Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi’nin ekim ayı verileri, hane halkı borçluluğunun toplum genelinde ne denli derinleştiğini net biçimde ortaya koydu. Son bir yılda kişi başına düşen ortalama borç tutarı yüzde 42,7 artarak 88 bin 155 liradan 125 bin 748 liraya yükseldi. Gelir artışının hayat pahalılığının gerisinde kalması, borçlanmayı milyonlarca kişi için zorunlu hale getirdi.

Ekonomi yönetiminin yüksek faiz ve yüksek enflasyon sarmalında yürüttüğü politikalar, özellikle sabit ve dar gelirli kesimlerin yükünü ağırlaştırıyor. Artan temel harcamalar karşısında kredi ve kredi kartlarına yönelen vatandaşlar, borçta tarihi seviyelere ulaştı.

Rus rublesi dolar karşısında son iki yılın zirvesine çıktı
Rus rublesi dolar karşısında son iki yılın zirvesine çıktı
İçeriği Görüntüle

Toplam Kredi Hacmi 22,6 Trilyon Liraya Dayandı

Risk Merkezi verilerine göre, toplam nakdi kredi hacmi ekim ayı itibarıyla 22 trilyon 642 milyar liraya yükseldi. Geri ödemesi yapılamadığı için tasfiye sürecine alınan krediler ise son bir yılda yüzde 91 artış göstererek 668 milyar liraya yaklaştı.

Bu tablo, yalnızca borç miktarının değil, borçların geri ödenebilirliğinin de ciddi biçimde zayıfladığını gösteriyor. Uzmanlar, tasfiye edilecek kredi tutarındaki artışı finansal kırılganlığın önemli bir göstergesi olarak değerlendiriyor.

Vatandaşın Borcunun Yarısı Kredi Kartı

Bireysel kredi borç bakiyesi, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 59 artarak 5 trilyon 440 milyar liraya yaklaştı. Bu borcun en büyük kısmını kredi kartları oluşturdu. Kredi kartı borç bakiyesi 2 trilyon 700 milyar liraya ulaştı ve vatandaşın toplam bireysel borcunun yaklaşık yarısını kapsadı.

Kredi kartlarını 1 trilyon 325 milyar lira ile ihtiyaç kredileri izledi. Bireysel kredi borçlusu sayısı ise son bir yılda 1,9 milyon kişi artarak 43,3 milyona çıktı. Bu artış, neredeyse her yetişkinin borçlu hale geldiğine işaret ediyor.

Kredi Kartı Borcu Bir Yılda Yüzde 50 Arttı

Ekim ayı itibarıyla kredi kartı borcu bulunan kişi sayısı 40,3 milyona ulaştı. Kişi başına düşen kredi kartı borcu ise bir yılda 44 bin 681 liradan 66 bin 983 liraya yükseldi. Böylece kredi kartı borçları yıllık bazda yaklaşık yüzde 50 artış gösterdi.

Günlük harcamaların büyük ölçüde kredi kartlarıyla karşılanması, borçların kısa vadede kapanmasını zorlaştırırken faiz yükünü de ağırlaştırıyor.

Ticari Kredilerde de Risk Büyüyor

Borç krizinin yalnızca bireysel alanda değil, ticari kredilerde de derinleştiği görülüyor. Ticari kredi bakiyesi son bir yılda yüzde 41 artarak 17,2 trilyon liraya çıktı. Geri ödenemediği için tasfiye kapsamına alınan ticari krediler ise yüzde 77 artışla 438 milyar liraya yükseldi.

Sektörel dağılımda borç yükünün en hızlı arttığı alan yüzde 54 ile inşaat sektörü oldu. İnşaatı yüzde 49 artışla turizm, yüzde 48 artışla tarım, avcılık ve ormancılık izledi. Geri dönmeyen kredi oranının en yüksek olduğu sektör de yüzde 4,4 ile yine inşaat olarak kayda geçti.

Tarımda Tasfiye Edilecek Krediler Alarm Veriyor

Tasfiye edilecek kredilerdeki en çarpıcı artış tarım sektöründe yaşandı. Tarımda geri ödenemeyen krediler yüzde 199 artış gösterdi. Bu veri, girdi maliyetlerindeki artış ve gelir istikrarsızlığının üretici üzerindeki baskısını açık biçimde ortaya koyuyor.

Uzmanlar, tarım sektöründeki bu tablonun yalnızca finansal değil, gıda güvenliği açısından da risk oluşturabileceğine dikkat çekiyor.

KMH Borcu Asgari Ücreti Aştı

Daha düşük faizli olduğu için tercih edilen Kredili Mevduat Hesapları da hızla yaygınlaştı. KMH kullanan kişi sayısı 31,3 milyona çıkarken, toplam bakiye yüzde 81 artarak 702 milyar liraya ulaştı. Kişi başına düşen KMH borcu 22 bin 423 liraya yükselerek asgari ücreti aştı.

İhtiyaç kredilerinde ise kullanıcı sayısı geriledi. Bir yılda ihtiyaç kredisi kullananların sayısı 1,9 milyon kişi azalarak 10,1 milyona düştü. Buna karşın geri ödenemeyen ihtiyaç kredilerinin oranı yüzde 4’ten yüzde 5,2’ye çıktı. Kişi başına düşen ortalama ihtiyaç kredisi borcu ise yüzde 61 artışla 130 bin 683 liraya yükseldi.

Ortaya çıkan veriler, borçlanmanın geçici bir çözüm olmaktan çıkıp kalıcı bir yaşam biçimine dönüştüğünü gösterirken, ekonomik baskının önümüzdeki dönemde daha geniş kesimleri etkileyeceğine işaret ediyor.

Muhabir: Haber Merkezi