Panelde Gazze’de yaşanan insani kriz, Filistin halkının tarih boyunca karşı karşıya kaldığı gıda kısıtlamaları, kriz dönemlerinde geliştirilen beslenme yöntemleri, uluslararası kuruluşların rolü ve sivil toplumun Filistin meselesindeki etkisi üzerinde duruldu.

“Filistin mutfağında da direniş var”

“Filistinliler İçin Yiyecekler ve Hayatta Kalma Stratejileri” başlıklı sunumunu yapan Ülkü Menşure Solak, Filistin halkının yalnızca topraklarının değil, gıda kaynaklarının da uzun yıllardır baskı altında olduğunu savundu.

Solak, İngiliz Mandası döneminden günümüze uzanan süreçte açlığın ve gıdaya erişimin siyasi bir araç olarak kullanıldığını öne sürdü. Manda dönemindeki uygulamalardan örnekler veren Solak, 1929 yılında yabani ot tüketiminin büyük ölçüde arttığını ifade etti.

Kriz dönemlerinde geliştirilen yiyecekler

Filistinlilerin kıtlık ve kuşatma dönemlerinde geliştirdikleri beslenme yöntemlerine değinen Solak, zeytinlerin kil ve kekik kullanılarak saklandığını, karpuz kabuğunun beyaz kısmından “Qursa” adı verilen bir yiyecek hazırlandığını anlattı.

Arpa, mercimek ve bezelyeden un elde edilerek ekmek yapıldığını belirten Solak, hurma çekirdeklerinin kavrularak kahve gibi tüketildiğini, süt tozundan peynir yapıldığını ve nohutların plastik kaplarda filizlendirildiğini aktardı.

Solak, kriz koşullarında “kum pilavı” olarak adlandırılan yöntemin de kullanıldığını, sahilden alınan kumun güneşte ısıtılmasının ardından pirinç, yağ ve suyla birlikte değerlendirilerek yemek hazırlandığını söyledi.

Zeytin ağaçları ve tarımsal üretime dikkat çekti

Sunumunda Filistin’de hayvancılık ve tarımsal üretime getirilen sınırlamalara da değinen Solak, siyah keçiler, develer ve zeytin ağaçları üzerinden bölgedeki üretim kültürünün zaman içerisinde baskı altına alındığını savundu.

Zeytin ağacının Filistin halkı açısından yalnızca ekonomik değil, kültürel ve dini bir öneme de sahip olduğunu ifade eden Solak, tarım alanlarına erişimde yaşanan kısıtlamaların bölgedeki gıda güvenliğini doğrudan etkilediğini dile getirdi.

“Açlık Gazze’de krizin en ağır yüzlerinden biri”

Gazze’deki güncel duruma da değinen Solak, insani yardımların ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmasında ciddi sorunlar yaşandığını belirtti. Gazze’de kurulan dayanışma mutfaklarının sınırlı imkânlarla halka yemek ulaştırmaya çalıştığını anlatan Solak, gıda kaynaklarının giderek tükenmesinin bu faaliyetleri de zorlaştırdığını söyledi.

Solak, Gazze’de açlığın siviller üzerindeki etkisinin giderek ağırlaştığını belirterek yaşananları “soykırımın en acımasız yüzlerinden biri” şeklinde nitelendirdi.

Gazze-7Sivil toplum ve küresel vicdan konuşuldu

Panelin ikinci bölümünde “Sivil Toplum ve Küresel Vicdan” başlıklı sunum yapan Necat Yazıcı, sivillik ve vicdan kavramları arasındaki ilişki üzerinde durdu.

Yazıcı, Gazze’de yaşananların Birleşmiş Milletler başta olmak üzere uluslararası yapıların etkinliği konusunda ciddi tartışmalara yol açtığını söyledi. Resmî kurumların yetersiz kaldığı alanlarda toplumların ve sivil girişimlerin daha fazla sorumluluk üstlenmeye başladığını ifade etti.

Ortak bir dile ihtiyaç olduğunu söyledi

Filistin meselesi etrafında dünya genelinde geniş bir sivil hareketlilik oluştuğunu belirten Yazıcı, teknolojinin farklı ülkelerdeki insanların birlikte hareket etmesini kolaylaştırdığını kaydetti.

Sivil toplum kuruluşlarının yalnızca yardım faaliyetleriyle sınırlı kalmaması gerektiğini savunan Yazıcı, farklı inanç ve düşüncelerden insanların temel insan hakları etrafında buluşabilecekleri ortak bir dil geliştirilmesinin önemine işaret etti.

Kolektif vicdan için üç temel unsur

Yazıcı, küresel ölçekte etkili ve sürdürülebilir bir sivil toplum hareketinin “dil, zemin ve güç” olmak üzere üç temel unsur üzerine kurulması gerektiğini söyledi.

Türk Ocakları Çorum Şubesi’nden Bilim ve Kültür Akademisi
Türk Ocakları Çorum Şubesi’nden Bilim ve Kültür Akademisi
İçeriği Görüntüle

Ortak dilin herhangi bir ideolojiyle sınırlanmaması gerektiğini belirten Yazıcı, farklı toplum kesimlerini ortak insani değerlerde buluşturabilecek modellerin geliştirilmesini önerdi. Sivil hareketlerin gücünü devletlerden değil toplumdan alması gerektiğini ifade eden Yazıcı, boykotu da aktif sivil itaatsizlik yöntemlerinden biri olarak değerlendirdi.

Untitled 11 Copy-108

Panel soru-cevap bölümüyle sona erdi

Program, panelistlerin sunumlarının ardından soru-cevap ve dinleyici katkılarıyla devam etti. Katılımcılar, Filistin meselesi, insani yardım çalışmaları ve sivil toplumun rolü üzerine görüşlerini paylaştı.

Moderatör Burak Karaca, programın sonunda panelistlere teşekkür etti. Karaca, Filistin Atölyesi kürsüsünün farklı düşünce ve meslek gruplarından insanların Filistin’e ilişkin görüşlerini paylaşabileceği açık bir platform olduğunu ifade etti.

Muhabir: Merve Kayış