17.07.2021, 11:27

KAVURMA ŞENLİĞİ

Malum Kurban Bayramı ve bayramla birlikte özellikle son yıllarda yoğunlaşan manasız bir “kurban” tartışması;

“Dinde kurban kesmek var mıdır, yok mudur?”

Toplum -hep olduğu gibi- ikiye ayrılıyor bu tartışmayla. Bir tarafta mutlaka bir hayvan kesilmesi gerektiğini savunanlar, diğer tarafta ise bunun bir hayvan katliamı olduğunu iddia edenler. Ama işin ilginç tarafı, her iki taraf da “kurban” ın ruhundan ve ondaki toplumsal içerikten bihaber.

Oysa Kitab-ül Mübin “Kurbanlarınızın etleri ve kanları Allah’a ulaşmaz. Sadece takvanız ulaşır (Hacc 37)” şeklinde uyarıyor. Yani Rabbimiz, “Ben sizden iyilik, doğruluk, dürüstlük, kardeşlik, merhamet, sevgi, bunları bekliyorum; karz-ı hasen (karşılıksız Allah’a borç verme), salât, zekât, ihtiyaç fazlasını verme, yardımlaşma, birbirinize kendinizi feda etme, yoksulları gözetme, zayıfın elinden tutma, düşmüşü kaldırma, bunları bekliyorum, takva budur. “diyor.

Şimdi bu ayetten hareketle toplumun süregelen algısını ve “takvasız” didişmelerini bir tarafa bırakıp kurbanın aslında ne olduğunu anlamaya çalışalım;

Kitab-ül Mübin’e baktığınızda kurban kavramının aslında kurbiyet yani yakınlaşma, yakınlık duyma, O’nun rızasını kazanma olduğunu görürüz. Başka bir deyişle “adanmışlık hali, Allah rızası uğruna fedakarlıkta bulunma, Allah ile arasındaki mesafeyi kapatmaya çalışma çabası” da diyebiliriz. Tabi ki aramızda “kendine yabancılaşan kişinin kendine yakınlaşması” tarifini yapacak kardeşlerimiz de çıkacaktır.

Yine de her yıl olağan hale gelen bir manzara çarpar göze. Kurulan pazarlardan bir kurbanlık seçilir. Bayram sabahı kesilir veya kestirilir. Sonra etler alınır dağıtılır ve bir et yeme şenliği başlar. Televizyonlarda kurbanlık yerine kendini doğrayanlar, kasapların elinden kaçan hayvanların görüntüleri, acil servislerden yükselen feryatlarla izlenir. Başka biri çıkar, yoğun et tüketiminin zararlarını anlatır; bir diğeri kolesterol ve tansiyon ikazı yapar; bir başkası etin yanında yeşillik de tüketilmesi gerektiğinden dem vurur.

En nihayetinde de çıkar bir din adamı “bayram, kavurma şenliğine döndü” diye şikayet eder, “gariplerle kurban etlerimizi paylaşmalıyız” diye de uyarır. Bu zat-ı muhtereme ben de katılarak diyorum ki; yetim, yoksul, düşkün, garip, kimsesizlerin hakkı gözetilmeden bir gelenek anlayışı ile kesilen kurbanlar, abdestsiz kılınan namazlar gibidir!

Ama kurbanın asıl manasından uzak bu ruha sahip olanların kimisi için artık yardımlaşma ve infak sezonudur; kimisi içinde kalıplaşan geleneği yerine getirme telaşıdır.

Peki bu iş nasıl olmalıdır?

Bu noktada dinsel terminolojiye girip kafanızı karıştırmak istemiyorum. Ama kurban meselesinin hayvanın eti ve kilosu üzerinden takva ayarları çekip, bir de derisini camiye bağışlayıp, etini de ihtiyaç sahiplerine bağışlayarak vicdanımızı teskin kılmaktan ibaret olmadığını özellikle belirtmek zorundayım.

Zira sadece belli bir zaman dilimine sığdırarak nemalanmaya çalıştığımız paylaşım emri, yılın sadece üç dört gününe özgü değil, her anına özgü bir emirdir. Sadece eti değil otu da, parayı da, tebessümü de kapsayan, geniş bir paylaşım ağı var müntesibi olduğumuz dinin.

Yani, yazık ki kurban kelimesi de bir çok dinsel ritüelimiz gibi amacından sapmış, sinirleri alınmış, içeriği boşaltılmış durumda. Bunu infak vesilerinden biri kılmak yerine infak emrinin aslıymış gibi sunarak, paylaşım kültürümüzü daraltılmış dilimlere hapsedip Allah’a yakınlık vesilesi olabilecek bu ibadetin aslında bir uzaklığa sebep olabileceğinin farkında değiliz.

