Müge Anlı ile Tatlı Sert programında bugün yaşanan bir gelişme, izleyicileri ekran başına kilitledi. Evlilik vaadiyle dolandırıcılık yaptığı iddia edilen Barış isimli şahsın yalnızca duygusal değil, aynı zamanda organize bir sahtekârlıkla kadınları ağına düşürdüğü ortaya çıktı. Üzerindeki avukat cübbesinin ise bir dizi setinden çalındığı öğrenildi.
550 bin liralık başlık parası tuzağı
Programa başvuran Ümmügülsüm Gül isimli kadın, internette tanıştığı Barış’ın kendisinden evlilik vaadiyle 550 bin TL aldığını belirtti. Ziynet eşyalarını bozdurup Barış’a veren Gül, adamın bu parayı “başlık parası” olarak istediğini söyledi. Barış ise canlı yayına bağlanarak suçlamaları reddetti ancak ikili arasındaki görüntülü konuşma kayıtları gerçeği açığa çıkardı.
"Artık seninim" dedi, milyonlar şaştı kaldı
Söz konusu görüntülerde Barış’ın, "Sen bana 550 bin TL verdin ya, o başlık parasıydı. Artık seninim" sözleri ekran başındaki izleyicileri olduğu kadar stüdyoyu da şoke etti. Olay yalnızca duygusal manipülasyonla sınırlı kalmadı.

Sahte kimlikle 'avukat' rolü oynadı
Barış’ın uzun süredir birçok kadına kendisini "avukat" olarak tanıttığı, hatta bu rolü pekiştirmek için avukat cübbesiyle dolaştığı ortaya çıktı. Sahte avukatlık iddiası üzerine çok sayıda gerçek avukat tarafından suç duyurusunda bulunulduğu da açıklandı.
Canlı yayında set çalışanından bomba itiraf
Bugünkü yayında ise olayın seyrini tamamen değiştiren bir bağlantı gerçekleşti. Dizi seti çalışanı Çağatay Bey canlı yayına katılarak Barış’ı tanıdığını söyledi. Çağatay Bey, “Barış bir dönem yardımcı oyunculuk yaptı. Çekim yaptığımız dizinin setinden bir avukat cübbesi çalınmıştı. Şimdi eminim, o çalınan cübbe kadınlara gösterdiği cübbe” açıklamasında bulundu.
Soruşturma genişliyor, mağdurlar artıyor
Barış’ın geçmişte pek çok kadını benzer yöntemlerle dolandırdığı iddiası da programda gündeme geldi. Olayın sosyal medyada da hızla yayılması üzerine çok sayıda mağdurun benzer şikâyetlerle gündeme gelebileceği konuşuluyor. Müge Anlı, canlı yayında yetkilileri göreve çağırarak, bu tarz organize dolandırıcılıkların bir an önce hukuk önünde hesap vermesi gerektiğini vurguladı.
Bu dolandırıcılık yalnızca bir aşk yalanı değil
Barış’ın hikâyesi, bireysel bir dolandırıcılığın ötesinde, güven duygusunu istismar eden sistemli bir kimlik sahteciliğini gözler önüne serdi. Sahte cübbe, sahte kimlik ve sahte vaatlerle kurulan bu senaryo, Türk televizyon tarihinde nadir görülen bir olay olarak kayıtlara geçti. Gelişmelerin nasıl sonuçlanacağı ve Barış hakkında adli sürecin başlatılıp başlatılmayacağı merak konusu.

