Üniversite sayısındaki Artış ve Rekabet Ortamı
Özellikle 2006’dan sonra her ile bir üniversite açılmaya başlanmasıyla, bölüm ve program sayılarında ciddi artış oldu. Tercih noktasındaki öğrenciler için alternatifler de arttı. Bununla birlikte üniversiteler arasındaki rekabet de. Rekabet ortamının oluşması gayet normal. Zira bölüm ve program sayılarındaki artış kontenjanları da arttırdı. Hem de sınava giren öğrenci sayısında artış yokken.
Bugün artık öğrenciler sadece binalara veya şehre bakarak tercih yapmıyorlar. Tercihlerini yaparken, gitmeyi düşündükleri üniversitenin ulusal ve uluslar arası düzeyde sağladığı imkânlardan tutun yürütülen projelere, bölümlerin ders programından akademik kadrosuna kadar pek çok detayı rehber öğretmenleriyle birlikte bilinçli ve detaylı araştırma ve incelemeler sonucunda yapıyorlar.
Biz Yarışa 2-0 Geriden Başladık
Bugün üniversiteler daha kaliteli eğitimi nasıl verir ve çıtayı nasıl daha yukarı çıkartabiliriz düşüncesiyle yoğun çalışmalara başlamışlardır. Fakat yeni kurulan üniversiteler için durum, tarihi eski ve köklü üniversitelere göre çok daha zor. Rakipleri çoktan kurulumlarını tamamlamış, kadrolarını oluşturmuş şekilde akademik çalışmalarına devam ederken yarışa 1-0 geriden başlayan yeni üniversitelerin sarf ettiği ve edeceği efor, rakiplerine göre iki üç kat fazla olmak zorunda kalmıştır.
Bizim gibi ilk dört yılını heba etmiş üniversiteler için ise yarışa 1-0 değil 2-0 geriden başladı demek yanlış olmaz sanırım. Çünkü bizimle birlikte kurulan bir çok üniversite, kampus, bina derslik, donanım ve alt yapı gibi bir çok meseleyi ilk dönemlerinde çözüme kavuşturmuşken ne yazık ki biz bu meseleleri ikinci dönemde çözmeye başladık.
İşte böylesine bir atmosferde geçtiğimiz günlerde Makine ve Kimya Mühendisliği programlarında almış olduğumuz uluslar arası akreditasyon oldukça anlamlı olmuştur.
Akreditasyon Nedir?
Bu arada akreditasyon nedir, sanırım önce buna bir açıklama getirmek gerekir.
Akreditasyon; yetkili bir kuruluşun, belli işleri yapan bir kuruluş ya da kişinin yeterliliğine resmi tanınırlık verilmesi işlemidir. Akreditasyonun temel hedefleri, yeterliliği şeffaf hale getirmek, belge ve raporların güvenirliği artırmak, uygunluk değerlendirmesi altyapısı oluşturmak, uluslararası kabulu sağlamak şeklinde açıklanabilir. Bu nedenlerden ötürü özellikle son yıllarda kurum ve kuruluşlar için akreditasyon, uluslar arası düzeyde kabul görebilmek için ziyadesiyle önem kazanmaya başladı. Bu kurum ve kuruluşların başında gelenler ise üniversitelerdir.
MÜDEK ve Önemi
Üniversitelerin farklı eğitim programları için akreditasyon, değerlendirme ve bilgilendirme çalışmaları yaparak Türkiye'de üniversite eğitiminin kalitesinin yükseltilmesine katkıda bulunmak, böylece, güncel ve gelişmekte olan teknolojileri kavrayan, daha iyi eğitilmiş ve daha nitelikli bireyler yetiştirilerek toplumun refahının ileri götürülmesini sağlamak amacıyla kurulmuş bir takım kuruluşlar vardır. Bunlardan birisi de Mühendislik Eğitim Programları Değerlendirme ve Akreditasyon Derneği (MÜDEK)’tir.
