CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Sözcü TV canlı yayınında gündeme ilişkin merak edilen soruları yanıtladı. CHP Genel Merkezi’nde yapılan özel yayında konuşan Kılıçdaroğlu, mahkeme kararı, butlan süreci, kayyum tartışması, parti içi arınma çağrısı, belediye operasyonları, Ekrem İmamoğlu dosyası ve kendisine yöneltilen “iktidarla işbirliği” iddialarına kapsamlı yanıtlar verdi.
Kılıçdaroğlu, yayında kendisine yönelik sert eleştirilere rağmen kararının arkasında olduğunu belirterek, CHP’nin yüz yıllık kurumsal kimliğini koruma sorumluluğuyla hareket ettiğini söyledi. Eski CHP lideri, süreci kişisel bir makam meselesi olarak değil, partiyi kayyum tehlikesinden uzak tutma ve CHP’nin ahlaki üstünlüğünü yeniden güçlendirme adımı olarak değerlendirdi.
Canlı yayın CHP Genel Merkezi’nden yapıldı
Sözcü TV’deki özel yayın, CHP Genel Merkezi’nden gerçekleştirildi. Programda Kemal Kılıçdaroğlu’na Barış Terkoğlu ve Aslı Kurtuluş Mutlu tarafından kamuoyunda tartışma yaratan başlıklar yöneltildi.
Yayının başında, Kılıçdaroğlu’nun mahkeme kararı sonrası ilk kez özel bir röportajda gazetecilerin sorularını yanıtladığı belirtildi. Programda, yayın öncesinde çok sayıda siyasetçi, gazeteci ve vatandaşın soru gönderdiği ifade edildi.
Kılıçdaroğlu soruları önceden istemediğini söyledi
Programda Sözcü Gazetesi yazarı Emin Çölaşan’ın Kılıçdaroğlu’na yönelik eleştirileri de gündeme getirildi. Çölaşan’ın, Kılıçdaroğlu’nun daha önceki röportajlarda soruları önceden istediği yönündeki iddiası canlı yayında soruldu.
Kılıçdaroğlu, bu yayın öncesinde hiçbir şekilde soru talep etmediğini söyledi. Program sunucuları da Kılıçdaroğlu’nun kendilerinden soru istemediğini, böyle bir talep gelmesi halinde olumsuz yanıt verileceğini ifade etti.
Genel merkezin kapılarının kapatılmasına tepki gösterdi
Kılıçdaroğlu, CHP Genel Merkezi’nde yaşanan görüntülere ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Milletvekillerinin ve partililerin genel merkeze alınmamasını eleştiren Kılıçdaroğlu, bunun CHP tarihinde görülmemiş bir durum olduğunu söyledi.
Kılıçdaroğlu, kendi döneminde yalnızca milletvekillerinin değil, sıradan bir yurttaşın bile şikâyetini ya da protestosunu dile getirmek için genel merkeze geldiğinde içeri davet edildiğini belirtti. CHP’nin itiraz kültürüne sahip bir parti olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, genel merkezin kapılarının kapatılmasını partinin gelenekleriyle bağdaştırmadı.
Butlan kararını kayyum riskine karşı kabul ettiğini anlattı
Kılıçdaroğlu, kendisine yöneltilen “hain”, “işbirlikçi”, “darbeci”, “sarayın kayyumu” ve “proje” gibi ağır ifadeler karşısında kararının gerekçesini anlattı. Mutlak butlan kararını kabul etmemesi halinde partiye valilik tarafından bir kaymakamın kayyum olarak atanabileceğini söyledi.
Kılıçdaroğlu’na göre mahkeme kararı yalnızca kendisini göreve döndüren bir karar değildi. Eski Parti Meclisi’nin de göreve döndüğünü belirten Kılıçdaroğlu, bu nedenle sürecin CHP’yi dışarıdan atanacak bir kayyum yerine kendi kurumsal organlarıyla yönetme iradesi anlamına geldiğini savundu.
Yüz yıllık parti kayyumla yönetilemez dedi
Kılıçdaroğlu, mahkeme süreci devam ederken kendisine “Ne yapacaksın?” diye soran isimlere verdiği yanıtı da canlı yayında anlattı. Eğer partiye mahkeme tarafından kayyum atanırsa buna karşı çıkacağını söylediğini belirten Kılıçdaroğlu, yüz yıllık CHP’nin kayyumla yönetilemeyeceğini ifade etti.
