Napolyon savaşta İspanya’yı yenmiş. İspanya Kralı siz ancak para ve mal için savaşırsınız, biz ise namusumuz ve şerefimiz için savaşırız demiş.

Bunun üzerine Napolyon:- Evet insanın neyi eksikse onun için savaşır.
İngiliz lordu Atatürk’ün daveti üzerine İstanbul’a gelir. İngiliz lordu şerefine verilen yemekte servis yapan Türk elindeki tepsiyi devirir. Herkes büyük bir şaşkınlık içinde kalmıştır ve Atatürk’ün ne tepki vereceği beklenirken, Atatürk İngiliz lorduna dönerek: “Halkım her şeyi beceriyor da bir tek uşaklığı beceremiyor”
Bir gün Sokrates’e sormuşlar neden filozof olduğunu. Yanıtı ise: Siz de benim gibi evlenin, karınız iyi çıkarsa mutlu, kötü çıkarsa filozof olursunuz!” demiş.
İngiliz devlet adamı Winston Churchill, Avam kamarasında konuşurken, muhalif partiden bir kadın milletvekili, Churchill’e kızgın kızgın şöyle seslenir:
-Eğer, karınız olsaydım, kahvenizin içine zehir karıştırırdım. Churchill, oldukça sakin kadına döner ve lafı yapıştırır: -Hanımefendi, eğer karım siz olsaydınız, o kahveyi seve seve içerdim.
Dostlarından biri, Fransız kralı 15. Lui’ ye: Majesteleri, demiş. Akıl vergisi almayı hiç düşündünüz mü? Hiç kimse budalalığı kabul etmeyeceğine göre, herkes böyle bir vergiyi seve seve öder. Kral, alaylı alaylı gülerek: Hakikatten enteresan bir fikir, cevabını vermiş. Bu buluşunuza karşılık, sizi akıl vergisinden muaf tutuyorum.
Bir toplantıda bir genç M. Akif küçük düşürmek için: – Af edersiniz, siz hayvan doktoru musunuz? demiş. M. Akif hiç istifini bozmadan şu cevabi vermiş: –
Evet, bir yeriniz mi ağrıyordu?
İngiltere eski başbakanı Winston Churchill doğum gününde genç bir fotoğrafçı: “Umarım 100. doğum gününüzün de fotoğrafını çekebilirim.” Churchill genci şöyle bir süzmüş ve: “Niye mümkün olmasın delikanlı, bana oldukça zinde ve sıhhatli görünüyorsun!”
Büyük İskender’den bir gün bir dilenci para istemektedir. Aralarında şu diyalog geçiyor:-Az bir şey olsa ihsan etmez misiniz?-Az şey vermek bana layık değildir.
-O halde çok ihsan ediniz.-O da sana layık değildir.
Bir Fransız yazar, Mehmet Akif’e: -Kadınlarınızı evden çıkartmadığınız doğru mu? diye sorduğunda, Akif: Daha önceleri öyleydi, karşılığını vermiş. Fakat şimdi dışarı çıkarttık ve bir türlü içeri sokamıyoruz.
Geçen ay Serik lisesinden sevgili öğrencimiz avukat Rasim Demirkan İstanbul’da ziyaretimize geldi. Rasim “Osman Hamdi’nin meşhur “Kaplumbağa Terbiyecisi” adlı muhteşem tablosunu hediye olarak getirmiş. Ailece çok beğendik ve Rasim’e teşekkür ettik. Her gün misafir odasındaki tabloya bakarak Rasim’i ve Osman Hamdi üstadı anıyoruz. Osman Hamdi üstadın bizde ayrı bir yeri ve hatırası vardır.
Osman Hamdi Beyin torunu Mobil’de sevgili patronumuz Osman Kerman beni çok severdi. Mobil’den emekli olunca Osman Kerman üstadı arayarak
“Osman bey ben Mobil’den emekli oldum. Siz Türkpetrol’ün Genel Müdürü olmuşsunuz, beni de Türkpetrol’e alır mısınız? dedim. Sağolsun Osman bey, “Mehmet sen çalışkan bir elemansın, hemen gel” dedi.
” Nurlarda yatsın Osman bey sayesinde ben Türkpetrol’de tam 10 sene çalıştım.
Osman bey bir seyahat sonrası bana gelerek “Özata, biz birbirimize benziyormuyuz” dedi. “Galiba benziyoruz Osman bey “dedim. Uçakta bir genç yanıma gelerek “Merhaba hocam, nasılsınız? diyerek elimi öpmeye çalıştı, ben de siz beni kime benzettiniz?” dedim. “Hocam siz Mehmet Özata değil misiniz? dedi. Ben de ben Mehmet Özata değilim ama Mehmet Özata benim yanımda çalışıyor” dedim.
Sevgili öğrencinizin bu saf ve samimi tavrı Osman beyin çok hoşuna gitmiş.
Osman bey, “anlaşılan siz de iyi bir idareci ve başarılı bir öğretmen olduğunuz için Mobil Oil Türk A.Ş. ne alınmışsınız sevgili Özata” dedi.
Ben de teşekkür ederek Osman beyin elini öpmeye çalışmıştım.
Bir dörtlükle sizlere veda ediyorum.
Vardım ileriye, döndüm geriye, / Ben de şaştım sarındığım deriye,
Kendime rastladım varsam nereye / Evvel, ahir, sonlu, sonsuz benimdir…