Son yıllarda Türk toplumu kurallara karşı olağanüstü direniş göstermeye başladı. Bir başka deyişle hemen her Türk günün 24 saatinde basitte olsa topluma karşı en az bir suç işliyor.
Hepimizin bildiği gibi yazılı olan kurallar yasalarla ve yazılı olmayan kurallar ise toplumun gelenekleriyle kontrol ediliyor. Tabii ki bu kuralların yaptırımları da var. Yazılı olan kuralları çiğnerseniz yasaları ihlal etmiş oluyorsunuz. Yasaları ihlal ettiğinizde eğer sizi bir kişi görmemiş ve şikayette bulunmamışsa sorun yok gibi görülüyor. Eğer gören ve şikayet eden birileri varsa o zaman da yasanın yaptırımları yani cezalar gündeme geliyor. Yazılı olmayan toplumsal kuralları ihlal ettiğinizde de geleneklere göre ayıplanıyorsunuz ve toplumdan dışlanmanız gerekiyor.
Bütün bu bilgiler bir yana Türk toplumunda kurallara karşı gösterilen müthiş direniş karşısında yasal ve toplumsal yaptırımlarda gün gelip işlemiyor. Aymazlık ve vurdum duymazlık almış başını gidiyor. Gün geliyor toplumun yapısı olumsuz yönde değişime uğruyor ve ne ilginçtir ki kuralları uygulayanlara bile artık öcü, zavallı ve enayi gözü ile bakılıyor.
Peki Türk toplumu kurallara karşı nasıl direniyor ve bir türlü işletilemeyen kural ihlalleri neler diye soracak olursanız. Birkaç örnek vermeye çalışalım. Türk toplumu araç kullanma adabına uygun davranmıyor. Trafik işaret levhalarının anlamını bilmiyor. Her üç Türk’ten biri sinyalizasyon ihlali yapıyor ve kırmızı ışıkta geçiyor. Sarı ışık anlamı durmak yada hareket için önlem al olduğu halde sarı ışıkta geçiyor. Ya da Sarı da geçtiğini zannediyor yani kırmızı da geçiyor. Dönüşlerde ve girişlerde sinyal kullanmıyor. Araç içerisinde hem sigara içiyor,hem telefon görüşmesi yapıyor, hem direksiyon tutup vites değiştiriyor. Sigara içilmesi yasak olan alanlarda hatta asansörde bile sigara içiyor. Yerlere tükürüyor, piknik alanlarında çöpleri etrafa saçıyor, tuvaleti temiz kullanmıyor, ellerini yıkamıyor. Mahalle düğününde saat dolduğunda bile yüksek sesle müzik dinletiyor. Trafik işaret levhalarını poligon gibi kullanıp zarar açıyor. Düğünlerde silahla atış yapıyor, bayan sürücüleri trafikte sıkıştırmayı marifet biliyor.
Sevgili Üstün Dökmen hocanın tespitlerine göre Avrupalı Türkler Avrupa’da kurallara eksiksiz uyuyorlarmış. Ancak Kapıkule’den giriş yaptıktan sonra bütün kuralsızlıklar başlıyormuş. Velhasıl Avrupa’lı Türkler de Kapıkule’den sonra Kırmızı ışıkta geçme, hatalı sollama, cam açma, aksırma, tıksırma, tükürme, asansörde sigara içme, hayvanlara zarar verme, kaldırıma park etme, çiçekleri koparma vb. bütün olumsuzlarda yarış yapıyor.
