Ali Doğan yaptığı açıklamada, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın konuya ilişkin verdiği görüşün hem hukuki dayanaktan yoksun olduğunu hem de toplu sözleşme hükümlerini daraltıcı nitelik taşıdığını savundu.
“MEB neden kendi mevzuatını yorumlamıyor?”
Milli Eğitim Bakanlığı’nın, anasınıfı, özel eğitim alt sınıfı ve uygulama sınıfı gibi birimlerde ikili eğitim yapılan okulların statüsüne ilişkin inisiyatif almaktan kaçındığını ifade eden Doğan, “Bir Bakanlığın, bizzat kendisinin hazırladığı mevzuatı, üstelik mali hüküm içermeyen bir tanımlama konusunda neden Hazine ve Maliye Bakanlığına yorumlattığını anlamak mümkün değildir. MEB, kendi yönetmeliğini dahi yorumlamayıp topu taca atarak inisiyatif almaktan kaçınmaktadır” dedi.
“Yetki aşımı ve yetki gasbı söz konusu”
Toplu sözleşme hükümlerinin uygulanmasına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Doğan, uygulamada ortaya çıkabilecek tereddütleri giderme yetkisinin yalnızca bir bakanlığa ait olmadığını belirtti.
Mevcut düzenlemelere göre bu yetkinin Cumhurbaşkanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Strateji ve Bütçe Başkanlığı’nın ortak koordinasyonunda yürütülmesi gerektiğini kaydeden Doğan, “Toplu sözleşme hükmünün uygulanmasına ilişkin olarak Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın tek başına görüş vererek uygulamayı yönlendirmesi mümkün değildir. Bu haliyle söz konusu görüş sadece hukuki dayanaktan yoksun kalmamakta, aynı zamanda açık bir yetki aşımı ve yetki gasbı niteliği taşımaktadır” ifadelerini kullandı.
“Kazanımların budanmasına izin vermeyeceğiz”
Eğitim yöneticilerinin toplu sözleşme ile elde ettiği ilave ek ders hakkının daraltıcı yorumlarla engellenmesinin çalışma barışını bozacağını dile getiren Ali Doğan, hukuka ve toplu sözleşmenin ruhuna aykırı olduğunu savunduğu uygulamanın düzeltilmesi için sürecin takipçisi olacaklarını söyledi.





