Güneşin ilk ışıklarıyla birlikte tarlaya giren çiftçiler, elinde orağı, ayağında çizmeleriyle suyun içinde ağır adımlarla ilerliyor. Yüzlerindeki yorgunluk ifadesine rağmen gözlerinde, tanelerin olgunlaşmasının verdiği huzur var.
Toprağın ve suyun ortak emeği
Osmancık pirinci, adını aldığı ilçenin iklimi ve toprağıyla özdeşleşmiş durumda. Mayıs ayında başlayan ekim, yaz boyu Kızılırmak’tan alınan suyla besleniyor. Eylül’e gelindiğinde ise başaklar eğilmeye, taneler dolmaya başlıyor.

Yerel üreticiler, “Bu pirinç başka yerde aynı lezzeti vermiyor” diyor. Bunun nedeni, hem bölgenin alüvyonlu toprağı hem de gündüz–gece sıcaklık farkının tanelere kattığı aroma.
Sofraların değişmeyen lezzeti

Türkiye’nin dört bir yanındaki mutfaklarda, özellikle pilavın vazgeçilmezi olan Osmancık pirinci, tane tane pişmesi ve hafif aromasıyla biliniyor. Düğün yemeklerinden lokantalara, ev sofralarından ihracata kadar geniş bir kullanım alanına sahip.

İlçede her yıl düzenlenen Pirinç Festivali’nde, tarladan yeni alınmış mahsulle dev kazanlarda pilav yapılıyor. O an yükselen koku, meydanı dolduran kalabalığın iştahını kabartıyor. Çocuklar koşuşturuyor, büyükler kazan başında sohbet ediyor.