Ancak mutlak butlan kararı verilmesi halinde hukuki kararın gereğini yerine getirmek zorunda olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, eski yöneticilerin ve eski Parti Meclisi üyelerinin de göreve döndüğünü hatırlattı. Kılıçdaroğlu, bu sürecin temel hedefinin şaibe iddiası olmayan, doğru ve düzgün bir kurultay yapmak olduğunu dile getirdi.
Arınma videosu için karar önceden biliniyordu iddiasını reddetti
Kılıçdaroğlu’na, mahkeme kararından bir gün önce yayınladığı “arınma” başlıklı video da soruldu. Bu videonun kararın çıkacağını bildiği için yayınlandığı yönündeki yorumları reddeden Kılıçdaroğlu, kararın çıkacağını bilmesi halinde böyle bir video yayınlamayacağını söyledi.
Kılıçdaroğlu, zaman zaman video mesajlar yayınladığını ve arınma çağrısının yeni olmadığını ifade etti. Partinin kirlilikten arınması gerektiğini daha önce de defalarca söylediğini belirten Kılıçdaroğlu, bu çağrının mahkeme kararıyla değil CHP’nin tarihsel kimliğiyle ilgili olduğunu vurguladı.
CHP’nin ahlaki üstünlüğünü savundu
Kılıçdaroğlu’nun canlı yayındaki en güçlü vurgularından biri CHP’nin ahlaki üstünlüğü oldu. CHP’ye geçmişte “komünist”, “faşist” ya da “dinsiz” gibi siyasi yaftalar yöneltildiğini hatırlatan Kılıçdaroğlu, buna rağmen partinin ahlaki üstünlüğüne yönelik bir tartışmanın geçmişte bu şekilde yaşanmadığını söyledi.
Kılıçdaroğlu, CHP’li bir siyasetçinin konuştuğunda toplumun onu dikkatle dinlediğini, bunun da partinin doğruyu söyleme ve temiz siyaset geleneğinden kaynaklandığını belirtti. Bu nedenle CHP’nin kişisel çıkar, zenginleşme ve kirli ilişkilerle anılmasına izin verilemeyeceğini ifade etti.
Erdoğan’la işbirliği iddiasını sert sözlerle reddetti
Programda Kılıçdaroğlu’na, iktidarla gizli bir işbirliği yapıp yapmadığı açıkça soruldu. Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ı her dönemde eleştirdiğini, “müzakere değil mücadele” çizgisini savunduğunu belirterek bu iddiaları reddetti.
Kılıçdaroğlu, Erdoğan’a karşı en sert eleştirileri yapan siyasetçilerden biri olduğunu, bu nedenle hakkında çok sayıda dava açıldığını ve tazminat kararlarıyla karşı karşıya kaldığını söyledi. “Memleketi bu hale kim getirdi?” sözleriyle iktidara yönelik eleştirel tutumunu sürdüren Kılıçdaroğlu, kendisine yöneltilen işbirliği iddialarını haksız ve yıpratma amaçlı bulduğunu ifade etti.
Özgür Özel’e kritik uyarılar yaptığını açıkladı
Kılıçdaroğlu, 38. Kurultay sonrasında Özgür Özel’e partiyle ilgili bazı kritik başlıkları aktardığını açıkladı. Bunların bir genel başkanın bilmesi gereken meseleler olduğunu söyleyen Kılıçdaroğlu, bazı belediye başkanlarının aday gösterilmemesi gerektiği yönünde uyarıda bulunduğunu belirtti.
Kılıçdaroğlu, parti arşivinde bazı belediye başkanlarıyla ilgili raporlar bulunduğunu ve bu raporlar nedeniyle Özgür Özel’e bazı isimler konusunda dikkatli olunması gerektiğini söylediğini ifade etti. İsim vermekten kaçınan Kılıçdaroğlu, bunu partinin zarar görmemesi için yaptığını söyledi.
Belediye başkanlarına hesap verebilirlik hatırlatması yaptı
Kılıçdaroğlu, kendi genel başkanlığı döneminde CHP’li belediye başkanlarına yönelik uyguladığı denetim ve bilgilendirme mekanizmasını anlattı. Belediye başkanlarının seçildikten sonra genel merkezde toplandığını, emekli Sayıştay denetçileri, İçişleri Bakanlığı müfettişleri ve mali uzmanlar tarafından bilgilendirildiğini söyledi.
Kılıçdaroğlu, belediye başkanlarına “Harcadığınız para sizin değil, halkın parasıdır” anlayışıyla hareket etmeleri gerektiğini anlattığını belirtti. CHP’li belediyeciliğin temel gücünün halka hesap verebilirlik olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, belediye yönetimlerinde denetim mekanizmasının önemine dikkat çekti.
