Hitit Üniversitesinde, Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) desteğiyle yürütülen projede, akciğer kanseri tedavisinde kullanılan ve biyoyararlanımı düşük olan ilacın hedef dokuya kontrollü ulaştırılmasını sağlayacak manyetik özellikli nanotaşıyıcı sistem geliştiriliyor. Projeyle ilacın etkinliğinin artırılması, yan etkilerinin azaltılması ve tedavi maliyetinin düşürülmesi amaçlanıyor.

Proje sayesinde ilacın biyoyararlanımının artırılması, yan etkilerinin azaltılması, hastaya uygulanan dozun düşürülmesi ve tedavi maliyetinin azaltılması hedeflenirken, geliştirilecek sistemin gelecekte farklı ilaç ve hastalıklarda da kullanılabilecek potansiyele sahip olduğu belirtiliyor.

Hitit Üniversitesi diploması dünyada geçerli program sayısı 21’e yükseldi
Hitit Üniversitesi diploması dünyada geçerli program sayısı 21’e yükseldi
İçeriği Görüntüle

"Hedefimiz ilacı doğrudan tümör dokusuna yönlendirmek"

Hitit Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Çiğdem Dönmez Güngüneş, TÜSEB tarafından kabul edilen proje kapsamında akciğer kanseri tedavisinde kullanılan "Alectinib" etken maddeli ilaç için hedefe yönelik bir taşıyıcı sistem geliştirmeyi amaçladıklarını söyledi.

738668034 1733068841062209 1240900319707001248 N

Güngüneş, "Bu proje kapsamında, yüksek lisans tez çalışmamız çerçevesinde hedeflendirilmiş bir ilaç taşıyıcı sistem geliştirmeyi planladık. Çalışma üç aşamadan oluşuyor. İlk aşamada bir ilaç taşıyıcı nanopartikül sentezlemek, bir manyetik özellik kazandırmak ve bu manyetik özellikli nanopartikülü ilaçla etkileştirmek var. İlaç etkileşiminin sonrasında ilacın ne kadar iyi tutunabildiği, ne kadar iyi taşınabildiği belirlenecek ve bunun ardından da biyolojik olarak uyumlu olup olmadığı test edilecek. Manyetik alana yanıt verip vermediği ve yönlendirme yapılıp yapılmadığı üzerine de yine deneyler planladık. Eğer söz konusu çalışma sonrasında ilaç taşıyıcı malzeme etkin şekilde sentezlenebilirse, hedefimiz söz konusu ilacı çok daha etkili bir şekilde yan etkileri azaltarak ve harici bir manyetik alan kullanarak belirli bir tümör dokusuna yönlendirmek. Bu sayede hastaya verilecek olan dozun azaltılması, sistemik yan etkinin en aza indirilmesi ve maliyetin de belirli oranlarda düşürülmesi hedefleniyor. İkinci aşamada daha da geliştirilmesi ve nazal bir dozaj formuna dönüştürülmesi planlanıyor." dedi.

"Farklı hastalıklarda da kullanılabilecek potansiyele sahip"

Hitit Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi ve Disiplinlerarası İleri Malzemeler ve Nanoteknoloji Yüksek Lisans Programı öğrencisi Dr. Öğr. Üyesi Nazlı Hayırlı Özyol ise geliştirdikleri nanomalzemenin yalnızca bu ilaç için değil, farklı hastalıkların tedavisinde kullanılan ilaçlar için de kullanılabileceğini belirtti.

Özyol, "Çalışmamızda kullanacağımız ilacımız, kanser tedavisinde kullanılan, yüksek katma değere sahip, aynı zamanda da yurt dışına bağımlı olduğumuz bir ilaç, hastalarda kanser hücrelerine daha kolay ulaşabilir bir forma dönüştürmek amacıyla bir nanomalzeme sentezlemeyi amaçladık. Kullandığımız bu sistem yalnızca bu hastalıkta ve ilaçta değil, ilerleyen dönemlerde farklı hastalıklarda ve farklı ilaçlarda da kullanılabilme potansiyeli taşıdığından, ülkemiz açısından da stratejik bir öneme sahiptir. " ifadelerini kullandı.

Çevre dostu üretim yöntemi kullanılacak

Hitit Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Kimya Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. İlknur Tosun Satır da projede çevre dostu üretim yöntemlerinin benimsendiğini dile getirdi.

Satır, "Geleneksel yöntemlerde genellikle zararlı kimyasallar, toksik çözücüler kullanılmaktadır. Biz bu yöntemde biyolojik materyaller kullanarak, doğa dostu, biyouyumlu ve sürdürülebilir bir ilaç taşıyıcı nanomalzeme sentezlemeyi hedeflemekteyiz." diye konuştu.

Muhabir: Ebru Çalık