İstanbul’un Adalar açıklarında peş peşe meydana gelen küçük depremler, olası büyük İstanbul depremine ilişkin endişeleri yeniden gündeme taşıdı. 19 Ağustos 2026’da bölgede 3,2 büyüklüğüne ulaşan sarsıntının ardından çok sayıda mikro deprem kaydedilirken, Yerbilimci Prof. Dr. Şener Üşümezsoy hareketliliğin büyük bir depremin habercisi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini savundu.

AFAD verilerine dayandırılan bilgilere göre, 19 Ağustos’ta saat 17.43’te Adalar açıklarında 3,2 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Bölgede daha sonra küçük ölçekli sarsıntılar devam ederken, bazı kaynaklar gece boyunca 40’ın üzerinde mikro deprem kaydedildiğini bildirdi.

Başkan Aşgın’dan Onur Civan’a geçmiş olsun ziyareti
Başkan Aşgın’dan Onur Civan’a geçmiş olsun ziyareti
İçeriği Görüntüle

Üşümezsoy mikro depremleri değerlendirdi

Büyükada çevresinde art arda kaydedilen sarsıntıların ardından açıklama yapan Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, depremlerin doğrudan yıkıcı deprem üretmesini beklediği bir fay segmentinde meydana gelmediğini söyledi. Üşümezsoy, hareketliliğin ana fay sistemini kesen ikincil ve üçüncül fay kollarıyla ilişkili olduğunu ifade etti.

Üşümezsoy’a göre bu küçük fay kolları, büyük ve yıkıcı bir deprem oluşturabilecek ölçekte gerilim biriktirme kapasitesine sahip değil. Son mikro depremleri geçmişte bölgede meydana gelen stres aktarımının küçük ölçekli boşalması olarak yorumlayan Üşümezsoy, mevcut hareketliliğin tek başına büyük deprem beklentisi oluşturmadığını belirtti.

Adalar fayı için dikkat çeken değerlendirme

Üşümezsoy, Adalar fayı hakkındaki görüşünü de açıklayarak söz konusu yapıyı “yaşlı ve ölü bir fay” olarak nitelendirdi. Bu nedenle Adalar fayı üzerinden büyük bir deprem senaryosu beklemediğini savunan Üşümezsoy, Büyükada’nın güneyindeki son küçük depremlerin de bu değerlendirmeyi değiştirmediğini söyledi.

Üşümezsoy’un değerlendirmesi, İstanbul ve Marmara Denizi’ndeki deprem tehlikesinin tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmiyor. Açıklama özellikle son günlerde Büyükada çevresinde meydana gelen mikro depremlerin, Üşümezsoy’un kendi fay modeli çerçevesinde büyük bir depremin öncüsü olarak görülmemesi gerektiğine ilişkin görüşünü ifade ediyor.

1999'dan bu yana benzer hareketlilik yaşandığını söyledi

Prof. Dr. Üşümezsoy, bölgede yaşanan küçük ölçekli sismik hareketlerin yeni olmadığını da belirtti. 1999 Marmara Depremi’nden bu yana benzer şekilde tetiklenen küçük depremlerin görüldüğünü ifade eden Üşümezsoy, son hareketliliğin daha önce hazırlanan fay haritalarıyla uyumlu olduğunu savundu.

Bu nedenle son sarsıntıları olağan sismik süreç içerisinde değerlendirdiğini belirten Üşümezsoy, kamuoyunda oluşan “İstanbul’da büyük deprem geliyor” yorumuna katılmadığını dile getirdi. Adalar açıklarındaki mikro depremlerin tek başına büyük bir depremin zamanına ya da büyüklüğüne ilişkin kesin bir gösterge olarak kullanılamayacağını söyledi.

Adalar açıklarında peş peşe sarsıntılar kaydedildi

AFAD verilerine dayandırılan kayıtlara göre bölgede 3,2 büyüklüğündeki depremin yanı sıra 1,5, 2,2, 2,3 ve 2,6 gibi daha düşük büyüklüklerde sarsıntılar da meydana geldi. 20 Ağustos sabahına kadar devam eden mikro deprem hareketliliği İstanbul’da özellikle sosyal medyada geniş yankı uyandırdı.

Uzmanların belirli fayların davranışları ve gelecekteki deprem senaryolarına ilişkin farklı bilimsel değerlendirmeleri bulunabiliyor. Bu nedenle Üşümezsoy’un açıklamaları kendi bilimsel görüş ve fay modeli kapsamında değerlendirilirken, İstanbul ve Marmara’nın genel deprem tehlikesine ilişkin resmi risk değerlendirmelerinde AFAD’ın Türkiye Deprem Tehlike Haritası ve ilgili kurumların verileri esas alınıyor.

Muhabir: Haber Merkezi