Türkiye’de Üniversiteler uzun yıllar karışıklıklarla gündeme geldi. Üniversite kelimesi, özellikle 1990’lı yıllarda üniversite sınavına hazırlananların çoğunun bilinçaltına çatışmaların yoğun olarak yaşandığı yer olarak kazınmıştır sanırım. En azından kendi adıma öyle olduğunu söyleyebilirim. Her gün televizyonlarda, gazetelerde karşıt görüşlü öğrenciler arasındaki çatışmaları, kavgaları, yaratılan kaos ortamlarını izliyor veya okuyorduk. Öylesine bir ortam vardı ki, üniversitelerin neden var olduğunun, görev ve sorumluluklarının neler olduğunun dahi farkında değildik. Aman sormayalım, aman sorgulamayalım, diplomamızı alıp gidelim düşüncesiyle mezun olduk.
Ne bugünkü gibi Erasmus programları vardı ne de Farabi. Kampüsün dışındaki hayat nasıldı diye sorsanız buna verecek cevap bulamam sanırım. Bilgi ve teknolojiye ulaşmak şimdiki gibi kolay değildi. Üzerimizde kaynağını ve nedenini bilmediğimiz psikolojik bir baskı vardı. Üniversite öğrencisi olarak o yıllarda çok umursandığımızı da zannetmiyorum. Kimse bize ne ihtiyacınız var, beklentileriniz neler? Vs. gibi sorular sormuyordu.
Geçtiğimiz günlerde Sayın Cumhurbaşkanımız bir konuşmasında, geçmişte üniversitelerin durumunu anlatırken “Bir zamanlar üniversiteler birbirleriyle konuşamaz, üniversitelerle TÜBİTAK yan yana gelemezdi. TÜBİTAK'tan üniversitelere yazı giderdi. YÖK'ten üniversitelere TÜBİTAK'la 'konuşmayın yasal değil' diye yazı giderdi. Bir ara Türkiye'de bu garip haller vardı" diyordu. Bunları neden anlatıyorum:
21 Mayıs Salı günü haberturk.com sitesinde bir haber okudum. Haberin başlığı “Hacettepe’den bir ilk” şeklinde verilmişti. Detayında ise;
“Hacettepe Üniversitesi örnek sayılabilecek bir uygulamaya imza attı. Amaç, öğrencilerin ders çalışmasına yardımcı olmak. Üniversite, kampüs yaşantısında öğrenciler ara vermeden ders çalışabilsin diye kütüphanesine banyo yaptırdı. Böylece kent merkezine uzak Beytepe'de öğrenciler kütüphaneyi tek etmeden okuma ya da sınav hazırlığı yapabiliyor.” Diyordu.
Bakınız üniversiteler konusunda, nereden nerelere gelindi bu ülkede. Artık üniversitelerdeki çatışmaları ve çıkan karışıklıklar nedeniyle öğrencilerin derslere giremediğini konuşmuyoruz. Ders çalışmaktan banyo yapmaya fırsat bulmayan öğrenciler için kütüphanede verilen banyo hizmetlerini konuşuyoruz. Türkiye her geçen gün gurur duyulacak şekilde gelişmeye ve büyümeye devam ediyor. Bu gelişme ve büyümenin altındaki en önemli nedenlerden birisidir üniversiteler. Yıllarca istenilen performansı gösteremeyen üniversiteler artık birbiriyle yarışıyor. Ne mutlu ki bugün üniversiteler bilimsel çalışmalarla, projelerle gündeme gelir olmuş.
Üniversitelerdeki çalışmalar bu şekilde devam ettiği takdirde, göreceksiniz bundan 10 yıl sonra bilim dünyasında inanılmaz gelişmeler olacak. Üniversiteler yaptıkları bilimsel çalışmalarla ön plana çıkacak. Liseden mezun olan öğrencilerin üniversite tercihindeki kriterleri bu çalışmalar belirleyecek. Her ilde üniversite olduğunu göz önünde tutacak olursak; ortaya çıkan rekabet ortamıyla, 10 yıl sonra Türkiye’deki üniversitelerin durumları çok farklı olacak.
ALLAH C.C. Bilim yuvalarımızdaki bu güzel ortamı asla bozmasın. Haftaya görüşünceye dek saygılar…