Belediyeler sosyal kuruluşlardır mesajı verdi
Kılıçdaroğlu, CHP’li belediyelerin sosyal hizmet anlayışına da vurgu yaptı. Kreş örneğini veren Kılıçdaroğlu, belediyelerin özellikle yoksul mahallelerden başlayarak kreş açmasının toplum yararına bir hizmet olduğunu söyledi.
Kılıçdaroğlu’na göre belediye başkanı, halka dönük sosyal hizmet yaptığında bundan dolayı soruşturma tehdidiyle karşı karşıya kalmaz. Ancak kamu kaynağının kişisel çıkara dönüştürülmesi halinde bunun ayrıca sorgulanması gerektiğini ifade etti.
Belediye soruşturmaları parti meselesine dönüştürülmemeli dedi
Kılıçdaroğlu, geçmişte Aziz Kocaoğlu ve Yılmaz Büyükerşen gibi CHP’li belediye başkanlarının da yargılandığını hatırlattı. Bu süreçlerde belediye dosyalarının doğrudan parti meselesi haline getirilmediğini, hukuki süreçlerin belediye ile adliye arasında yürütüldüğünü söyledi.
Buna rağmen Kılıçdaroğlu, ihtiyaç duyulması halinde parti olarak uzman ve avukat desteği verildiğini belirtti. İzmir Büyükşehir Belediyesi örneğini hatırlatan Kılıçdaroğlu, uzman desteğinin hukuki süreçlerde önemli katkı sağladığını anlattı.
Kişisel çıkar varsa CHP’de yeri yoktur dedi
Kılıçdaroğlu, siyasi soruşturmalarla kişisel çıkara dayalı iddiaların birbirinden ayrılması gerektiğini söyledi. Siyasi söz, düşünce ya da muhalefet nedeniyle yürütülen davalara karşı çıkacağını belirten Kılıçdaroğlu, kişisel çıkar ve zenginleşme iddialarında ise tavrının net olduğunu vurguladı.
Kılıçdaroğlu, herhangi bir belediye başkanının gerçekten yanlış bir iş yapmadığı ve kişisel çıkar ilişkisine girmediği sürece başının üstünde yeri olduğunu söyledi. Ancak kişisel çıkara dönük bir eylem varsa, o kişinin CHP’de yerinin olmayacağını belirtti.
Ekrem İmamoğlu için sözlerinin arkasında durdu
Yayında Kılıçdaroğlu’na Ekrem İmamoğlu’na ilişkin geçmişte yaptığı açıklamalar da hatırlatıldı. Kılıçdaroğlu, İmamoğlu tutuklandığında evini ziyaret ettiğini ve kapının önünde yaptığı basın açıklamasındaki sözlerinin bugün de arkasında olduğunu söyledi.
Kılıçdaroğlu, “Ekrem Bey’e ve ailesine sahip çıkmak hepimizin ortak görevidir” sözünü yineledi. Ancak arınma kavramının yalnızca İmamoğlu üzerinden okunmasını doğru bulmadığını belirterek, meselenin kişisel değil, partinin tamamını ilgilendiren kurumsal bir sorumluluk olduğunu vurguladı.
Yolsuzluğun partisi olmaz diyerek çifte standarda tepki gösterdi
Kılıçdaroğlu, yolsuzluk iddialarında çifte standart uygulanmasını doğru bulmadığını söyledi. Sadece CHP’li belediye başkanlarının tutuklu olmasını kamu vicdanını yaralayan bir durum olarak değerlendirdi.
Kılıçdaroğlu, yolsuzluğu kim yaparsa yapsın karşısında durulması gerektiğini ifade etti. Ancak iktidara yakın belediyelerle ilgili iddiaların görmezden gelinip yalnızca CHP’li belediyelere operasyon yapılmasının siyasi amaç taşıdığına dikkat çekti.
İBB ve diğer dosyalar için komisyon kurulduğunu açıkladı
Kılıçdaroğlu, İBB iddianamelerini ve belediye başkanlarıyla ilgili dosyaları hukukçuların incelediğini söyledi. Kendisinin bütün iddianameleri tek tek okuma imkânı olmadığını belirten Kılıçdaroğlu, oluşturulan komisyonun dosyaları değerlendirdiğini ve kendisine özet bilgi sunduğunu ifade etti.
Bu açıklama, Kılıçdaroğlu’nun süreci yalnızca siyasi söylem üzerinden değil, hukuki değerlendirme mekanizmasıyla takip ettiğini gösterdi. Kılıçdaroğlu, kimseyi peşinen suçlamadığını ancak iddiaların da yok sayılmaması gerektiğini belirtti.
