Deli, 12 Eylül’ün Türk siyasi tarihine kara bir leke olarak geçtiğini ifade ederek şu açıklamalarda bulundu:
"Vatanın gerçek evlatları sanık sandalyesine oturtulmuş, adalet terazisi olmayan, cuntacıların gölgesinde kalan hakim ve savcılar tarafından yargılanmıştır." diyen Deli, sözlerini şöyle sürdürdü:
"12 Eylül 1980 askeri darbesinin üzerinden 45 yıl geçti. Acılar o günkü gibi taze, o günkü kadar sıcak. Binlerce ülküdaşımız, yalancı şahitlerle desteklenmiş, mesnetsiz iddialarla tutuklanmış, işkenceler görmüş, zindanlarda tarifi imkansız çileler çekmişlerdir. Tek sevdaları tam bağımsız Türkiye ve Türk milletinin bekası olan bu gençlik, hapishanelerde akıl almaz işkencelere maruz kalmış, ölümle sınanmış, yağlı urganlarla imtihan edilmiştir."
Başbuğ Alparslan Türkeş başta olmak üzere, 587 ülkücünün “MHP ve Ülkücü Kuruluşlar Davası” kapsamında idamla yargılandığını, Türkeş’in 11 yıl 1 ay 10 gün hapis cezası aldığını hatırlatan Deli, idam edilen ülkücüleri de andı:
"Türk Milletini sevmekten, devlete, cumhuriyete ve demokrasiye sahip çıkmaktan başka bir suçları olmayan Yusuf yüzlü fidanlarımız Ahmet Kerse, Ali Bülent Orkan, Cengiz Baktemur, Cevdet Karakaş, Fikri Arıkan, Halil Esendağ, İsmet Şahin, Mustafa Pehlivanoğlu ve Selçuk Duracık idam edilmiştir. Onlar idam sehpalarına başlarını koyarken biz o sehpaların altına gül koyduk."
İsmail Deli, mesajında cuntacılara ve darbe destekçilerine sert ifadelerle seslenerek şu ifadelere yer verdi:
"Suçsuz ülküdaşlarımızı idam sehpasına çıkaran, işkence eden 12 Eylülleri, cuntacıları ve emir aldıkları Amerika’yı unutmadık. Andolsun ne sizi ne de kahpe Eylülleri unutmayacağız. Başbuğumuz bu gafillere şöyle haykırıyordu: 'Bize yaptıklarınızı gelecek nesiller asla unutmayacak.' O nesil olarak bizler de diyoruz ki; Hem bu dünyada hem de Mahkeme-i Kübra’da davacıyız. İki elimiz yakanızda olacaktır."
"O gün Hüseyince ihanete karşı çıktık diye Ulucanlar’da ciğerlerimize tuz bastınız. Sonra da bize 12 Eylül’de Kerbela’yı yaşattınız. Unuttuğunuz bir şey vardı; bin kez Kerbela’yı yaşatsanız da biz Hüseyince duruşumuzu bozamayacağız." dedi.
Deli, mesajının devamında Ülkücü-Milliyetçi hareketin dimdik ayakta olduğunu şu sözlerle vurguladı:
"Tarih bizim Yusuf yüzlülerimizi rahmetle anarken, sizleri lanetle hatırlayacaktır. Herkes bilsin ki; Ülkücü Milliyetçi Hareket dün zulme, işkenceye boyun eğmedi, tehditlere teslim olmadı. Vatan için baş verdi, baş eğmedi. Devletin asil evlatları dün olduğu gibi bugün de Merhum Başbuğumuz Alparslan Türkeş’in izinde, Bilge Liderimiz Devlet Bahçeli’nin emrinde, Genel Başkanımızın kılavuzluğunda ve teşkilatlarımızın destekleriyle yürümeye devam edecektir."
Deli, küresel ve yerel tehditlere karşı "Milli duruşun tarafı olduklarını" belirterek, "Terörsüz Türkiye hedefimize adım adım yaklaşıyoruz. Doğusu ile batısı ile el ele vererek bu süreci milletimizin ve bölgenin hayrına olacak şekilde tamamlayacağız. Bu millet terör ve anarşiden çok çekti. Hiç kimse gençliğimizi sokakların karanlık izbelerine çekmeye heveslenmesin. Biz bu devleti ve bin yıllık kardeşliği sokakta bulmadık ki orada kaybedelim." dedi.
Mesajının sonunda İsmail Deli, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, Başbuğ Alparslan Türkeş ve tüm ülkücü şehitlere Allah’tan rahmet dileyerek sözlerini şu cümleyle tamamladı: "Ruhları şad, mekânları cennet olsun. Ne Mutlu Türk’üm Diyene!"




