Elektrik Mühendisleri Odası (EMO), Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’nun (EPDK) 1 Ocak 2026 itibarıyla konut aboneleri için yıllık elektrik tüketim limitini 5.000 kWh’ten 4.000 kWh’a düşürmesine sert tepki gösterdi. EMO, 1 Kasım 2025 tarihinde yayımladığı basın açıklamasında bu düzenlemenin milyonlarca haneyi ulusal tarifeden çıkararak dalgalı serbest piyasa fiyatlarına tabi tutacağını vurguladı.
Açıklamada, söz konusu limit değişikliğinin “otomatik zam mekanizması” oluşturduğu ve geniş halk kesimlerini yüksek faturalarla karşı karşıya bırakacağı ifade edildi. EMO’ya göre, yeni düzenleme sonrasında 2026 yılı itibarıyla yıllık tüketimi 4.000 kWh’ı (aylık ortalama 333 kWh) aşan konut aboneleri “Son Kaynak Tedarik Tarifesi”ne geçecek ve elektrik faturalarında yüzde 75 ila 99 arasında artış yaşanabilecek.
Ulusal Tarife Yerini Serbest Piyasaya Bırakıyor
EMO açıklamasında, EPDK’nın adım adım enerji piyasasını serbestleştirdiği ve bunun sonucunda ulusal tarifenin fiilen ortadan kaldırıldığı belirtildi. Kurum, “Milyonlarca konut, enerji borsasındaki dalgalanmalara bağlı serbest piyasa fiyatlarına tabi olacaktır” ifadelerine yer verdi.
EPDK’nın 2024 verilerine göre Türkiye’de meskenlerde toplam 75 milyar 91 milyon kWh elektrik tüketimi gerçekleşti. TÜİK verilerine göre bu tüketim 26,6 milyon hane tarafından yapıldı ve bu da hane başına ortalama 2.824 kWh yıllık tüketime denk geliyor. EMO, limitin son iki yılda hızla düşürülmesinin sıradan haneleri bile “yüksek tüketici” konumuna getirdiğini ve “enerji yoksulluğu” riskini artırdığını belirtti.
“Asgari Yaşam Bile Zamlı Olacak”
EMO’nun hesaplamalarına göre dört kişilik bir ailenin temel yaşam ihtiyaçlarını karşılayabilmesi için aylık en az 230 kWh elektrik tüketmesi gerekiyor. Bu miktar, yalnızca aydınlatma, buzdolabı, çamaşır makinesi, bulaşık makinesi ve televizyon gibi temel cihazların kullanımını kapsıyor. Açıklamada, “Klima veya elektrikli ısıtıcı kullanan haneler mevcut 5.000 kWh sınırını zaten aşıyordu. Şimdi sıradan aileler de serbest piyasa koşullarına terk ediliyor” denildi.
EMO, bu düzenlemenin zengin kesimlerin değil, temel yaşam gereksinimlerini karşılamaya çalışan milyonlarca ailenin yükünü artıracağını vurguladı. Oda, “Bu karar toplumsal refahı değil, enerji şirketlerinin kârını maksimize eden bir sistem kurmaktadır” açıklamasında bulundu.
“Elektrik Temel Bir İnsan Hakkıdır”
Basın açıklamasında, “Son Kaynak Tedarik Tarifesi”nin 2018’de yalnızca büyük sanayi tesislerini kapsadığı, ancak her düzenlemeyle sınırın aşağı çekilerek artık konut abonelerini bile içine aldığı belirtildi. 2018’de 50 milyon kWh olan limitin 2020’de 7 milyon kWh’ye, 2023’te 1 milyon kWh’ye, 2024 sonunda 5.000 kWh’ye, son olarak da 2026 itibarıyla 4.000 kWh’ye düşürüldüğü hatırlatıldı.
EMO, elektrik enerjisinin sıradan bir ticari meta değil kamusal bir hizmet olduğuna dikkat çekerek şu ifadelere yer verdi:
“Spekülatif piyasa dalgalanmalarının otomatik olarak faturalara yansıdığı, her ay büyüyen faturalarla yaşam mücadelesi veren vatandaşlara ‘zam yok’ denilebilmesini sağlayan bu uygulamaya derhal son verilmelidir.”
Kamulaştırma Çağrısı
EMO, enerji politikalarının toplum yararına yeniden düzenlenmesi gerektiğini savundu. Açıklamada, ödeme güçlüğü çeken ve fatura korkusundan karanlıkta yaşayan hanelerin sayısının arttığı belirtilerek, “Enerji, bir piyasa ürünü değil temel bir insan hakkıdır” vurgusu yapıldı.
Oda, enerji piyasasının özel sektöre devredilmesine son verilmesi, kamusal yatırımların artırılması ve üretimden dağıtıma kadar tüm süreçlerin yönetileceği dikey entegre bir kamu tekelinin yeniden kurulması gerektiğini açıkladı. Ayrıca, EPDK’nın kapatılarak yerine “Kamulaştırma İdaresi Başkanlığı” kurulması çağrısında bulundu.



