Tokat’ta mülk satışı nedeniyle çıkan aile içi tartışmanın vahşi bir cinayetle sonuçlandığı ortaya çıktı. 79 yaşındaki Zihni Cankurtaran’ın, oğlu Mustafa Cankurtaran tarafından baltayla öldürüldüğü ve cesedinin yaklaşık 4 ay boyunca bir sitenin havuz deposunda kireçlenerek saklandığı belirlendi. Olay, hem işleniş biçimi hem de aylarca fark edilmemesi nedeniyle ciddi soru işaretleri doğurdu.
Soruşturma kapsamında gözaltına alınan 6 şüpheliden biri serbest bırakılırken, 5 kişi adliyeye sevk edildi. Cinayetin, uzun süre gizlenebilmiş olması “nasıl fark edilmedi?” sorusunu da beraberinde getirdi.
İhmal mi, gecikme mi? Şüpheler büyüyor
Olayın ortaya çıkışı, Almanya’da yaşayan Süreyya Aksoy’un Aralık ayında yaptığı kayıp başvurusuyla mümkün oldu. Aksoy, babası Zihni Cankurtaran’dan uzun süredir haber alamadığını bildirince emniyet birimleri harekete geçti. Ancak yapılan ilk incelemelerde, Cankurtaran’ın aylar önce öldürülmüş olduğu tespit edildi.
Cinayetin yaklaşık dört ay boyunca gizli kalması, denetim ve takip mekanizmalarının yeterliliğini tartışmaya açtı. Bir sitenin havuz deposunda ceset bulunmasına rağmen, bu sürede kimsenin durumdan şüphelenmemesi kamuoyunda tepki yarattı.
Mülk satışı tartışması cinayetle bitti
Yürütülen soruşturmada, Zihni Cankurtaran’ın Türkiye’ye geldikten sonra Tokat’a geçtiği ve kendisine ait üç taşınmazın, oğlu Mustafa Cankurtaran’a verdiği vekaletle satıldığını öğrendiği belirlendi. Satıştan elde edilen parayı talep eden baba ile oğul arasında çıkan tartışmanın cinayetle sonuçlandığı tespit edildi.
Bu tablo, aile içi ekonomik anlaşmazlıkların ne denli ağır sonuçlar doğurabileceğini bir kez daha gözler önüne serdi. Uzmanlar, özellikle yaşlı bireylerin mal varlığı üzerinden yapılan işlemlerde denetimin hayati önem taşıdığına dikkat çekiyor.
Gerçeği gizlemek için sistemli çaba iddiası
Soruşturma dosyasına yansıyan iddialara göre Mustafa Cankurtaran, babasını soran yakınlarına onun Yunanistan’a döndüğünü söyledi. Böylece kayıp ihbarının geciktirildiği öne sürüldü. Ayrıca, babaya ait otomobilin Ankara’da gayriresmi şekilde satıldığı, kişisel eşyaların bir bölümünün elden çıkarıldığı iddia edildi.
Bu ayrıntılar, olayın ani bir öfke patlamasından ziyade, sonrasında bilinçli ve planlı bir gizleme sürecine dönüştüğünü gösteriyor. Cinayetin ardından sergilenen bu tutum, kamu vicdanında ayrı bir rahatsızlık yarattı.
Soruşturma genişletildi, adli süreç başladı
Tokat Cumhuriyet Başsavcılığı talimatıyla kurulan özel ekip, yaklaşık 1,5 ay süren teknik ve fiziki takibin ardından cinayetin detaylarını ortaya çıkardı. Tokat ve Ankara’yı kapsayan eş zamanlı operasyonda 6 kişi gözaltına alındı, bir kişi serbest bırakıldı, 5 şüpheli adliyeye sevk edildi.
Mustafa Cankurtaran’ın adliye girişinde suçunu kabul etmesi, soruşturmanın seyrini netleştirirken; olayın tüm bağlantılarıyla aydınlatılması için çok yönlü incelemenin sürdüğü bildirildi. Cinayetin bu kadar uzun süre gizlenebilmiş olması ise sadece adli değil, toplumsal düzeyde de ciddi bir sorgulamayı beraberinde getiriyor.



