Yeşilçam’ın tanınan oyuncularından Mehmet Serdar Sulukahya, Beşiktaş’taki evinde uğradığı bıçaklı saldırı sonucu hayatını kaybetti. 63 yaşındaki Sulukahya'nın ölümüne neden olan olayda, sosyal medyada tanıştığı bir kadınla yaşadığı tartışma sonucu bıçaklandığı ortaya çıktı. Eski Yeşilçam yıldızının dramatik ölümü kamuoyunda büyük yankı uyandırdı.
Mehmet Serdar Sulukahya kimdir?
1962 yılında İstanbul’da doğan Mehmet Serdar Sulukahya, özellikle 1980’li yıllarda Türk sinemasında önemli projelerde yer aldı. Tarık Akan, Ahu Tuğba, Fatma Girik, Bulut Aras gibi Yeşilçam’ın efsane isimleriyle aynı seti paylaşan Sulukahya; “Beyaz Ölüm”, “Yakılacak Kadın” ve “Hülyam” gibi yapımlarda rol aldı.
Son yıllarda Hollanda’da yaşamını sürdüren oyuncu, zaman zaman Türkiye’ye dönerek İstanbul Beşiktaş’taki evinde kalıyordu.
Olay nasıl gerçekleşti?
İddialara göre Mehmet Serdar Sulukahya, sosyal medya aracılığıyla tanıştığı Fatma Gülsüm P. adlı kadını evine davet etti. Henüz netleşmeyen bir nedenle çıkan tartışma kısa sürede kavgaya dönüştü. Olay sırasında Fatma Gülsüm P., Sulukahya’yı bıçakladıktan sonra olay yerinden kaçtı.
Ağır yaralı oyuncu, sürünerek alt kattaki komşularından yardım istedi. Hemen hastaneye kaldırılan Sulukahya, yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı.
Zanlı gözaltına alındı
Şüpheli Fatma Gülsüm P., olayın ardından kısa süre içinde yakalandı. İlk ifadesinde, Mehmet Serdar Sulukahya’nın kendisine cinsel saldırı girişiminde bulunduğunu ve bu nedenle bıçağı kullandığını öne sürdü. Gözaltına alınan zanlı, ifadesinin ardından adliyeye sevk edildi. Soruşturma sürüyor.
Kamuoyu tepkisi büyüyor
Yeşilçam’a emek vermiş bir oyuncunun böyle trajik bir şekilde hayatını kaybetmesi, sanat camiasında ve sosyal medyada üzüntüyle karşılandı. Mehmet Serdar Sulukahya’nın cenaze törenine ilişkin detaylar ise henüz paylaşılmadı.
Bir dönemin sinema yüzü, ekranlardan sessizce çekilmişti. Ama bu sessiz gidiş, ardında çok fazla soru ve bir o kadar da yara bıraktı.
Bu olay sadece bir cinayet değil; sosyal medya güvenliği, yaşlı bireylerin yalnızlığı ve şiddetin ulaştığı boyutlar hakkında da toplumun yeniden düşünmesini gerektiriyor.





