Müstet, İstanbul Başakşehir’de başlatılan Damla Kent projesi kapsamında ihraç edilen gayrimenkul sertifikalarının kamuoyuna “vatandaş için yeni bir umut” olarak sunulmasına rağmen, düşük ve orta gelirli vatandaşların erişebileceği bir finansman modeli olmaktan uzak olduğunu vurguladı.

Hiç yurt dışına çıkmadan diploma almışlar: 419 kişinin diploması resmen iptal edildi
Hiç yurt dışına çıkmadan diploma almışlar: 419 kişinin diploması resmen iptal edildi
İçeriği Görüntüle

Türkiye İstatistik Kurumu ve Merkez Bankası verilerini hatırlatan Müstet, İstanbul’da ortalama konut fiyatlarının 6,5-7,5 milyon TL, Ankara’da 3-3,5 milyon TL, İzmir’de ise 3,5-4,5 milyon TL bandında olduğunu aktardı. Konut Fiyat Endeksi’nin 2010’dan bu yana 12,9 kat arttığını, 2025 itibarıyla yıllık artışın %45’i aştığını kaydetti.

“Bugün vatandaşa sunulan sertifika modeli, en düşük daire için üç yıl boyunca aylık 133 bin TL yatırım gerektiriyor. Bu tablo, küçük tasarruflarla ev sahibi olma iddiasını boşa düşürüyor” dedi.

“SERTİFİKA MODELİ YATIRIMCIYI KORUMUYOR”

Müstet, Damla Kent sertifikalarının talep toplama sürecinde 21,4 milyar TL gibi yüksek bir rakama ulaştığını, ancak Borsa İstanbul’da işlem görmeye başladığı günden itibaren sertifika fiyatının 7,59 TL’den 6,88 TL’ye gerilediğini hatırlattı.

“Bu durum yatırımcı güvenini zedeliyor. Sertifikaların büyük kısmı kamu bankalarının elinde toplanıyor, bu da serbest piyasa fiyat oluşumunu engelliyor. Vatandaş hem fiyat belirsizliği hem de likidite riskiyle karşı karşıya kalıyor” ifadelerini kullandı.

“MODELİN YAPISAL SORUNLARI VAR”

Müstet, gayrimenkul sertifikalarının düşük gelirli vatandaşlar için çözüm olamayacağını belirterek temel sorunları şöyle sıraladı:

Kamu bankalarının yoğun alımı nedeniyle serbest piyasa fiyatlarının oluşmaması, dar gelirliler için erişilebilir olmaması, TOKİ’nin %80 alım garantisinin vatandaş aleyhine çalışması, fiyat belirsizliği ve mağduriyet riski, algı yönetimiyle vatandaşın alternatif yatırımlardan mahrum bırakılması.

“DAHA ADİL MODELLER GEREKİYOR”

İl Başkanı Müstet, çözüm için önerilerini de paylaştı:

Sertifika pay yapısının küçültülmesi ve dar gelirli için erişilebilir hale getirilmesi, yatırımcının doğrudan seçtiği daireye birikim yönlendirme imkânı (“Hedef Daire Sepeti”), kamu bankaları aracılığıyla düşük faizli tamamlama kredisi, şeffaf fiyat oluşumu için çoklu piyasa yapıcılık, ilk ev sahipliğinde stopaj muafiyeti ve enflasyona endeksli vergilendirme.

MÜSTET SÖZLERİNİ ŞÖYLE TAMAMLADI:

“Bizim önceliğimiz dar gelirli vatandaşın konut hayalini gerçekleştirmek olmalı. Tasarrufları rant gruplarına erken finansman aktarma aracına dönüştüren bu modeli reddediyoruz. Daha şeffaf, daha adil ve vatandaşın lehine çözümler mümkündür.”

Muhabir: Merve Kayış