Masumiyet karinesi tartışmasına yanıt verdi
Kılıçdaroğlu’na, arınma söyleminin masumiyet karinesiyle çelişip çelişmediği de soruldu. Kılıçdaroğlu, kimseyi mahkeme kararı olmadan suçlu ilan etmediğini söyledi.
“Suçlu belediye başkanı” ile “sorunlu belediye başkanı” arasında fark olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, bazı belediye başkanlarıyla ilgili parti arşivinde olumsuz raporlar bulunduğunu ifade etti. Kılıçdaroğlu, bu uyarıların kişisel kanaate değil, parti içi raporlara ve denetim süreçlerine dayandığını anlattı.
Tutuklu belediye başkanlarını ziyaret ettiğini söyledi
Kılıçdaroğlu, tutuklu belediye başkanlarının yanında olmadığı yönündeki eleştirilere de yanıt verdi. Hapishanede ziyaretler yaptığını belirten Kılıçdaroğlu, hatta bayram günü tatilini keserek belediye başkanlarını ziyaret ettiğini söyledi.
Kılıçdaroğlu, bu ziyaretlerin kişilere göre değil, ilkesel bir dayanışma anlayışıyla yapıldığını ifade etti. Ancak yine de kişisel çıkara dönük bir eylem olup olmadığının ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Sarıyer Belediye Başkanı örneğini gündeme getirdi
Kılıçdaroğlu, siyasi nitelikli davalarla yolsuzluk dosyalarının birbirinden ayrılması gerektiğini anlatırken Sarıyer Belediye Başkanı örneğini verdi. Bir belediye başkanının işçilere dağıtmak için bir atölyeden kazak ve gömlek alması üzerinden ağır suçlamalarla karşılaşmasını eleştirdi.
Kılıçdaroğlu, bu tür davaların siyasi nitelik taşıdığını ve bunlara karşı çıkılması gerektiğini söyledi. Buna karşın kişisel çıkar ve kamu kaynağının kötüye kullanımı iddialarının da ciddiyetle ele alınması gerektiğini belirtti.
Yargı bağımsız değil ama dosyalar incelenmeli dedi
Kılıçdaroğlu, Türkiye’de yargının bağımsız olduğuna inanmadığını açıkça söyledi. Can Atalay, Selahattin Demirtaş ve Osman Kavala örneklerini vererek siyasi davalarda yargının bağımsız işlemediğini belirtti.
Ancak Kılıçdaroğlu, yargıya yönelik bu eleştirinin bütün yolsuzluk iddialarını yok saymak anlamına gelmemesi gerektiğini savundu. Savcının iddia makamı, avukatın savunma makamı, hâkimin ise karar makamı olduğunu hatırlatarak, iddiaların hukuk zemininde çürütülmesi gerektiğini söyledi.
Gazetecilere sorgulama çağrısı yaptı
Kılıçdaroğlu, medyanın iddiaları daha derinlemesine sorgulaması gerektiğini söyledi. Bazı iddiaların kamuoyunda konuşulduğunu ancak bu iddialara muhatap olanların neden dava açmadığının yeterince sorgulanmadığını belirtti.
Kılıçdaroğlu, gazeteciliğin görevinin tarafları aklamak değil, gerçeği ortaya çıkarmak olduğunu ifade etti. Eleştiriye her zaman saygı duyduğunu söyleyen Kılıçdaroğlu, gazetecinin eleştirel gözle bakmasının mesleğin gereği olduğunu vurguladı.
Merdan Yanardağ sorusuna yeni öğrendim yanıtı verdi
Programda gazeteci Merdan Yanardağ’ın cezaevinden ilettiği soru da Kılıçdaroğlu’na yöneltildi. Yanardağ’ın, Kılıçdaroğlu ile yaptığı röportajın iddianamede suçlama konusu edildiğini söylemesi üzerine Kılıçdaroğlu, bu durumu yeni öğrendiğini ifade etti.
Kılıçdaroğlu, bir gazetecinin kendisiyle röportaj yapmasının suç oluşturmayacağını söyledi. İddianamelerin hukukçu komisyon tarafından incelendiğini belirten Kılıçdaroğlu, haksızlık olup olmadığının bu değerlendirmeler sonucunda ortaya konulacağını ifade etti.