Peki ne yapmalıyız?

Bu soruya yanıt vermeden önce biraz geriye gidelim.

Özellikle dinler tarihi irdelendiğinde insanoğlunun binlerce yıldır korktuğu, ürktüğü bir takım doğa güçleri karşısında korunma amaçlı olarak bazı şeylerini feda ettiğini ve buna “kurban” dediğini görüyoruz. Başlangıçta en sevdiklerini, zaman zaman çocuklarını kurban olarak adayan(!) insan, zamanla bunu hayvan kesme şekline dönüştürmüştür.

Bu dönüşüm Kur’an-ı Mübin’de de herkesin bildiği Hz. İbrahim (as) ve Hz. İsmail (as)‘in yer aldığı simgesel bir anlatımla hayat bulur. Oğlunu kurban etmek üzere iken kendisinden bir hayvan kurban etmesinin veya mitolojik anlatımıyla gökten koç indirilmesinin(!) hikayesi bin yıllardır nesilden nesile taşınmış ve nihayetinde kurban dendiğinde de akla gelen ilk şey “hayvan kesme” olarak belirmiştir.

Özellikle kitabımızda kurban ile hacc ibadetinin birlikte anılması, Hacc döneminde Kabe’ye akın eden (ve artık sayısı milyonlarla ifade edilen) hacı adaylarının besin ihtiyacının karşılanması içindir. Yani İslami bir ritüel olmasının kökleri buradan gelmektedir.

Buradan hareketle de şunu belirtmek gerekiyor ki, Kur’an-ı Mübin’de “kurban kesme” diye bir ibadet yoktur diyenler olayı saptırmaktadır. Kitabımızda kurban kesmek vardır ve bu ayetlerle sabittir. Ama kurban ibadetini mutlak hayvan kesmek olarak anlatanlar da olayı amacının dışına çıkarmaktadır.

Peki hangisi doğru?

Şunu belirtmek gerekir ki, kurban ibadetinin temelinin ‘hayvan kesmekten’ ibaret olmasının sebebi; hayvanların en büyük ve en önemli servet olarak iş gördüğü toplum ve zaman dilimlerinde hayat bulmasıdır. Zira dinler tarihinde de, İslam tarihinde de toplumda en büyük servet hayvandır. Hatta tarih kitaplarında altın, gümüş gibi servet unsuru olarak addedilen metanın el değiştirmesinin bile hayvanlarla yapıldığını görebiliyoruz.

Yani hayvanlar ticari ve toplumsal yaşamda ekonominin en baskın unsuru olarak yer almıştır. Böylesi bir toplumsal ve iktisadi manzara içinde de insanların en büyük mal varlığı olan hayvanlarından bir kısmını keserek yoksullara dağıtması, zengin ile yoksul arasındaki mesafenin kapatılması ve özellikle her iki kesimin besince birbirine yaklaşması kurbanın gerçek manasını yansıtmaktaydı.

Kur’an-ı Mübin’deki infak (paylaşma) ile iman arasındaki ilişkiyi irdelediğinizde de anlam daha belirgin hale gelmektedir.

Tüm bu anlatımları alt alta topladıımızda diyebiliriz ki, kurbanın aslı infaktır.

Yoksul ile zengin arasındaki gelir farkını azaltmak ve mümkün mertebe ortadan kaldırmayı amaçlamaktadır. Her yıl ümmetin sünneti olarak kutlanan Kurban bayramlarının da ana gayesi, aradaki bu mesafeyi kapatmaktır.

Şimdi bu tespitlerden yola çıkarak akla gelen soruları sıralayalım…

Kurban bayramında yoksul ile zengin arasındaki mesafe kapatılabiliyor mu? Toplumdaki gelir dağılımındaki uçurumda boşluğa düşenler buna ne kadar fayda sağlıyor? En önemlisi yoksullarla zenginler, alttakiler ile üsttekiler yakınlaşabiliyor mu?

Bu noktada baktığımızda; kurbanın, yani Rabbe yakınlaşmanın yollarından biri ve bence en önemlisi olan infak etmenin neden zenginler üzerinde bir dini yükümlülük olduğunu daha bariz bir şekilde anlayabiliriz!

Zira ayetlere baktığınızda yakınlaşmakla emrolunan kesim zengin kesimdir.

Neden?

