Geçtiğimiz gece sahur vakti D- 100 karayolu kenarında yürüyorum.  Baktım ki karşıdan bir kamyon geliyor.

            Aracın farlarının kenarından tutun da boydan boya yukarıdan aşağıya led lambalarla donatıldığını görmüştüm.

            Ancak böylesini ilk defa görüyorum. Kamyonun ön cam kısmında yuvarlak bir tepsiyi andıran bir ışık kamyonla birlikte yürüyor.

            Sanki gökyüzünden dolunay inmiş ve gelip kamyonun içine girmiş gibi bir şey.

            Karşıdan oldukça dikkat çeken bu görüntü yaklaştıkça merakım iyice arttı.

            Sonra bir de baktım ki adam aracın etrafında led lamba koyacak yer kalmayınca iç kısma yani yatağın olduğu yere yuvarlak halde ilgili firmanın reklamını led lambalarla yerleştirmiş.

            Evet, bu ülkede 2918 sayılı karayolları ve trafik kanunu var.

            Bu kanun ve beraberindeki ilgili yönetmeliklerde de araçların nerelerinde ne tür ve ne renk lambaların yer alacağı belirlenmiştir.

            Bu hususta muayene istasyonlarının yanı sıra; kontrol yetkisi de trafik denetleme istasyonlarına verilmiştir.

            Üstelik ülkemizde hemen her elli km de bir trafik denetim istasyonları mevcut olup buradaki görevliler Allah’ın her günü yollarda uygulama yapmaktadır.

            Ayrıca İçişleri bakanlığının  aldığı bir karar ile bayramda denetleme sıklığı 30 km ye düşürülecektir.

            Buna rağmen bu ülkede frene bastığınızda yanıp sönen lambalar ve yine kırmızı yerine mavi fren lambaları, pır pır yanıp sönen plaka lambaları, aracı adeta yürüyen bir pavyona döndüren led lambalar günbegün çoğalmaktadır.

            Bu tip araçların işi iyice azıtması onlarca denetime rağmen kafalarda soru işaretleri oluşturmaktadır.

            Daha çok doğu toplumları olan İran, Pakistan, Afganistan ve Hindistan’a özgü bir davranış şekli olan araç süsleme, araç üzerine yazı yazma, abart eksoz, araç üzerinde izinsiz tadilat modifiye yapma, vites topuzuna saç tokası takma vb. tavırlar ve bu araçları kullanan lümpen tiplerin aracı kullanırken sigara içme ile birlikte telefon konuşmaları yapmasını anlayamıyorum.

            Geçtiğimiz günlerde yerel gazetelerde yer alan bir haberi ibretle okuduk.  

            Çorum Ankara karayolunda otomobil kullanan bir şahsın kucağında 4-5 yaşlarında bir çocuk vardı.

            Adam bu halde telefon görüşmesi  yapıyor sigara içiyor ve üstelik 110 km hızla yol alıyordu.

            Evet; Sözü daha fazla uzatmaya ne gerek var. Bu ülkede yukarıda ifade edilen bütün gelişmeler ülkemin trafik görevlileri tarafından 2918 sayılı karayolları trafik kanunu hükümlerine göre kontrol ediliyor. 

            Üstelik öyle bir denetim yapılıyor ki gelinen noktada pavyon görünümlü araç sayısı günbegün çoğalıyor. Öyle ya…?