Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından hazırlanan 25 Eylül 2026 tarihli Cuma hutbesinin konusu “Tebliğ Sorumluluğumuz” oldu. Türkiye genelindeki camilerde okunacak hutbede, Müslümanların İslam’ın güzelliklerini söz ve davranışlarıyla çevrelerine aktarma sorumluluğuna dikkat çekilirken, sosyal medya kullanımı konusunda da doğruluk, mahremiyet ve ölçülülük çağrısı yapıldı.
Mus'ab bin Umeyr örnek gösterildi
Hutbenin girişinde, Medinelilerin İslam dinini kendilerine öğretecek bir kişi istemeleri üzerine Hz. Muhammed'in bu görev için Mus'ab bin Umeyr'i seçtiği hatırlatıldı. Mus'ab bin Umeyr'in genç yaşına rağmen Medine'de İslam'ı anlatmak için gösterdiği gayretin birçok kişinin İslam'la tanışmasına vesile olduğu ifade edildi.
Mus'ab bin Umeyr'in başarısında Hz. Muhammed'in güzel ahlakını kendisine rehber edinmesinin önemli rol oynadığı vurgulandı. Hutbede Peygamber Efendimizin yumuşak sözlü, güler yüzlü, kolaylaştırıcı ve müjdeleyici tavrının tebliğ konusunda Müslümanlara örnek olması gerektiği belirtildi.
Tebliğin yalnızca belirli kişilerin görevi olmadığı vurgulandı
Hutbede, İslam'a davetin yalnızca din görevlilerinin veya belirli bir kesimin sorumluluğunda olmadığına dikkat çekildi. Her Müslümanın sahip olduğu imkan ölçüsünde ailesine, çevresine ve diğer insanlara sözleri ve davranışlarıyla örnek olması gerektiği ifade edildi.
Anne ve babaların çocuklarına karşı davranışları, öğretmenlerin öğrencilerine yaklaşımı, esnafın müşterileriyle ilişkileri ve insanların akraba ile komşularına yönelik tutumları da tebliğ sorumluluğunun günlük hayattaki örnekleri arasında gösterildi. İslam'ın değerlerinin yalnızca sözle değil, güzel ahlak ve güven veren davranışlarla da anlatılması gerektiğine işaret edildi.
Güler yüz ve güzel söz öne çıkarıldı
Tebliğin özünde insanların gönlüne ulaşmanın bulunduğu belirtilen hutbede, bir tebessümün, selamın ve güzel sözün insanlar arasındaki bağı güçlendirebileceği kaydedildi. İnsanlara karşı sert ve kırıcı bir dil yerine anlayışlı, ölçülü ve yapıcı bir yaklaşım benimsenmesi gerektiği ifade edildi.
Hutbede Hz. Muhammed'in Hz. Ali'ye söylediği, bir kişinin doğru yola ulaşmasına vesile olmanın büyük bir değer taşıdığına ilişkin hadis de hatırlatıldı. Müslümanlardan bu anlayışı günlük hayatlarında rehber edinmeleri istendi.
Sosyal medya paylaşımları için doğruluk uyarısı
Hutbenin dikkat çeken bölümlerinden birinde teknolojinin gelişmesiyle birlikte tebliğ imkanlarının da genişlediği ifade edildi. Sosyal medya ve dijital iletişim araçlarının dünyanın farklı bölgelerindeki insanlara ulaşma imkanı sunduğu ancak bu imkanların beraberinde önemli sorumluluklar getirdiği belirtildi.
Sosyal medyada paylaşım yapmadan önce bilginin doğruluğunun araştırılması, başka insanların özel hayatları hakkında yorum yapılırken mahremiyete özen gösterilmesi gerektiği vurgulandı. İlim ortamlarında ele alınması gereken konuların sosyal medyada gelişigüzel ve ölçüsüz biçimde tartışılmaması gerektiği de kaydedildi.
Düşünmeden yapılan paylaşımlara dikkat çekildi
Diyanet'in hutbesinde, düşünülmeden söylenen sözlerin ve dikkatsizce yapılan paylaşımların insanların üzerinde uzun süreli olumsuz etkiler bırakabileceği uyarısında bulunuldu. Dijital mecralarda kullanılan dilin de yüz yüze iletişimde olduğu gibi ahlaki sorumluluk taşıdığı belirtildi.
Müslümanlardan söz ve davranışlarıyla İslam'ın güzel ahlakını temsil etmeleri istendi. Hutbenin sonunda insanların kendilerini güvende hissedecekleri, güzel ahlakı ve güveni öne çıkaran bir iletişim anlayışının benimsenmesi gerektiği mesajı verildi.