2003 yılında mühendislik programlarının değerlendirmesine başlayan MÜDEK, 17 Kasım 2006 tarihinde Avrupa Mühendislik Eğitimi Akreditasyon Ağı (ENAEE - European Network for Accreditation of Engineering Education) adlı kuruluşa üye olmuştur. 25 Ocak 2007 tarihinde sivil toplum kuruluşuna dönüşerek tüzel kişilik kazanmış olan MÜDEK, 16 Kasım 2007 tarihinde Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından yükseköğretim kurumlarının mühendislik programlarında ulusal, sektörel ve program yeterlilikleri odaklı ulusal bir kalite güvence kuruluşu olarak resmen tanınmıştır. 21 Ocak 2009 tarihinden itibaren akredite edeceği mühendislik eğitimi programlarına EUR-ACE Label vermek üzere ENAEE tarafından yetkilendirilmiş, 25 Haziran 2011 tarihinde IEA (International Engineering Alliance) Washington Accord'a önce aday üye ve son olarak 15 Haziran 2012 tarihinde de tam üye (Full Member Signatory) olmuştur.
Gelelim Hitit Üniversitesini Bağlayan Kısmına
MÜDEK, Hitit Üniversitesi’nin Mühendislik Fakültesine bağlı Makine ve Kimya Mühendisliği programlarının 1 Temmuz 2014 tarihi itibariyle 2.5 yıllığına akredite edilmiş programlar arasına girdiğini geçtiğimiz günlerde ilan etti. Bu ilan bir açıdan, Hitit Üniversitesi’nin, Makine ve Kimya Mühendisliği programlarında, Galatasaray, Gazi, Yıldız Teknik, Ankara vb. gibi Türkiye’nin önde gelen ve köklü üniversiteleriyle yarışır hale geldiğinin belgesi niteliğindedir.
Bu arada, Hitit Üniversitesi’nin 2006’dan sonra kurulan üniversiteler arasında akredite olmayı başarmış tek Üniversite olduğunun altını da buradan hemen çizmek lazım.
Başarı Ekip Çalışmasıyla Gelmiştir
Hitit Üniversitesi’nin elde ettiği bu başarı da tesadüfi değildir. Hatırlıyorum da Sayın Rektör Prof. Dr. Reha Metin Alkan göreve başladığında üzerinde önemle durduğu konulardan birisi de bu akreditasyon meselesiydi. Kendisinin İTÜ kültüründen geliyor olması bu noktada önemli bir avantajdır. Çünkü İTÜ akreditasyon konusunda kendisini aşmış dünyaca kabul gören bir üniversitedir. Hemen hatırlatalım, İTÜ; ABET (Accreditation Board for Engineering and Technology, Inc.) üyesi bir üniversitedir. ABET de yine MÜDEK gibi uluslar arası bir akreditasyon kurumudur.
Rektör Alkan göreve başlar başlamaz, İTÜ deki akreditasyon deneyimini Hitit Üniversitesine taşıdı. Destek sağlaması amacıyla İTÜ’den Akreditasyon konularında birikimleri olan Prof. Dr. Doğan Uçar hocayı zaman zaman Çorum’a getirtti. Bu noktada Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Halil Aykul’un ve Akreditasyonda emeği olan ekibin de hakkını teslim etmek gerekir, onlarda işin mutfağında hayli terlediler. Sonuç olarak Sayın Alkan’ın başını çektiği bu oluşumun gösterdiği başarılı ekip çalışması ve mesai kavramı gözetmeksizin yapılan fedakarlıklar MÜDEK’teki başarıyı Hitit Üniversitesi’ne getirdi. Darısı diğer bölümlerin başına diyelim.
Her ne kadar bu başarının mimarı olan insanlar teşekküre gerek yok, bunlar yapmak zorunda olduğumuz işler dese de, mağrifetin iltifata tabi olduğunu bilmek gerekir. Bu noktada Hitit Üniversitesine gönlünü vermiş bir isim olarak kendilerine şükranlarımı sunarken, bu başarıların artarak devamını diler, hepinize saygılarımı sunarım…