Onan, açıklamasında anayasa tartışmaları, terörle mücadele ve siyasi temaslara yönelik değerlendirmelerde bulunarak şu ifadelere yer verdi:

“İmzanın sorumluluğu vardır, Türk milletinin kırmızı çizgileri vardır"

Kanaatimizce, anayasa değişikliği için ihtiyaç duyulan vekil oyu sayısını karşılama niyetiyle geçtiğimiz yıl içinde kıdemli siyasetçi Devlet Bahçeli tarafından telaffuz edilen ‘Önümüzdeki süreçte çok şey değişecek. İnşallah Türkiye değişmez’ cümlesi ile başlayan; eli kanlı bölücü örgüt mensubu katillerin silah bırakmaları ve suç örgütünü feshetmeleri karşılığında umut hakkı verilmesinden, DEM’li vekil ve siyasilerle kurulan sıkı diyaloglara kadar devam eden ve nihayetinde ‘Kimse gitmezse İmralı Adası’na ben giderim’ restine varan hızlı bir siyasi süreci gözlemlediğimiz bir yılı daha geride bırakıyoruz.

Bahçeli’nin yaşadığı sağlık sorunlarını bertaraf etmesinin ardından arkasında durarak mesafe almaya çalıştığı ve ‘Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’ olarak adlandırılan yapı birçok kez toplanmıştır. Takip edebildiğimiz kadarıyla bu süreç bir rapor yazım aşamasına kadar gelmiştir.

Her ne kadar anayasanın ilk dört maddesinden taviz verilmeyeceği söylense de, bölücü zihniyetlerin kamuoyuna yansıyan açıklamaları Türk milletinin tahammül sınırlarını zorlamaktadır. DEM’in kamuoyuna yansıyan raporları, sosyal medyada yer alan bölücü söylemler ve terör örgütü elebaşı lehine atılan sloganlar bu çatlak seslerin örnekleridir.

Eli kanlı terör örgütü mensupları için ‘suça karışmamış’ ifadesiyle umut hakkı önerilmesini, terör saldırılarında hayatını kaybeden şehitlerimizi, gazilerimizi ve ailelerini hatırlatarak hayret ve esefle karşılıyoruz. Suça karışmamış denilen kişiler, terör örgütünü dağda ziyarete mi gitmiştir?

Geçtiğimiz hafta içinde Sayın Bahçeli ile DEM’li Buldan arasında yapılan görüşmenin ardından ‘imza atarım’ ifadelerinin kamuoyuna yansıması ciddi soru işaretleri doğurmuştur. Hangi sözlerin altına imza atılacağı, hangi konuda fikir birliği sağlandığı milletimize açıkça anlatılmalıdır.

Siyasetçiler, demokratik parlamenter sistemlerde vatandaş adına vekalet alarak görev yaparlar. Sayın Bahçeli’yi, imza atmadan önce Türk milletinin hakemliğine gitmeye ve izlediği politikalar için milletten onay almaya çağırıyoruz. Sandık ve Türk milleti bir seçime hazırdır. Türk milleti bölücü terör örgütüne karşıdır.

Geçmiş seçim süreçlerinde, bugün muhalefette olan bazı partilerin terörle bağlantılı yapılarla ilişkilendirildiği iddialar propaganda konusu yapılmıştır. Bugün gelinen noktada, önümüzdeki seçimlerde kimlerin hangi yöntemlerle propaganda yapacağı da ayrı bir soru işaretidir.

Bahçeli, bugün izlediği bu siyasi süreci seçimlerden önce açıklamış olsaydı, yüzde 11 civarındaki oy oranını yakalayabilir miydi? Büyük ihtimalle seçim barajının altında kalırdı.

Köy yolları isyanı: CHP’li Ümit Er’den sert çıkış! “Köylüye kaynak yok”
Köy yolları isyanı: CHP’li Ümit Er’den sert çıkış! “Köylüye kaynak yok”
İçeriği Görüntüle

1984’ten bu yana dökülen asker, polis ve sivil kanları ortadayken, eli kanlı terörist elebaşının ‘kurucu önder’ olarak anılması Türk milletinin vicdanını derinden yaralamaktadır.

Gazeteci Saygı Öztürk tarafından haberleştirilen ve İmralı hükümlüsüne atfedilen talepler arasında, ana dilde eğitim ve yerel dillerin resmi dil olması gibi kabul edilemez istekler bulunmaktadır.

Barış yasası adı altında terör örgütü mensuplarının affı söz konusu olamaz. Hangi örgüte mensup olursa olsun, Türk Ceza Kanunu’na göre örgüt üyeliği suçtur. Örgütün feshedilmesi, suçların ortadan kalkması anlamına gelmez.

Hendek operasyonlarında 793 vatan evladı şehit olmuştur. Mekânları cennet olsun.

Son olarak ifade ediyoruz: Erzurum Kongresi’nin kararı açıktır. Vatan bir bütündür, bölünemez. Türkiye Cumhuriyeti bir ulus devlettir. Devleti oluşturan milletin adı Türk milletidir. Türkiye Cumhuriyeti’nin temelleri Lozan Barış Antlaşması ile atılmıştır. Türk milleti, vatanına ve devletine her koşulda sahip çıkacaktır.”

Muhabir: Merve Kayış