Emre Vehbi Alkan’a...
Şiir, öylece kalmıyor heybetli;
Düşlerde doğuyor insan hayretli,
Şiirbaz abi, şiir okuyunca içim titredi;
Şiirbaz’ın penceresinde Emre Abi…

İlmek ilmek dokunur satırlara…
Dur dur, bir daha düşün ilham perisi,
Gecenin bir saati şiiri hatırlar mısın?
Şiirbaz’ın penceresinde Emre Abi…

İnsanın kalbine dokunur şiirin…
O kadar diyorsun, daha sakin ve derin,
Şiir okudukça heyecanlanıyorum
Şiirbaz’ın penceresinde Emre Abi…

Redife kafiyeye bakmadık, şiir demledik,
Zonguldak akşamlarını çok özledik;
Pencerene misafir olduk şiirle…
Şiirbaz’ın penceresinde Emre Abi…

Pencerene konulmuş çiçekler,
Allı güllü olsa da toprağı hatırlatır;
Dostluğa kardeşliğe açılır…
Şiirbaz’ın penceresinde Emre Abi…

Eskimiyor ki şarkılarımız,
Şiirlerinden vazgeçemedim…
Hangi şiir tamamlanmamış şairim,
Şiirbaz’ın penceresinde Emre Abi…

Nergisler açar, kokulu ülkemde,
Radyodan bir ses duyarım…
“Evet, sevgili dostlarım.. şiir”
 Şiirbaz’ın penceresinde dinlenir Emre Abi…

Camlardan dökülür nağme nağme…
Tamamlanmamış şiir mi var daha,
Bir okudum bir dinledim…
Şiirbaz’ın penceresinde Emre Abi…

Ellerindeki kalemin kırılmasın,
Sen yazdıkça dostların okusun;
Okudukça öğrenilir dostluğun,
Şiirbaz’ın penceresinde Emre Abi…

Rivayet yok bizim hikâyemizde…
Açılsa kapı beklediğimiz gelse şimdi,
Tutarak ellerinden gözlerine bakarak;
Şiirbaz’ın penceresinde şiir okuruz Emre Abi…

En çok senin beklediğin bekler,
Özlediğin zamanlarda açarak kollarını;
Ve her yerde izini sürer şiir…
Şiirbaz’ın penceresinde Emre Abi…

Senli şiirleri yazamazlar okurlar ancak,
Ne dün kalır, ne de yarın olacak…
Hatıranı bu şehir seninle yaşayacak,
Şiirbaz’ın penceresinde Emre Abi…

İnce ince dökülür, kimilerinin hayatı.
Basamak basamak çıkılır şehrinde,
Pencerene dizdiğin aşkın çiçekleri;
Şiirbaz’ın penceresinde açar Emre Abi…