“İlle Edeb” yazısını geçtiğimiz aylarda misafir olduğum Türkiye Dil Edebiyat Derneği Çorum Şubesinin giriş kapısında okudum.
Bizleri konuk eden başkan Turhan Candan’da bizleri candan bir şekilde karşılayarak sohbetini “İlle Edeb” deyimi üzerine kurmuştu.
Sayın Candan kendinden emin tok bir sesle dil edebiyat derneğinin olmazsa olmazlarını bir bir sıraladı.
Derneğin sloganı olarak ta belirlenen “Dilimiz kimliğimizdir” ifadesi derneğin ilk olmazsa olmazlarındandı.
Sonra Mehmet Akif, Mevlana, Yunus Emre, Hacı Bektaş’ı Veli ve Necip Fazıl Kısakürek’in ilkeleri ve öğretileri olmazsa olmazlarımızdan diye bir bir anlattı Sayın Candan.
Tabii ki Necip Fazıl, Akif , Hz Mevlana, Yunus ve Hacı Bektaş isimlerini ve onların ilkelerini bir arada duymak ve bu değerleri bir araya getirmek ruhumuzu bir güzel okşadı.
Bu memlekette onlarca dernek olmasına rağmen belki de pek çoğu değerlerimizi bir arada düşünememiş ve arzu edilen coşkuyu verememişti.
Değerlerimize hep birlikte sahip çıkmak, değerlendirmek ve öğretilerini gelecek nesillere taşımanın Türkiye Dil ve Edebiyat Derneğine nasip olduğunu düşündüm ve Allah razı olsun sözcükleri dilimden döküldü.
Aradan geçen süre içerisinde Türkiye Dil Edebiyat Derneğinin hizmet pınarlarından kana kana ilim içmek bize de nasip oldu.
Derneğin Osmancık şubesi de etkin hizmetleri ile toplumu aydınlatmaya çalıştı.
Bizlerde zaman içerisinde yazılarımızla Osmancık şubesinin çalışmalarına omuz vermeye çalıştık.
Başarı paylaşıldıkça güzelleşir ilkesi ile hareket ederek mümkün oldukça Osmancık Şubesinin bütün etkinliklerinde bulunmaya gayret ettim.
Son olarak Osmancık Belediyesi ile birlikte organize edilen 1. Kızılırmak Şiir Şölenine de aldığım davet üzerine iştirak ettim.
Şiir yazan bir kişi olarak öncelikle Osmancık tarihinde ilk defa ulusal manada bir organizasyon yapanları alkışlamak isterim.
Programda ortaya çıkan organizasyon eksiklerini ilk defa olması hesabı ile bir kenara bıraktığınızda Osmancıklılar şiir tadında bir gece yaşadılar demek mümkün olacaktır.
Programla ilgili bir sonuç ifade etmek gerekirse edebiyatçı olan bir belediye başkanına bu yakışırdı ve gereken yapıldı demek uygun olacaktır.
Tabii ki şiir programı sona erdi. Tartışmaları ise günlerce devam etti. Öyle ya da böyle Belediyenin şiir şöleni günlerce tartışılıyorsa bu önemli bir kazanımdır.
Tabii ki yaptığınız bir işi beğenenler olduğu kadar beğenmeyenler de çıkacaktır.
Kimi nalına ve kimi de mıhına vuracak ve sizleri eleştirecektir.
Eleştiriler geldikçe yanlışlarınızdan arınacak ve bir sonraki organizasyonda en doğruyu bulmanız sağlanacaktır.
Netice itibarı ile bir gazeteci arkadaşımız gözlemlerini dile getirmiş.
Belki üslubunun biraz ağır olduğunu ifade etmek mümkün ama sayın yazar tespitlerinde haksızdır diyemezsiniz.
İlim ve edep sahibi insanlar eleştirilerden kendine ders çıkarır ve erdemli davranır.
Örneğin; Sayın yazar Muzaffer Şanver ağabey için şiirlerin efendisi deyimini kulanmış.
Bu söz benim çok hoşuma gitti. Sayın Şanver’e davetiye gönderilmemiş ve sayın Şanver’e programda yer verilmesi akıl edilememiş.
Olabilir kul beşerdir ve hata yapacaktır.
Sonuçta Muzaffer Şanver’de kimmiş yahu oh olsun iyi ki de davetiye gönderilmemiş diyemeyeceğinize göre geriye bir şansınız kalıyor.
Özür dileriz; Biz bu konuda hatalıyız. İnşallah bir sonraki programda gereken yapılacak ve hata telafi edilecektir demek çok mu zordur?
Bu örnekleri çoğaltıp eleştirilerden ders çıkarmak varken ona buna tafra yapıp kafa tutmak ve fırsatını bulursam kodu mu oturturum türünden tavır almak var mı dır? “İlle Edeb”in lügatinde.
“İlle Edeb” i temsil ettiğini zannettiğim bir adam manevi bir büyüğümüzün cenaze merasiminde yanıma yaklaştı.
Yer Osmancık ulu mezarlık. Gün akşama doğru koşuyor. Akşam ise mübarek Miraç’ı müjdeliyor.
Ne kandili ne de mevtayı hiçe sayan adam lafını söyledi ve yanımdan uzaklaştı.
