Eurostat ve DİSK verilerinin birlikte değerlendirildiği araştırma, Türkiye’de asgari ücretle çalışanların sayısının Avrupa’nın büyük bölümünü açık ara geride bıraktığını ortaya koyuyor. 2024 yılı itibarıyla yaklaşık 11,2 milyon kişinin asgari ücret aldığı hesaplanırken bu rakam, 21 AB ülkesinin toplam 12,8 milyon asgari ücretli çalışanına neredeyse yaklaşmış durumda. Veriler, Türkiye’de asgari ücretin işgücü piyasasının merkezine yerleştiğini gösteriyor.
Raporun ortaya koyduğu tablo, asgari ücretin Türkiye’de yalnızca alt sınır olmaktan çıktığını, fiilen milyonlarca çalışanın ana gelir seviyesine dönüştüğünü gösteriyor. Bu durum hem gelir dağılımı hem de işgücü yapısı açısından dikkat çekiyor.
Asgari Ücret Türkiye’de “Taban” Değil “Standart” Gelir Haline Geldi
Euronews tarafından hazırlanan çalışmada, Türkiye’nin asgari ücretli oranında Avrupa’nın zirvesine yerleştiği belirtiliyor. DİSK verilerine göre 2022 yılında çalışanların yüzde 37,5’i asgari ücret ya da daha düşük bir gelir elde etti. Bu oran, Avrupa Birliği ortalamasının üç katını geçerken Türkiye’de ücret skalasının alt kademelerinde ciddi bir sıkışma yaşandığını gösteriyor.
Araştırmacılar, bu yoğunluğun işgücü piyasasında yapısal bir dönüşüme işaret ettiğini belirtiyor. Asgari ücret, uluslararası kriterlerde bir taban ücret niteliği taşırken Türkiye’de geniş bir çalışan kesimin ana geçim seviyesine dönüşmüş durumda.
AB Ülkeleriyle Karşılaştırmada Çarpıcı Fark
Türkiye’ye ait veriler Eurostat’ın doğrudan hesaplama yönteminden farklı bir yapıya sahip olsa da karşılaştırma, aradaki farkın büyüklüğünü göstermesi açısından önemli bulunuyor. 2024 yılı tahminlerine göre Türkiye’deki 11,2 milyon asgari ücretli çalışan sayısı, birçok AB ülkesinin toplamından yüksek.
Verilere göre Fransa’da 3,5 milyon, Almanya’da 3,2 milyon, İngiltere’de ise yaklaşık 1,9 milyon kişi asgari ücretle çalışıyor. Bu tablo, Türkiye’nin asgari ücrete bağımlı yapısını görünür hale getirirken ücret politikalarının ekonomik dengeler üzerindeki etkisini de öne çıkarıyor.
Türkiye’nin bu alanda Avrupa’yı açık ara geride bırakması, ücret sisteminin alt basamaklarında yoğunlaşan geniş bir çalışan kitlesinin varlığını doğruluyor. Araştırmacılara göre birçok AB ülkesinde asgari ücret, işgücünün sınırlı bir kısmını ilgilendirirken Türkiye’de temel gelir tabakası haline gelmiş durumda.
Asgari Ücretin Yaygınlaşmasının Yapısal Nedenleri
DİSK’in değerlendirmelerine göre Türkiye’de asgari ücretin bu kadar yaygın hale gelmesinin arkasında bir dizi yapısal sorun bulunuyor. Sendikal örgütlülüğün zayıflaması, toplu pazarlık alanının daralması ve işyerlerindeki denetim eksiklikleri bu nedenlerin başında geliyor.
Konfederasyon, uzun süredir asgari ücretin “alt sınır” işlevini kaybederek “ortalama ücret” haline geldiği uyarısını yineliyor. Bu durum özellikle düşük gelir gruplarında etkisini daha güçlü hissettiriyor ve gelir dağılımındaki eşitsizliği derinleştiriyor.
Satın Alma Gücü Paritesi Gerçeği Tam Olarak Yansıtmıyor
Araştırma, satın alma gücü paritesine göre yapılan karşılaştırmaların tek başına yeterli olmadığını da ortaya koyuyor. Türkiye kimi başlıklarda bazı Avrupa ülkelerini yakalasa bile, günlük hayatta hissedilen yaşam maliyetleri, artan kiralar ve temel harcamalardaki yükseliş geniş kesimlerin geçim sıkıntısını hafifletmiyor.
Uzmanlara göre, teorik olarak avantaj görünen SGP karşılaştırmaları, sahadaki gerçek tabloyu örtmüyor. Çalışanların büyük bölümünün aynı ücret seviyesinde sıkışması, geçim baskısını daha görünür kılıyor ve ücret dağılımındaki dengesizliği artırıyor.
Geniş Kesimleri Etkileyen Bir Ekonomik Fotoğraf
Türkiye’de asgari ücretli çalışan sayısının bu seviyeye ulaşması, çalışma hayatının geleceği ve gelir politikalarının yönü açısından önemli bir gösterge olarak değerlendiriliyor. Hem ulusal kurumların hem de uluslararası karşılaştırmaların işaret ettiği ortak nokta, Türkiye’de ücret yapısının giderek tek bir düzeyde toplanması.
Verilerin tamamı bir arada değerlendirildiğinde, çalışma hayatındaki bu daralma, gelir dağılımındaki kırılganlığı artırırken düşük gelirli kesimlerin geçim mücadelesini daha belirgin hale getiriyor. Bu tablo, ücret politikalarının uzun vadeli etkilerinin daha yoğun şekilde tartışılmasına neden oluyor.




