İnsanoğlu düşünen bir varlıkmış ya.

Aklım bazen bana oyun oynuyor gibi.

Sınırsız EVRENDE ne kadar yer kaplıyorum diye takıldı aklıma.

Koskoca DÜNYA bile bir kum tanesi kadarken bir insan oğlu ne kadar yer kaplar ki? Yani bir HİÇİZ.

Bu ara hayatın içindeki insanların hali ve pürmelali çokça dikkatimi çekmeye başladı.

Her hayat bir dünya sanki.

Kimi dünya benim diye kibirli,

Kimi dünya benim sırtımda,

Kimi hayat benim,

Kimi ben yoruldum hayat,

Kimi her şey benim olsun, benim hakkım,

Kimi dünyayı ben yönetirim gibi vs. hayatlarına devam ediyorlar.

Aziz Nesin'in NESİN soyadını neden aldığı geldi düşüncelerime.

1934 yılında Soyadı Kanunu çıkınca, “Bana ortada böbürleneceğim bir soyadı kalmadığından, kendime Nesin soyadını aldım. Herkes "Nesin?" diye çağırdıkça ne olduğumu düşünüp kendime geleyim, istedim." Demiş.

Çok derin bir anlamı var. Değil mi?

Hayatta iki kapımız var. Birisi mucize olan doğmamız.

Diğeri ise ölümümüz.

İşte iki kapının arası ise ömrümüz.

Her insan her an öleceğini bilerek yaşıyor ama ölümü hep unutuyoruz.

Kendime de surular sormaya başladım. Seni 100 yıl sonra kim hatırlayacak?

Dünyanın ömründe kaç milyar insan gelip geçti, kaçı hatırlanıyor?

Kafamda sorular yumak olmaya başladı.

Makamlardakiler, paranın başındakiler, şöhretin peşindekiler, kibrin tutsaklığındakiler, bencilliğin zirvesindekiler vs. aklımda çalkalandılar.

Ve insan olmayı seçenlerde kaldı aklım.

En çok da kibirlilere ifrit oluyorum.

Karşılaştığım insanlar geliyor aklıma.

Birinin baş harflerini yazan marka saydıkları şeyleri, eşyayı göstermek için böbürlenirken kılıktan kılığa girenlere hep gülmüşümdür.

Kefeninizin markası olacak mı acaba sizin?

İşinden dolayı yerleri süpüren birine tiksinerek bakan sen, acaba onun kadar topluma faydan oldu mu? Senin attığın çöpü o topluyor bilesin. Kokarsın.

Bir çiftçinin üzerindeki toprağın izine kir diye hor gören sen, acaba bir gıramlık bir ürün yetiştirip, bir ağacı suladın mı?

Gittiğin üniversite ile öğünüp, okuyamayan birini cehaletle yargılayan sen, acaba hayatın içinde tek başına ayakta durmayı o okulun adı öğretebilmiş mi sana?

Tanrının verdiği dış güzellikle övünenler, asıl güzelliğin gönüllerde olduğunu nasıl anlayacaklar?

Birinin engelini kendine eğlence yapanlar, gülenler en büyük engel senin düşüncen değil mi? Engelin sana gelmeyeceğinin garantisi var mı?

Haaa bir de insanları sınıflara ayıranlar yok mu? Biz elitiz, bizim sınıf diyenlere çok söylenecek söz var da. Kısaca siz insanlık sınıfından, sınıfta kaldınız.

Kendi penceresinin kirini görmeyip, karşı evin perdesi kirli diyenler var ya. İğneyi kendine, çuvaldızı başkasına batır demiş atalarımız.

Evinizdeki eşyaların kalitesi, size mi hizmet ediyor siz mi onun kölesisiniz? Sadece bir araç değil mi?

Giydiğiniz ayakkabının markası sizi nereye taşıyor?

Saatinizin markası sizin ölüm zamanınızı mı değiştirecek?

Afili markaları giydiğinizde sizin sağlığınızı mı koruyor?

Bindiğiniz araçlarla kaç ihtiyaç sahibine götürdü sizi?

Burun kıvırdığınız insanlardan ne kadar üstünsünüz?

Kendi doyacağı, besleneceği demiyorum, ekmeği başkasıyla paylaşan insanları gördünüz mü hiç? Takdir edebildiniz mi? Oralı olmazsınız belki de, bana ne deyip geçtiniz.

Kimin derdine çare bulmayan çalıştınız?

Yokluktan üşüyen bir çocuğun üzerine bir battaniye örtebildiniz mi? karnını doyurdunuz mu?

Rahmetli nenemin en çok aklımda kalan sözlerinden biri de (Ne oldum deme, ne olacağım de) derdi böbürlenenlere. Bize de sıkı sıkıya tembih ederdi sakının ha sakının diye.

"Güzelliğine güvenme bir sivilce yeter, malına güvenme bir kıvılcım yeter, yaşamını sonsuz sanma ecel sandığından belki yakın "diye boşuna dememişler atalarımız. Bin yılların edinimini aktarmışlar şu zamana. İdrak edebiliyor muyuz?

Bir gönül almak, bir selam vermek, birine gülümsemek neyimizi eksiltir?

Birinin derdine çare olmanın mutluluğunu yaşamakta herkese nasip olmuyor? Bilemiyorlar.

Ne verirsen elinle, o gider seninle. Kimsenin de bilmesine gerek yok.

Mucize gibi girdiğimiz kapıdan, insan olarak diğer kapıyı kapatabilmektir belki HAYAT.

Kalın Sağlıcakla__...__Meyrem'ce