Bu fikrime katılmayacak okurlarım olsa bile ben zenginleşmenin mutlak surette birilerinin fakirleşmesi, sömürülmesi, emeğinin hiç edilmesi üzerine bina edildiğine inanan biriyim. Bu durum da, en muhteşem ayet olan insana zulm edildiği için Allah’tan uzaklaşmayı beraberinde getiriyor. Çünkü özellikle iniş sırasına baktığınızda ilk yirmi üç süre ısrarla eşitlenmeyi haykırıyor. Eşit paylaşım olmayınca da fıtri denge bozuluyor ve Allah’ın bu dünyada kurulmasını istediği cennetin önüne set çekiliyor!

Bu durumda zenginler, zenginleşmek suretiyle uzaklaştıkları Allah’a yeniden yakınlaşmak adına her yıl kurban bayramında bir yıllık servetlerini sorgulamak ve ortaya çıkan çarpıklığın giderilmesi için de çabalamak zorundadır.

Bunun da salt hayvan kanı akıtmakla olmayacağı sanırım aşikar. Demek ki, kurban ibadetinde asıl amacın hayvan kesmek değil Allah’a yaklaşmak olduğunu söyleyebiliriz. Bugünkü baskın değer ise artık bir tarım ve hayvancılık toplumu olmaktan çıktığımız için hayvan değil, güncel ekonomik değerlerdir.

Bu işi sadece hayvan keserek kapatmak ise kendini kandırmaktır.

Böyle okuyamazsak, asıl gayesi Rabbe yakınlaşma olan kurban ibadetini ruhundan kopartıp sinirlerini almış oluruz ve her kurban bayramında kapanması gereken yoksul zengin arasındaki gelir uçurumu çok daha büyür!

Yoksa yalılarda köşklerde, rezidanslarda veya saray yavrusu evlerde konaklayıp yılda bir kez “bir hayvan alıp kesip kanını akıttım” demekle bu ibadet de yerine gelmez, asıl gayesi olan Rabbe yakin olmak da mümkün olmaz.

Öyleyse diyebiliriz ki, simgesel olarak kurbanın ana manası, Allah’a yaklaşmak için, yetime, miskine, yoksula, düşküne el uzatmak; kimsesize 'kes' olmaktır.

Çünkü Rabb'in rızası kulun rızasındadır.

Çünkü insan insana emanet edilmiştir.

Ayrıca yetimden kasıt, anasız babasız kimse değildir. Mesela yüz tane akrabası olduğu halde bankadan kredi almak zorunda kalan herkes yetimdir. İşte bu ve benzeri durumların ortaya çıkmasına neden olan sebeplerle verilen mücadeleye "kurban ibadeti" diyoruz.

Ancak bu şekilde Rabbinizle kurbiyet kurar, ona yakınlaşırsınız. Bir de bu konuyu dinsel terminoloji üzerinden değerlendirip sözlerimizi bağlayalım;

‘İnnâ a' taynâkel-kevser fe-salli li-rabbike venhar inne sânı eke hüvel ebter’ arapça lafzıyla okuduğumuz Kevser suresi inanıyorum ki herkesin ezberindedir. Bizim dönemimizde okul sıralarında kafamıza vura vura öğretilirdi bu kısa süreler anlamları ile birlikte.

Burada Rabbimizin 'kurban kes ve namaz kıl' dediğine dair yaygın kanaate itirazım var. Zira ayette geçen “salli” kalıbı, salat kelimesinin bir veznidir.

Bu kalıp, şu ayetteki kalıp ile hemen hemen aynı manaya gelir:

“Allah ve melekleri o resule salli ederler” (Ahzab 56). Eğer buradaki salli kelimesini salt “namaz” diye çevirirsek, Allah ve melekleri peygambere namaz kılmış olur ki bu belirsizve hatalı bir yakıştırma olur.

Dolayısı ile buradaki salli kelimesini “destekleme” anlamıyla çevirmek zorundayız.

Yani, Allah ve melekleri peygamberi desteklerler.

Bu durumda da Kevser suresindeki salli kelimesi “desteklemek” anlamına gelir.

Ayette geçen “venhar” sözcüğü ise, nahr kökünden türemiş bir kelime olup, boğazına bıçak dayanmış devenin göğsünü ileri attırması manasında “bir işi göğüslemek” anlamına gelir.

Bu anlayıştan baktığımızda günümüzde bu ayetin sadece “bıçağı dayama” kısmını almış ve olayı salt “hayvan gırtlaklamak” olarak okumuş oluruz.

Ama bu süreyi kanımca tam çevirdiğimizde (ki en doğrusunu ancak Allah bilir):

‘Biz sana Kevser’i verdik; şu hâlde destek iste, (salat) yardımlaşma ve dayanışma içinde ol. Güçlüklere göğüs ger. Asıl kökü kuruyacak olanlar sana kin besleyenlerdir ‘anlamı çıkmalıdır.