* * *
HASAN EKİCİOĞLU’NUN ARDINDAN
Bizim çocukluğumuzda Osmancıksporun başarılı kalecisiydi. Sonra Osmancıkspor tarihine adını “Efsane kaleci Hasan” olarak yazdırdı. Uzun yıllar hizmet ettiği Dodurga Alpagut maden işletmesinde sendikacılığı ile işçilerin sesi soluğu ve yüreği oldu. Nüktedan ve hoşgörülü yapısı ile ilçede yediden yetmişe herkesin sevdiği Hasan abisi olarak tanındı. Hasan abi alışılmışın dışında ilçede ilkleri yaşayan ve yaşatan sporcu,beyefendi, hayvansever ve doğasever yapısı ile gönüllerde yer edindi. Bizler Hasan ağabeyle bir araya geldiğimizde hep neşelendik. O bizler için hemen her konuda fikrini alıp danıştığımız bir makam oldu. Hele hele “Abisinin…” diye başladığı cümleler bizler var oldukça kulaklarımızda çınlayacaktır. Kısaca Özetlemek gerekirse Hasan Ekicioğlu Osmancık için özel bir insandı. Sevgili Hasan ağabey geçtiğimiz hafta Hakk’ın rahmetine kavuştu. Bizler O’nu unutmayacağız. Ruhu şad mekanı cennet olsun.
* * *
PAŞA MESELESİ
Geçtiğimiz hafta Türk silahlı kuvvetlerinde görev yapan general rütbesindeki üç komutan açığa alındı. Ülkemizde ilk defa yaşanan bu durum karşısında gazetelerden bazıları nalına, bazıları da mıhına vurdu. Demeçler birbirini takip etti. Siyasilerden bazıları bu durumu yadırgadıklarını dile getirdiler. Balyozlar çekiçler havada uçuştu.
Ben balyoz çekiç bilmem ama bu komutanlardan birini Hakkari Tümen Komutanlığı yaptığı dönemden hatırlıyorum. Söz konusu komutan Hakkari Tümen Komutanı iken Hantepe, Aktütün ve Gediktepe karakollarımız baskına uğramış ve bu saldırılarda 42 Mehmetçik şehit olmuştu. Kendisine konu ile ilgili sorular sorulduğunda da olağandır bu kayıplar olabilir cevabı vermişti. Daha sonra sayın başbakanın bölgeyi ziyaretinde de karakola saldıran 250 teröristi heronlar tespit ettiği halde “Biz onları çoban zannettik” açıklamasında bulunmuştu. Daha sonra bu komutanın neden emekli edilmediği sorusu kafamda yer etmişti. Bu düşünceme rağmen komutanın terfi beklediği haberlerini basından takip ettim ve bu beklenti karşısında şaşırmıştım. Şimdi şaşkınlığım geçti, bilmem anlatabildim mi?
* * *
RUHUN ŞAD MEKANIN CENNET OLSUN YILMAZ BAŞKAN
Osmancık bir hafta arayla iki sevdiği insanı kaybetti. Hasan Ekicioğlu ağabeyi kaybetmenin üzüntüsünü yaşarken Yılmaz Başkan’ın ölüm haberi ile sarsıldık. Sevgili Yılmaz Bostancıer aramızdan zamansız bir şekilde ayrıldı. Yılmaz başkan mütevazi onurlu ve gururlu yaşantısı boyunca yediden yetmiş yediye bütün Osmancık’lı bütün Osmancık’lılar için bir gönül adamıydı. Cenazesinde Osmancık,Çorum ve çevre il ve ilçelerden binler bir araya geldi. Mahşeri bir kalabalıkla dualar eşliğinde toprağa verildi.hayatı boyunca bayrak ve vatan mücadelesi hep örnek gösterildi. Kendisi ile geçtiğimiz yıllarda birkaç geziye katıldık. Bir araya geldiğimizde Çanakkale’yi hiç dilinden düşürmezdi. Israrla Çanakkale’yi görmek istedi. Sonunda Çankkale’yi birlikte gezdik. Türk milletinin emperyalizme karşı vermiş olduğu topraklarda sevgili Yılmaz’ın gözyaşları sel olmuştu. Alanya’da tekne turu esnasında Türk bayrağı üzerine oturan turistle girdiği mücadele sonunda tekne üzerinde bayrağımızı ölesiye salmamsı bende derin izler bıraktı. Sevgili Yılmaz adı gibi hayatı boyunca hiç yılmadı ve sonunda gönüllerde bir ülkü devi olarak ebediyete intikal etti. Ruhu şad,mekanı cennet olsun.