Kurultay tartışmalarında CHP yöneticilerine çağrı yaptı
Kılıçdaroğlu, CHP kurultayıyla ilgili “şaibe” tartışmalarına da değindi. Bu ifadeyi ilk olarak Erdoğan’ın, ardından Bahçeli’nin kullandığını söyleyen Kılıçdaroğlu, kendisinin ise CHP kurultayına şaibeli denilemeyeceğini açıkça ifade ettiğini belirtti.
Kılıçdaroğlu, parti yöneticilerinin de güçlü biçimde “Bizim kurultaylarımızda şaibe olmaz” demesi gerektiğini söyledi. Bu noktada sessiz kalınmasını eleştiren Kılıçdaroğlu, CHP’nin kurumsal itibarının ancak açık, net ve kararlı bir savunmayla korunabileceğini dile getirdi.
Kurultay için en kısa sürede mesajı verdi
Kılıçdaroğlu, mahkeme sürecinin ardından partiyi en kısa sürede kurultaya götüreceğini söyledi. Kendisine yöneltilen “Kurultaya neden gitmiyorsunuz?” sorusuna ise tedbir kararı ve hukuki sürecin sınırları çerçevesinde yanıt verdi.
Kılıçdaroğlu, görevinin partiyi uzun süreli bir belirsizlik içinde tutmak olmadığını ifade etti. En kısa sürede sağlıklı, tartışmasız ve şaibe iddiası taşımayan bir kurultay yapılması gerektiğini belirtti.
Parti tüzüğü ve ön seçim için değişim mesajı verdi
Kılıçdaroğlu, CHP’nin yalnızca yönetim krizinden çıkmasını değil, aynı zamanda ahlaki ve kurumsal temellerinin güçlendirilmesini hedeflediğini söyledi. Partinin kuruluşundaki ahlaki kodlara yeniden kavuşması gerektiğini ifade etti.
Kılıçdaroğlu, parti tüzüğünün de değişmesi gerektiğini belirterek, ön seçimi zorunlu hale getirme mesajı verdi. Delege pazarlıklarıyla değil, tabanın iradesine dayanan bir aday belirleme sisteminin CHP’yi güçlendireceğini savundu.
Adaylık sorusuna destek olursa olur yanıtı verdi
Kılıçdaroğlu’na yeniden genel başkanlığa aday olup olmayacağı da soruldu. Kılıçdaroğlu, bugüne kadar hiçbir göreve kendi kendine aday olmadığını, kendisine destek verilirse adaylığın gündeme gelebileceğini söyledi.
Kılıçdaroğlu, adaylığın tek kişinin iradesiyle değil, destek ve talep oluşmasıyla ortaya çıkacağını ifade etti. Partiyi belli bir noktaya getirdikten, kirlilikten arındırdıktan ve kurumsal temelleri güçlendirdikten sonra huzurlu bir yaşam sürmek istediğini de dile getirdi.
Erdoğan soruları üzerinden özgürlük vurgusu yaptı
Kılıçdaroğlu, kendisine Erdoğan’ın destek verip vermediği yönündeki soruların haksız olduğunu söyledi. Yıllarca Erdoğan’a karşı mücadele ettiğini belirten Kılıçdaroğlu, bu nedenle böyle bir iddianın kendisine yöneltilmesini doğru bulmadığını ifade etti.
Kılıçdaroğlu, gazetecilerin kendisine özgürce soru sorabildiğini ancak Erdoğan’a aynı soruların yöneltilemeyeceğini savundu. Bu sözlerle hem kendi demokratik tahammülünü hem de iktidarın medya karşısındaki tutumuna ilişkin eleştirisini ortaya koydu.
Kılıçdaroğlu yayında temiz siyaset çizgisini öne çıkardı
Sözcü TV canlı yayınında Kemal Kılıçdaroğlu’nun verdiği mesajların merkezinde CHP’nin kurumsal kimliği ve temiz siyaset vurgusu yer aldı. Kılıçdaroğlu, kendisine yönelik ağır eleştirilere rağmen kararını CHP’yi kayyumdan koruma, partiyi tartışmasız bir kurultaya götürme ve ahlaki üstünlüğü yeniden güçlendirme sorumluluğuyla açıkladı.
Yayında hem iktidarın yargı üzerinden muhalefeti baskı altına aldığını savunan hem de CHP içinde hesap verebilirlik çağrısı yapan Kılıçdaroğlu, iki yönlü bir siyasi hat çizdi. Bir yandan çifte standarda karşı çıktı, diğer yandan CHP’nin kişisel çıkar ilişkilerinden uzak tutulması gerektiğini belirterek, partinin geleceği için arınma, hukuk ve kurumsal disiplin mesajı verdi.