Çünkü süre Mekki’dir yani Mekke'de inmiştir. Bırakın namaz kılmayı, hatta yetinmeyip kurban kesmeyi; Müslümanlardan dört kişinin bir araya gelmeye bile mecalinin olmadığı; yoğun bir baskı ve işkence ortamının olduğu, Hz. Peygamber (sav)’in aşağılanıp dışlandığı ve kendisi hakkında 'Muhammed böyle giderse toplumda bir yere gelemeyecek, kökü kuruyacak.' denildiği dönemlerde inen bir süre.

Bu söylemlere karşılık da inen ayette deniyor ki; '‘fe-salli li-rabbike venhar’... Yani; “Sen, Allah'tan destek iste! Etrafında toplananlarla birlikte yardımlaşma, dayanışma ve kenetlenme içerisine gir ve seni yok etmek isteyenleri, “tıpkı devenin kesilirken göğsünü ileriye doğru itmesi gibi göğüsle, güçlüklere göğüs ger ve diren” şeklinde de okumak gerektiğini düşünüyorum.

Peki… “Zengin değilim, kurban kesmeli miyim?” Kurban kavramını “Rabbimize yakin olma” olarak okuduğumuzda, bu sorunun cevabı da berrak bir şekilde çıkıyor ortaya:

“Yardımseverlik imkan sahibi iken yoksula düşküne el uzatmak değildir; zira o konumda iken bu bir lütuf değil görevdir! Asıl yardımseverlik "onlar kadar muhtaç iken" sofrandaki ekmek kırıntısını dahi muhtaç olanla paylaşabilmektir!

YAZARIN DİĞER KÖŞE YAZILARINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ

Yorumlar (0)
Namaz Vakti 25 Ocak 2022
İmsak
Güneş
Öğle
İkindi
Akşam
Yatsı
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Trabzonspor 23 54
2. Konyaspor 22 45
3. Alanyaspor 23 38
4. Adana Demirspor 23 37
5. Fenerbahçe 23 37
6. Beşiktaş 23 36
7. Hatayspor 23 36
8. Başakşehir 22 34
9. Gaziantep FK 22 32
10. Sivasspor 23 31
11. Kayserispor 23 31
12. Karagümrük 23 30
13. Kasımpaşa 23 27
14. Göztepe 23 27
15. Galatasaray 23 27
16. Giresunspor 23 26
17. Antalyaspor 23 24
18. Rizespor 23 22
19. Altay 23 18
20. Ö.K Yeni Malatya 22 16
Takımlar O P
1. Ümraniye 21 45
2. Ankaragücü 21 45
3. Erzurumspor 21 38
4. Bandırmaspor 21 36
5. İstanbulspor 21 36
6. Eyüpspor 20 36
7. Samsunspor 20 33
8. Adanaspor 21 32
9. Manisa Futbol Kulübü 21 28
10. Tuzlaspor 20 27
11. Keçiörengücü 21 26
12. Gençlerbirliği 21 26
13. Boluspor 19 24
14. Kocaelispor 21 24
15. Menemen Belediyespor 21 23
16. Altınordu 21 22
17. Bursaspor 20 20
18. Denizlispor 21 19
19. Balıkesirspor 20 8
Takımlar O P
1. Manchester City 23 57
2. Liverpool 22 48
3. Chelsea 24 47
4. M. United 22 38
5. West Ham United 23 37
6. Arsenal 21 36
7. Tottenham 20 36
8. Wolverhampton Wanderers 21 34
9. Brighton 22 30
10. Leicester City 20 26
11. Aston Villa 21 26
12. Southampton 22 25
13. Crystal Palace 22 24
14. Brentford 23 23
15. Leeds United 21 22
16. Everton 20 19
17. Norwich City 22 16
18. Newcastle 21 15
19. Watford 20 14
20. Burnley 18 12
Takımlar O P
1. Real Madrid 22 50
2. Sevilla 22 46
3. Real Betis 22 40
4. Atletico Madrid 21 36
5. Barcelona 21 35
6. Real Sociedad 21 34
7. Villarreal 22 32
8. Rayo Vallecano 21 31
9. Athletic Bilbao 22 31
10. Valencia 22 29
11. Osasuna 22 28
12. Celta Vigo 22 27
13. Espanyol 22 27
14. Granada 22 24
15. Elche 22 23
16. Getafe 22 22
17. Mallorca 21 20
18. Cadiz 22 18
19. Deportivo Alaves 22 17
20. Levante 21 11
Arşiv

Gelişmelerden Haberdar Olun

@