Diyarbakır’da Dicle Üniversitesi’nde yaşanan trajik olay, kamuoyunun gündeminde geniş yankı uyandırdı. İlahiyat Fakültesi ikinci sınıf öğrencisi Sena Düzgün, 27 Mayıs 2025 tarihinde Onkoloji Hastanesi bahçesinde yaşamına son vermiş halde bulundu. Olayın ardından ortaya çıkan intihar mektubu, hem sosyal medyada hem de akademik çevrelerde büyük tartışmalara yol açtı.
Sena Düzgün kimdir, nasıl bir süreç yaşandı?
Sena Düzgün, Dicle Üniversitesi İlahiyat Fakültesi ikinci sınıf öğrencisiydi. Genç öğrenci, kampüs yerleşkesine yakın konumda bulunan Onkoloji Hastanesi'nin bahçesinde bir ağaca asılı halde bulundu. Sağlık ve polis ekiplerinin olay yerine intikal etmesinin ardından yapılan kontrollerde Düzgün’ün yaşamını yitirdiği tespit edildi. Cenazesi otopsi işlemlerinin ardından yakınlarına teslim edilerek defnedildi.
Olayın ardından başlatılan soruşturma kapsamında olay yerinde bir mektup bulundu. Söz konusu notun Sena Düzgün tarafından kaleme alındığı değerlendirildi. Mektupta geçen ifadeler ise hem içerik hem de bahsi geçen kişi nedeniyle dikkat çekici nitelikteydi.
İntihar mektubunda geçen ifadeler kamuoyunu sarstı
Mektupta yer alan cümleler kamuoyunda tartışmaları beraberinde getirdi. Düzgün, mektubunda şu ifadeleri kullandı:
“Bütün elbiselerimi yardım kuruluşlarına verin. Kitaplarımı üniversiteye, oyuncaklarımı yuvaya, balığı Ahmet’e. Benden hiçbir şey kalmasın bu dünyada. Mezarımda tek bir çiçek dahi istemiyorum. Mezar taşım dahi olmasın. Hiç kimse 5 dakikadan fazla kalmasın mezarın başında. Ağlamak isteyen evine gitsin, annem de dahil. Cenazemde herkes bir tane sigara içsin. Ve asıl mesele Ahmet asla mezarıma gelmesin. Telefon şifrem 194650, ne yapıyorsanız yapın.”
Bu cümlelerde adı geçen “Ahmet” isminin, üniversitede görevli bir araştırma görevlisine ait olduğu iddiaları ortaya atıldı. Aynı fakültede görev yaptığı öğrenilen Arş. Gör. A.P. ile Sena Düzgün arasında duygusal bir ilişki yaşandığı öne sürüldü.
YÖK devreye girdi, soruşturma başlatıldı
Olayın basına yansımasının ardından Yükseköğretim Kurulu (YÖK) harekete geçti. Mektupta adı geçen ve hakkında iddialar bulunan araştırma görevlisi A.P. hakkında resmi soruşturma başlatıldığı ve konuyla ilgili müfettiş görevlendirildiği açıklandı. YÖK kaynakları, soruşturmanın kapsamlı yürütüleceğini ve elde edilen bulgular doğrultusunda idari işlemler yapılacağını belirtti.
Toplumda derin iz bırakan trajedi: Psikolojik destek ve şeffaflık çağrısı
Yaşanan olay, yalnızca üniversite camiasında değil, sosyal medya platformlarında da büyük yankı uyandırdı. Öğrenci toplulukları ve bazı sivil toplum kuruluşları, üniversitelerde öğrencilerin psikolojik destek alma süreçlerinin iyileştirilmesi gerektiğini vurgularken, vakaya dair adli ve idari sürecin şeffaf bir şekilde yürütülmesi çağrısında bulundu.
Dicle Üniversitesi’nden henüz resmi bir açıklama yapılmazken, gelişmeler hem yargı hem de kamuoyu nezdinde dikkatle takip ediliyor.