Yunus’un yolundan yürüdüğünü iddia edenlerin bu konuda biraz empati yapmalarında fayda görmekteyim.
Yunus’un yolu çok zahmetlidir. Yunus’un yolu Mevlana’ya özenmektir.
Yunus’un yolu Hacı Bektaş felsefesini ilke edinmektir.
Yunus’un yolu yürekliliktir.
Yunus’un yolu kimseyi zan ve töhmet altında bırakmamaktır. Yunus’un yolu eleştirilere kulak tıkamamaktır.
Yunus’un yolu danışmaktır. 
Yunus’un yolu kimseyi tehdit etmemek ve fikre saygı duymaktır.
Yunus’un yolu politikaya sığınmamaktır.
Yunus’un yolu “İlle Edep”tir.
Yunus’un yolu eleştirilerden ders çıkarmak ve sonrasında hata yapmamaktır.
Yunus’un yolunda ben yaptım oldu mantığı yoktur.
Yunus’un yolunda kabadayılık ve efelik yoktur.
Yunus’un yolunda fikre ve emeğe saygı çoktur.
Yunus gibi olmak; kafa tutmamaktır.
Yunus gibi olmak bir kandil akşamında sahilden dönerken bir çınar altında telefonu kurcalayıp cevapsız çağrılara cevap vermektir.
Yunus’un yolu o bizden değil bu bizden o öyle yazdı ve bu böyle çizdi hatasına düşmemek ve yol açmak ve iletişim kurmaktır.
Yunus’un yolu hatadan dönmektir,
Yunus’un hizmet aşkı ile yanarken odunların eğrisine büğrüsüne sabreylemek ve azalarına batan kısımlarına söylenmemektir.
Yunus gibi olmak; edepli olmak ve edepli durmaktır.
Yunus gibi olmak; fikirde birlik sağlamaktır.
Yunus gibi olmak; başka örgütlere yaslanmamaktır.
Yunus gibi olmak; bir fincan kahvenin hatırını saymaktır.
Yunus gibi olmak; Suizan’dan uzak kalmaktır.
Yunus gibi olmak; kalbe gelen kötü düşünceden uzak durmaktır.
Yunus gibi olmak; dedikodu yapmamaktır.
Yunus gibi olmak; topluma şirin görünme hastalığına tutulmamaktır.
Yunus gibi olmak; örgüt mührünü dördüncü kuvvet medya üzerinde kullanmamaktır.
Yunus gibi olmak; kucaklamaktır.
Yunus gibi olmak; paylaşmaktır.
Yunus gibi olmak; kırk defa düşünüp bir defa konuşmaktır.
Yunus gibi olmak; “ İlle Edeb” ağırlığını taşımaktır.
Yunus gibi olmak; Miraca, kabrin manevi havasına saygı duymaktır.
Yunus gibi olmak; gönül koymak değil gönül almaktır.
Yunus gibi olmak; dördüncü kuvvet medyadan gelen yansımalara saygı duymaktır.
Yunus gibi olmak; hata yapmamak ve hata yapılmışsa kabul etmektir.
Yunus gibi olmak; haklısınız diyebilmektir.                                                      
Yunus gibi olmak; koltuğu düşünmemektir.
Yunus gibi olmak; bu yazıyı örgütün genel merkezine yüreklilikle okutabilmektir.
Yunus gibi olmak; örgütün misyonunu taşıyabilmektir ve gereğini yapabilmektir.
Yunus gibi olmak; içi başka ve dışı başka olmamaktır.
Yunus gibi olmak; sözde değil özde Yunus olmaktır.
Yunus gibi olmak; şımarmamaktır.
Yunus gibi olmak; Aslolan benim gerisi asma kabağıdır mantığıyla davranmamaktır.
Yunus gibi olmak Yunus havasında olmamak ve yüreğinde Yunus’u yaşatmaktır.
Yunus gibi olamazsan eğer;
Ve taşıdığın mührün ağırlığına uygun davranamazsan eğer;
Ona buna tafra yapar şımarırsan eğer;
İnsanlara mezarlıkta bile laf sokarsan eğer;
Diline her geleni konuşur suizanda bulunursan eğer, Bunun hesabını önce Allah sorar.
Mezarlıkta bile ölümü, Allah’ı ve miracı hiçe sayarsan eğer; bir gün kalem ustaları çıkar formüllü yazılar yazar.
Sonra bu formüllü yazılar hem seni hem de yaslandığın örgütleri güç duruma sokar.
Eğer sen Yunus değilsen ortaya çıkan durum senin için hiçbir şey ifade etmez. Hadi be asma kabağı dersin olur biter.
Ancak yaslandığın güzel insanlara karşı ve taşıdığın mühre karşı ihanet etmiş olursun.
Bu duruma ise edebiyat dilinde edepten yoksun olmak denir.
Gün gelir misyonuna talip olduğun insanlarda edepten yoksun olmanın hesabını sorar.
Evet; Türkiye Dil Ve Edebiyat Derneğinin kendisine şiar edindiği “İlle Edep” deyimi hareket noktamız olduğuna göre;
EDEP BİR TAÇ İMİŞ NÛR-İ HÜDADAN, GİY O TACI EMİN OL HER BELÂDAN dedikten sonra.
İlle de Edeb diyoruz.