Pandemi sonrasında ruhsal sorunlara yönelik farkındalık belirgin biçimde artarken, fiziksel hastalıklar küresel endişe sıralamasında geri plana düştü.
Pandemi öncesinde, 2020 yılında katılımcıların yalnızca yüzde 27’si ruh sağlığını en acil sağlık sorunu olarak görüyordu. Ancak 2024 ve 2025 yıllarında bu oran yüzde 45’e yükseldi. Aynı dönemde Covid-19’a ilişkin kaygı yüzde 72’den yüzde 6’ya geriledi.
Araştırmaya göre ruh sağlığı, 30 ülkenin 18’inde bir numaralı sağlık önceliği olarak belirlendi. Şili yüzde 68, İsveç yüzde 63 ve İspanya yüzde 62 oranlarıyla listenin başında yer aldı. Amerika Birleşik Devletleri’nde ise katılımcıların yarısı, ruh sağlığını en büyük sağlık endişesi olarak tanımladı.
Veriler, genç kuşakların ruh sağlığına daha fazla önem verdiğini de gösteriyor. 16–29 yaş grubunda ruh sağlığını en büyük sorun olarak görenlerin oranı yüzde 48 iken, 70–74 yaş grubunda bu oran yüzde 35’te kaldı. Uzmanlar, bu farkın ekonomik baskılar, stres düzeyleri ve toplumsal farkındalığın gençlerde daha yüksek olmasından kaynaklandığını belirtiyor.
Uzmanlar, kaygı, tükenmişlik ya da umutsuzluk hisseden bireylerin destek almaktan çekinmemesi gerektiğini vurguluyor. Ruhsal iyilik halinin korunması için aile, arkadaş çevresi veya ruh sağlığı uzmanlarıyla iletişim kurmanın önemine dikkat çekiliyor.
Ruh sağlığı, dünya genelinde artık yalnızca bireysel bir mesele değil; toplumların refah düzeyini ve ekonomik üretkenliğini doğrudan etkileyen bir halk sağlığı sorunu olarak öne çıkıyor.


