Financial Times, yayımladığı analizde, II. Dünya Savaşı’ndan bu yana küresel ekonominin en güçlü aktörleri arasında yer alan Beyaz Saray ile ABD Merkez Bankası’nın (Fed) açık bir çatışma görüntüsü vermesinin dünya kamuoyuna zarar verici bir mesaj gönderdiğini değerlendirdi.
“ABD artık farklı bir örnek sunuyor”
Analizde görüşlerine yer verilen eski Hollanda Merkez Bankası Başkanı Klaas Knot, ABD’nin uzun yıllar boyunca serbest piyasa ekonomisini destekleyen kurumların öncüsü olduğunu hatırlattı. Knot, “ABD, özgür dünyanın lideriydi ve piyasa ekonomisinin gelişmesi için gerekli olduğuna inandığımız türden kurumları destekliyordu. İyi bir örnek teşkil ediyordu. Şimdi ise tamamen farklı bir örnek sunmayı seçmiş görünüyor” ifadelerini kullandı.
Powell’a büyük jüri celbi
Fed Başkanı Jerome Powell, pazar günü yaptığı açıklamada ABD Adalet Bakanlığı tarafından kendisine büyük jüri celbi tebliğ edildiğini duyurmuştu. Powell, bu celbin geçen yıl haziran ayında Senato Bankacılık Komitesi’nde Fed binalarının yenilenmesine ilişkin verdiği ifadeyle bağlantılı bir “cezai iddianame tehdidi” içerdiğini belirtmişti.
Powell, söz konusu hamlenin asıl nedeninin, ABD Başkanı Donald Trump’ın uzun süredir eleştirdiği Fed’in para politikası kararları olduğunu savunmuştu.
Faiz tartışması ve Trump’ın tutumu
Trump, faiz oranlarını düşürmediği gerekçesiyle Powell’ı sık sık eleştirirken, soruşturmadan önceden haberdar olmadığını ileri sürdü. Buna karşın 29 Aralık’taki açıklamasında Powell hakkında hukuki işlem başlatılmasını değerlendirdiğini kamuoyuna açıklamıştı.
Analizde, Trump’ın Fed üzerindeki baskısının, para politikasının bağımsızlığı açısından ciddi bir risk oluşturduğu vurgulandı.
Türkiye örneği hatırlatıldı
Financial Times analizinde, Recep Tayyip Erdoğan’ın 2019 yılında Murat Çetinkaya’yı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanlığı görevinden alması da hatırlatıldı. Bu adımın ardından Türk lirasının değer kaybettiği ve enflasyonun yükseldiği, uzun bir ekonomik istikrarsızlık döneminin başladığı ifade edildi.
Ancak makalede, “Erdoğan yönetimi bile ülkesinin en üst düzey finansal yetkilisinin suçlu olabileceğini öne sürmedi” değerlendirmesine yer verildi.
“Tehlikeli bir emsal” uyarısı
Trump’ın selefi Joe Biden döneminde Fed Başkan Yardımcılığı görevini yürüten Lael Brainard, Adalet Bakanlığı’nın başlattığı sürecin sonuçsuz kalsa bile “tehlikeli bir emsal” oluşturduğunu vurguladı.
Analize göre Washington ile Fed arasındaki bu çekişme, Merkez Bankası’nın bağımsızlığını zedeleyerek ABD para politikasının “siyasileşmesine” yol açabilir.
Yenileme projesi krizin merkezinde
Tartışmaların merkezinde, Fed ofis binalarının yenilenmesini kapsayan çok yıllı proje yer alıyor. Beyaz Saray’ın başlangıçta 1,9 milyar dolar olarak öngördüğü bütçe; işçilik ve malzeme maliyetlerindeki artış, tasarım değişiklikleri ve asbest ile kurşun kirliliği gibi öngörülemeyen sorunlar nedeniyle 2,5 milyar dolara yükselmişti.
Trump, Powell’ın süreci kötü yönettiğini ve dolandırıcılık yaptığını ima ederken, Fed Başkanı ise iddiaları reddederek yenileme maliyetlerinin uzun vadede kendini amorti edeceğini savundu.
Financial Times’a göre, bu gerilim yalnızca ABD iç siyaseti açısından değil, küresel finansal sistemin güvenilirliği açısından da yakından izleniyor.



