bilim adamlarına bu konuda çok önemli görevler düştüğünü vurgularsak yanılmış olmayız.
Haberleşmek elbette önemli bir konudur. Vatandaşın bu önemli kişisel eyleminin önüne geçilmesi düşünmeyi bırak akla bile getirilmemeli. Haberleşme özgürlüğü en önde gelen özgürlüklerdendir diye düşünüüyorum. Uzun yılları haberleşme ile uğraşan bir basın duayeni olarak bugün getiriilen kolaylıklar biraz dikkatimizi çekmkiyor değil. Ulusal basınla muhabirliğimiz dönemlerinde saatlerce öncelik tanınmasına rağmen haber yaazdırabilmek için telefonun ahizesini ne zaman kaldırabileceğiz diye beklerdik. Bazen bu birkaç saatimizi alırdı.
1979 yılının 30 Ağustos unu 31 Ağustos’a bağlayan gece saat 22.45 sıralarında batıdan gelen ani bir yağış Çorum ve yöresinde çok sayıda can ve mal kaybına neden olmuştu. O tarihte telefon görüşmesi yapabilmek için biz önce Merzifon ilçesinin kuzeyindeki tavşan dağı tepesinde bulunan radyo linklere ulaşmamız gerekiyordu. Telefon hatları koptuğu için ne batıya nede doğu yönlerine çıkış yapılamıyordu.
Çorum’daki can kaybına neden olan yağışı Ankara’ya ulaşarak TRT yardımıyle ülkenin yöneticilerine, kamuya, kısaca tüm ins anlığa duyurmak gerekiyordu. Kentte telefonla haberleşme tümden durmuştu. Yalnız itfaiyenin telefonu çalışıyor. Onlarda nereye yardıma koşabileceklerini kestiremiyorlardı.
Sabahın aydınlığında ilk olarak valimiz rahmetli Sayın Nevzat Şensoy’u aradım. Can ve mal kaybının büyük olduğunu tahmin ettiklerini Samsun ve Ankara yolunun otuzuncu kilometresine dek kontrollerin yapıldığını, haberleşme yapılamadığını, durumu Ankara’ya bile ulaştıramadıklarını söyledi.
PTT’de 03’ü arayarak ilgili memureye Ankara’ya ulaşmak için bütün yönleri denemesini istedim. Biraz sonra karşıma Tosya’daki memur arkadaş çıktı. Haberleri önce aktardım oda TRT’ye aktardı.
Bunları neden anımsatıyorum sizlere. Haberin büyüğü, küçüğü olmaz. Haber bize küçük ve değersiz gözükebilir ancak karşımızdaki için öyle olmayabilir.
Geçtiğimiz Salı günü siyasi partilerin parlamentoda ki gurup toplantılarını TV 3’den izlerken saat tam 14.00’de televizyonun görüntüsü kayboldu yalnız bir iki saniye sesler geldi. Daha sonra görüntüde giderek CANLI YAYIN yerine REKLAMLAR girdi. Yaklış 3 yada 5 dadika sonra tekrar Canlı yayına geçti. Alışık olmadığım bir olayı FLAŞ-FLAŞ-FLAŞ mesajı ile yerel yazılı basına ilettim.
Grup konuşmasını CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu yapıyordu. Konuşmanın son günlerin en önde gelen konusu konuşulurken yayının gitmesi ve araya reklam girmesi şahsen benin dikkatimi çekti. Yardımcı olabilmek için kısa bir bilgiyi ulaştırmayı görev bildim.
Konu üzerinrde durulması gereken bir konudur. Her canlı yayın arasına böyle habersiz reklam girebiliyormu. Yoksa Sn. Kemal Kılıçdaroğlu’nun en önemli notlarını engellemik için yapılan bir girişim mi idi. Orası beni ilgilendirmez. Eğer bir televizyon istediği anda istediğini konuşturmazsa ona bir çözütm bulmak gerekir diye düşünüyorum. Yalnız vatandaş değil yayım organlarıda duyarlı olmak zorurdadır. RTÜK bu konuda ne diyecek yada ne türlü bir uyarıda bulunacak.
Özgürlükler, hele haberleşme özgürlükleri olur olmaz böyle kısıtlanırsa yöneticilerimizin işi biraz zorlaşıyor demektir.
Tekrar etmekte yarar görüyorum, özgürlüğün de bir noktaya kadar olabileceğini, o noktanın korunması gerektiğine inananlardan olduğumu belirtiyor, okurlarıma saygılar sunuyorum.